<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="bbPress/1.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
		>
	<channel>
		<title>dua dostlugu &#187; Etiket: AMINE - Son Konular</title>
		<link>http://mucize.net/forum/tags/amine</link>
		<description>dualar</description>
		<language>tr-TR</language>
		<pubDate>Fri, 17 Apr 2026 21:00:34 +0000</pubDate>
		<generator>http://bbpress.org/?v=1.2</generator>
				<atom:link href="http://mucize.net/forum/rss/tags/amine/topics" rel="self" type="application/rss+xml" />

		<item>
			<title>AMINE burada "Hoş geldin ey CAN...!"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9347#post-142491</link>
			<pubDate>Tue, 19 Feb 2008 12:06:27 +0000</pubDate>
			<dc:creator>AMINE</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">142491@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Hoş geldin ey CAN...! </p>
<p>Aslında hoş geldin demek yanlış olur sana.. çünkü bir kişiye hoş geldin demek için o kişinin benden uzak olması arada sırada gelmesi gerekir.. </p>
<p>Sen benden hiç ayrı değilsin ki, sen canımda ki cansın ki.. nasıl hoş geldin diyeyim sana. Sen her dem benimlesin. Çünkü ben her dem her saniye seninleyim, seninle konuşur, seninle susar, seninle güler, seninle ağlarım, seninle uyur, seninle uyanırım. </p>
<p>Peki bu hoş geldin neden. </p>
<p>Bu hoş geldin bana her dem ayrı bir huzur kattığına, her saniye yeni bir güzellik yaşattığına, her dem daha bir RABBİMİ hatırlattığına, her dem daha bir güven vermene, her dem daha bir RABBİME yaklaşmana.. </p>
<p>İşte bu yüzden yine ve yeniden ve en güzeliyle ve en huzurlusuyla </p>
<p>Hoş geldin ey cana can olan<br />
Hoş geldin ey öze öz olan<br />
Hoş geldin ey söze söz olan </p>
<p>Hoş geldin yüreğimin olmazsa olmazı<br />
Hoş geldin aklımdan hiç çıkmayan<br />
Hoş geldin dualarımın en güzel amini<br />
Hoş geldin RABBİMİN en güzel nimeti </p>
<p>Hz Yusuf'un yokluğunda gözlerini dünyaya kapatan Yakup gibi, senden uzak kaldığım her demde gözlerim dünyaya körleşecek ve geldiğinde ve varlığında seninle bakacak bu gözler dünyaya... </p>
<p>Mecnun'da Leyla nasıl Mevla ise bende de sen her dem Mevla'yı hatırlatan bir nursun. İsmini her andığımda RABBİMİ anmak huzuru sarıyor içimi... </p>
<p>Mevlana Şemsi bulduğunda bir şeyin farkına varmıştı. Onun farkına vardığı şey onca okuduğunun bilmediklerinin yanında bir hiç olduğuydu. İşte Mevlana Şemsi bulduğunda hakikatı bir kez daha anlamıştı. </p>
<p>Ve ben seni bulduğum gün bilmediklerimin daha bir farkına varıp seninle hakikatı arama güzelliğini huzurunu yaşadım. </p>
<p>Bülbülün güle olan özlemi sadece onun maddesine değildi. Bülbül güle her baktığında Gül-ü Muhammediyi görüyordu. Ve O'na olan özlemini gülde vuslata erdiriyordu. Ve ben bugün yine bir bülbül olup seni her andığımda seni her düşündüğümde sende seninle RASULÜ anmanın güzelliğini huzurunu buldum. </p>
<p>Hicret esnasında Peygamberi müşriklerden koruyan güvercin misalisin benim için. Dünyadan kaçıp huzur için sığındığım kendi dünyamın kapısında beni şeytan ve nefisten koruyan bir güvercin oldun. </p>
<p>Seninle her dem nefis ve şeytandan korunmak<br />
Seninle her dem dünyadan usanıp ahireti aramak<br />
Seninle her dem bülbül olup Gül-ü Muhammediyi aramak<br />
Seninle her dem Mecnun olup Mevla'ya ulaşmak<br />
Seninle her dem Mevlana olup hakikatı bulmak<br />
Seninle kul olmak<br />
Seninle ümmet olmak<br />
Seninle kendimi bulmak<br />
Seninle ben, benimle sen olmak<br />
İşte RABBİM için sevmek<br />
İşte RABBİM için candan geçip tek can olmak<br />
İşte RABBİM için benden geçip biz olmak<br />
İşte Mü'min olmak Mü'min olabilmek...Hoşgeldin CaN...</p>
<p>alıntı<br />
__________________
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>AMINE burada "Gözümüz Seninle aydın Ya Resulallah"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9346#post-142489</link>
			<pubDate>Tue, 19 Feb 2008 12:05:13 +0000</pubDate>
			<dc:creator>AMINE</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">142489@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Gözümüz Seninle aydın Ya Resulallah </p>
<p>Cenabı Hakk’ın isminin yanında Efendimizin de adının bulunmasıyla alakalı Endülüslü büyük alim Kadı Iyaz, Şifa-i Şerif’inde şunu nakleder: Hazreti Âdem, kendisine yasaklanan meyveden yedikten sonra Cenâbı Allah’a Efendimiz’i şefaatçi ederek yalvarmış; “Muhammed hürmetine beni affet!” demiştir. </p>
<p>Allah Teâlâ’nın, “Sen Muhammed’i nereden biliyorsun?” sorusuna karşılık da, “Ben, Cennet’in kapısında ‘Lâ ilâhe illallah, Muhammedun rasûlullah’ yazısını gördüm. İsmi, Senin İsm-i Şerifi’nin yanında anılan biri, Sen’in yanında en kıymetli olsa gerek!” şeklinde cevap vermiştir. </p>
<p>Bazı kitaplarda rivayet edildiğine göre, ezanı işiten kimse, birinci “Eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah” denilince: “Sallallahu aleyke ya Rasûlallah = Allah sana salât etsin, ey Allah’ın Peygamberi!” der. İkinci defa, “Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah” denilirken de “Karret aynî bike, ya Rasûlallah = Gözüm seninle aydın oldu/olsun, ey Allah’ın peygamberi!” der. Bunları söylerken de, baş parmaklarının uçlarını öperek gözlerine sürer ki, bunun müstahab olduğu ifade edilir. Gözüm seninle aydın oldu... ne güzel bir söz. </p>
<p>Hani, Türkçemizde “göz aydınlığı” tabirini kullanırız.. çocuğu doğana, oğlu askerden gelene, evladını evlendirene... hep “gözünüz aydın olsun” deriz ya!. İşte “Karret aynî bike ya Rasûlallah” sözünün karşılığı da aynı manadır. Yani, onun nam-ı celilinin her ilan edilişinde âdetâ yeni bir viladete, yeni bir vuslata ve bambaşka bir şeb-i arûsa şahit oluyor gibi “Ya Rasûlullah, Seninle gözümüz aydın oldu” deriz: Sen geldin her şey karanlıktan kurtuldu, her varlık ışığa gark oldu. </p>
<p>Sen geldin, gözlerimizin içi aydınlandı, kalbimiz aydınlandı, dünya aydınlandı, ukbaya giden yollar aydınlandı. Sen geldin, yürüdüğümüz yollar nurlandı, adımımızı atacağımız, ayağımızı basacağımız yerler aydınlandı.</p>
<p>Zaman Gazetesi Ailem Dergisi
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>AMINE burada "YA RABBI!"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/8296#post-126745</link>
			<pubDate>Fri, 01 Feb 2008 17:12:50 +0000</pubDate>
			<dc:creator>AMINE</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">126745@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>YA RABBI!</p>
<p>Ya Rabbi! Seni tarif etmektedir bütün güzel isimler<br />
Sen güzel isimlerini asikar etmezsen ruhum karanlikta kalir<br />
Esmaül Hüsana'na sahit yaz beni</p>
<p>ALLAH(c.c.)(cc)!<br />
Sensin ALLAH(c.c.)(cc) sanadir kullugum<br />
Sendedir çarem seninledir varligim<br />
Seni arar ruhum seni anar kalbim<br />
Baskasina degil sana muhtacim<br />
Baskasini degil seni çagiririm<br />
Baskasi yaratilmistir sen yaradansin<br />
Baskasi devamsizdir sen daimsin ve daim eyleyensin<br />
Baskalari muhtaçtir sen ihtiyaçsizsin ihtiyaçlari görensin<br />
Baska ilah yok sen ALLAH(c.c.)(cc)'sin<br />
Sen ki esi benzeri olmayansin<br />
Sen ki bütün eksiksiz sifatlarin sahibisin<br />
Cemaline çevir yüzümü baskasina ragbet ettirme kalbimi
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>AMINE burada "Ellerimizi Sana aciyoruz Allah&#039;im!"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/8214#post-125654</link>
			<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 14:53:00 +0000</pubDate>
			<dc:creator>AMINE</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">125654@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Ellerimizi Sana aciyoruz Allah'im!</p>
<p>Keyfi idareler altinda inleyen milyonlarca garibin Senden istedigi ne ise, onun icin...</p>
<p>Ey Rab'bimiz!</p>
<p>Arefe aksami toplanan pazarlarin ardindan, atilmis eski ayakkabilar icerisinde bayramda cocuguna giydirecek bir papuc arayan anne- babanin samimiyeti ne ise onunla...</p>
<p>Ey Rab'bimiz!</p>
<p>Filistin'de gozleri onunde uc aylik bebeginin taslara carpilarak katledildigine sahit olan ananin Sana cozulen lisaniyla...</p>
<p>Ey Rab'bimiz!</p>
<p>Dunyanin herhangi bir kosesinde, beli iki buklum olmus doksanlik dedenin sarigi, bir dusman elinin hinciyla basindan cekilip ayaklar altina alinirken ne hissettiyse o hislerle...</p>
<p>Ey Rab'bimiz!</p>
<p>Peygamber ummeti oldugunu soylemeye uatnacak hale gelmis su toplulugumuzu yeniden kendine dondur, kabahatlerimiz yuzunden kalplerimize yerlestirdigin vehn'i söküp al;</p>
<p>Ey Rab'bimiz!</p>
<p>Bizi yeniden Sana teslim olan insanlari kavusturdugun seref ve izzete kavustur!</p>
<p>AMIN AMIN AMIN
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>AMINE burada "Dualarimiz Baharimizdir..."</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/8212#post-125652</link>
			<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 14:50:22 +0000</pubDate>
			<dc:creator>AMINE</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">125652@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Soğuk bir kış günü...</p>
<p>Özlemişiz...</p>
<p>Özlemişiz de dudaklarımızdan sessiz,sözsüz bir duâ yükselmiş.</p>
<p>Dağlar,ovalar her yer nakış nakış işlensin demişiz, işlenmiş.</p>
<p>Derken meyveleri iyice pişirmiş yaz</p>
<p>( yaz mı pişirmiş? )</p>
<p>Duâlarımız...</p>
<p>Ocağın altına sürülen çalı çırpı tutuşturmuş ocağı.</p>
<p>Sonra sonbahar, sonra kış..</p>
<p>Biz istedik bu mevsimleri. Onlar da çıkıp çıkıp geldi.</p>
<p>Nereden geldi? Kim gönderdi?</p>
<p>Dön, duâlarına bak şimdi. Acizliğine, fakirliğine yani.</p>
<p>Gak dersek ekmek, guk dersek su geliyor.</p>
<p>"Acizim" diyelim, su; "fakirim" diyelim, ekmek gelsin.</p>
<p>Desek de demesek de bizi görüyor gören ve gönderiyor zaten ne lâzımsa bize.</p>
<p>Bir işe yaramayan acizliği fakirliği, işe yarar hale getirmek insanların işi.</p>
<p>Acizim diyorum mevsimler dönüyor.</p>
<p>Fakirim diyorum, renkli lezzetli sofralar kuruluyor önüme.</p>
<p>Bütün duâlarım kabul olmuş da, haberim yok...</p>
<p>(alıntıdır)...
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>AMINE burada "İnsan önce yüreğindeki Kâbe’yi bulmalı"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/8215#post-125656</link>
			<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 14:56:02 +0000</pubDate>
			<dc:creator>AMINE</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">125656@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>İnsan önce yüreğindeki Kâbe’yi bulmalı, ondan sonra düşmeli hac yoluna. Gideceği yolu bilmeyenler, kıblesine henüz karar vermeyenlerin gidebileceği bir yer yoktur. Başını taştan taşa vurarak akan sular, yatağı doğru değilse gideceği yer de bir bilinmezdir. Yanlış yol, kırılmış ve yıkılmış kalpler bırakır hüzünlü mazide.<br />
Nerede, nasıl, hangi mevkide olursa olsun insan önce gideceği yönü bulup, pusulasını o tarafa yöneltmeli. Sonra revan olmalı yollara.<br />
Doğru yönü bulmak kadar doğru yolda ilerlemek, yürümek için de çaba göstermek gerekir. Yürümek için içinde bir aşk yangını her gün yanmalı. Yürekte yangın yoksa yol çekilmez olur. En küçük engeller insanı yolundan döndürebilir. Küçük bir çakıl taşı, yoldaki bir tümsek, açılmış bir çukur; yanlış bir işaret ya da işaretçi yoldan çıkarabilir insanı.<br />
Kıblesini bulup yoluna revan olan varmak istediği yere geldiğinde, çektiği zahmet kadar kıymet arz eder vardığı yer. Kolaylıkla elde edilenin kıymeti yoktur. Yollarda çekilen ıstırabı, vuslatta rahmete dönüştürmek de önemlidir.<br />
Varılmak istenen Kâbe’ye varıldığında sevgiliye kavuşulmanın verdiği heyecanla “buyur” denilmeli. Yüreğinin seni çağırdığı yerde olmanın mutluluğuna gözyaşı ırmağı karışmalı.<br />
Dönmeli bir Mevlevi gibi ellerini açıp yüreğindeki Kâbe’nin etrafında. Kendinden kaçıp kendini bulmalı. Kendinden uzaklaşıp, kendine yaklaşmalı. Açılmalı içindeki demir perdelerle kapalı gönül kapısı. Herkesi, her şeyi kucaklayacak kadar genişlemeli. Yıkmalı içindeki putları kendinden öncekiler gibi. Eğmeli başını gökten toprağa eğilen güneş gibi. Toprakta bir gölge olmalı, gölgede hiç.<br />
Gidip gelmeli içindeki vicdan vadisinde, zemzem ırmağını bulmak için. Pişmanlık duvarlarını yıkıp içindeki günah vadisine bir beyaz ihramla yol almalı.<br />
İçindeki gecenin siyah örtüsünün arkasından ağarırken gün, ellerini açıp vakfede durmalı. Kalabalık bir mahkemenin önünde sanık sandalyesinde yalnız yargılamalı kendisini. Bütün günahlara karşı durur gibi dik ama bir o kadarda mütavazi bir el açmalı sevgilisine.<br />
İbrahim (as) gibi bütün putları kırıp kendi boynuna asmalı gerektiğinde baltayı. Sonra en büyük nefis putunu devirmeli. Ateşi, ateşe atıp, ateşi yakmalı ateşle. Yandığında pişmeli, piştiğinde yanmalı. Alevlerden geriye kalan korlar gülün kırmızılığına dönüşmeli. Yürekte bir tomurcuk yetim ve öksüz açmalı. Kendinden hicret edip gönül dünyasında bir muhacir olmalı.<br />
Bulmalı araya araya kaybolmuş merhameti, aşkı, şefkati, sabrı, çileyi, emeği, umudu…<br />
Tam arındım demeden, günahları geride bırakıp gitmeye hazırlanmadan önce içindeki şeytanı taşlamalı. Başkalarının şeytanlarına söz söylemeden önce en büyük taşı içindeki şeytana atmalı.<br />
Sonra sıyrılmalı bütün benliğini kuşatmış günah esaretinden. İhramını çıkartarak ana rahmine yeni düşmüş bebek gibi masum kalmalı ömrünün her deminde.<br />
Bir muhacir hüznü ile geldiği bu aşk mabedinden münevver bir şehrin yoluna revan olmalı. Bir aşk nurunun bahçesinde mecnun olmalı. Dünyada bir muhacirken, yüzünü sürdüğü topraklar, eğildiği secde, kırdığı putlar, yaktığı benlik onu ensarlığa terfi ettirmeli.<br />
Gittiği yer yöne, vardığı her yere, karşılıksız, çıkarsız güller götürmeli. Kendi bahçesinde yetiştirdiği gülleri karamsarlık girdabındaki yüreklere sunmalı. Dünyada gül açmayan bahçe kalmayıncaya kadar yürümeli. Bir karınca misali varamasa da her gönüle, tutamasa da her uzatılan eli, gidemese de çağrılan her yere, ölmeli yolunda.<br />
Arayan bulur Kâbe’sini, bulan koşar sevdiğine, arınır toprağın yağmurla arındığı gibi günahlarından, kendinden. Bir muhacir gibi yaşadığı dünyada bir Ensar yüreği ile çalar her sabah bütün kapalı kapıları.<br />
Nice kervanlar çölün sıcağına, susuzluğuna, zahmetine rağmen tutmuşlar gül şehrinin ve gül neslinin yolunu. Geride kalanlar, birkaç gün daha müsaade bekleyenler, işlerini bitirip, evlatlarını yetiştirme telaşına düşenler, tali yollarda tökezleyenler, benlikleri ayaklarına takılanlar, bir “keşke günü”ne kadar özgürlüklerinin köleliğini sürecekler.<br />
Ne mutlu içindeki şeytanı taşlayıp, Kâbe’sini bulanlara...<br />
Hasan MAHİR
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>AMINE burada "Secdemde Dirilt Beni"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/8213#post-125653</link>
			<pubDate>Thu, 31 Jan 2008 14:51:26 +0000</pubDate>
			<dc:creator>AMINE</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">125653@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Secdemde Dirilt Beni </p>
<p>Yüzünü toprağa sür şimdi…! Evine dön. Sılana koş. </p>
<p>Subhane rabbiye’l -a’lâ. Sen varsın. Sen a’lâsın. </p>
<p>Eksiklikten uzaksın, noksanlıktan muallâsın, kusurdan mukaddessin. </p>
<p>Kusur bende. Benden yana eksiklik. Bende saklı acizlik. Bende bekler fakirlik. </p>
<p>Yalnız Sana muhtaç olma zenginliğimdir secdem. </p>
<p>Yalnız Sana kul olma şerefimdir secdem. Sultanlığımdır secdelerim. </p>
<p>Varlığımı huzurunda sıfırladığım andır. </p>
<p>Senin şah damarı yakınlığından kalbimin yakınlıklar emdiği andır, </p>
<p>Ruhumun muştular bulduğu demdir. Miracımın kab-ı kavseyni secde. </p>
<p>Beni aradan çıkardığım yerdir secde. </p>
<p>Dediğini yapıyorum, secde edip yaklaşıyorum. Sana yaklaşıyorum. </p>
<p>Tüm uzaklıkları uzaklara bırakıyorum. </p>
<p>Tüm aldanışları tuzaklarda bırakıyorum. </p>
<p>Yüzümde secdelerimin izini bırak ey Rabbim (c.c.). </p>
<p>Alnıma rahmetinin nefesini bırak ey Rabbim (c.c.). </p>
<p>Kalbime En Sevgili’nin (S.A.V.) aşkını bırak ey Rabbim (c.c.). </p>
<p>Secdemden dirilt beni. </p>
<p>Secdemde öldür beni. </p>
<p>Secdemde durut beni. </p>
<p>Secdemde doğrult beni. </p>
<p>AMİN...
</p>]]></description>
					</item>

	</channel>
</rss>
