<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="bbPress/1.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
		>
	<channel>
		<title>dua dostlugu &#187; Etiket: en - Son Konular</title>
		<link>http://mucize.net/forum/tags/en</link>
		<description>dualar</description>
		<language>tr-TR</language>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2026 04:43:19 +0000</pubDate>
		<generator>http://bbpress.org/?v=1.2</generator>
				<atom:link href="http://mucize.net/forum/rss/tags/en/topics" rel="self" type="application/rss+xml" />

		<item>
			<title>Turkan burada "Bir ırmak…  (Okumanızı öneririm.)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/8689#post-132031</link>
			<pubDate>Sat, 09 Feb 2008 00:40:24 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Turkan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">132031@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Bir ırmak, çok uzak dağlardaki kaynağından çıkıp çeşitli kırları ve vadileri dolaşarak sonunda çölün kumlarına ulaştı.</p>
<p>Her kelime bir potansiyeldir ve her bir kelimenin ruhuna girmeniz gerekir.</p>
<p>Bir ırmak…</p>
<p>Irmak, yaşam için kullanılan bir mecazdır –sizin yaşamınız için, benim yaşamım için, herkesin yaşamı için. Bir tesadüf eseri buraya gelmediniz. Hep buradaydınız. Irmağınız, uzaklarda tamamıyla unuttuğunuz dağlardan, artık hakkında fikrinizin olmadığı bir kaynaktan hep akıyordu.</p>
<p>Çeşitli kırları ve vadileri dolaştınız. Her türlü deneyimi yaşadınız. Bir çok yerlerden geçtiniz  Tüm çeşitlilikten, tüm olanaklardan geçtiniz –yaşam sizi bu şekilde zenginleştirdi.</p>
<p>Ama siz unutmaya devam ediyorsunuz. Günlük kaygıların bilincinizin büyük bir kısmını ele geçirdiği için hatırlamıyorsunuz. Aslında deneyimlerinizin büyük kısmını unutmanız gerekir, çünkü dikkatiniz çok kısıtlı. Eğer farkındalığınız artarsa daha fazla anımsayabilirsiniz.</p>
<p>Buraya bir anda gelmediniz, bir sürekliliğiniz var. Bilinç bir ırmaktır.</p>
<p>Her an bir şeyler değişiyor; beden bir akıştır, varlığınız bir akıştır. Birbirini takip eden iki dakika içinde bile aynı değilsiniz. Sabahın erken saatlerinde herkes şükran dolu ve masumdur. Gün ilerledikçe, ondan bundan etkilendilçe, itilip kakıldıkça masumiyetinizi kaybetmeye başlarsınız.</p>
<p>Sürekli değişiyorsunuz. Eğer aynı kalmaya çalışırsanız hüsran yaşarsınız, çünkü o zaman yaşamın doğasına karşı gelirsiniz. Mesaj akmaktır, bırakmak. Mesaj akıntıyla birlikte gitmektir: budur yaşam. Ve korkmayın, çünkü bu ırmak yüzyıllardır akıyor ve gelecekte de akmaya devam edecektedir.</p>
<p>Siz evrenin bir parçasısınız. Yok olmayacaksınız. Gözden kaybolsanız bile yok olmazsınız; öz yok olmaz.</p>
<p>Bir ırmak, çok uzak dağlardaki kaynağından çıkıp çeşitli kırları ve vadileri dolaşarak sonunda çölün kumlarına ulaştı.</p>
<p>Sonunda!</p>
<p>Her bilinç, Sufi’nin ‘çöl’ dediği cul-de sac (çıkmaz sokak) noktasına ulaşır. Çöl, yok olduğunuzu hissetmeye başladığınız noktadır. Çöl, tamamıyla ümitsiz, anlamsız hissettiğiniz andır –ne yapılması veya yapılmaması gerektiğini bilmediğiniz, olmanın ya da olmamanın fark etmediği andır. Her bilinç, bir gün çöl ile karşılaşır; çünkü çölü geçmeden oldunlaşamazsınız. Bu her ruhun eğitiminin bir parçasıdır. </p>
<p>Bu çok garip bir fenomendir –insan ihtiyacı olan her şeye sahip olduğu bir zamanda çöl ile karşılaşır. Refah toplumu çöl ile yüzleşir. Fakir toplım halen çölden uzaktır. Zenginlik çölü yaklaştırır, çünkü arzuladığını her şeye sahipsiniz demektir. Her zaman hayalini kurduğunuz şeylere sahipsiniz, artık hayalini kuracak bir şey yoktur; çöl gelmiştir. Aniden bir çeşit uykusuzluk hissedersiniz. Uyuyamazsınız, çöl her yerdedir.</p>
<p>Bu çölü nasıl aşmalı –anlamsızlık, hüsran ve saçmalık çölünü?</p>
<p>Irmak, diğer engelleri aştığı gibi bunu da aşmaya çalıştı…</p>
<p>Her zaman geçmişe göre düşünürüz. Herkes bu şekilde karşılık verir. Karşılığın anlamı budur. Karşılık ile tepki arasındaki fark budur. Tepkide olayı o kadar masum bir gözle görürsünüz ki geçmişe göre değerlendiremezsiniz. Duruma göre hareket eder, geçmişi düşünmezsiniz. Geçmişe göre düşünürseniz ve geçmişi şu ana taşırsanız gelişme fırsatını ortadan kaldırırsınız; eski paslanmış kalıplarınızla hareket etmeye devam edersiniz. </p>
<p>Diğer engelleri aştığı gibi…</p>
<p>Dağları, platoları, vadileri aştı ırmak... Yüksek dağlardan, bilinmeyen bir kaynaktan gelerek uzun yollar katetti; uzun bir hacdaydı. Sert kayaları aşmak için bir çok deneyim yaşadı; her seferinde de başardı. Ama tüm bu deneyimler şimdi onun için yeni bir engel oluşturacaktı!…</p>
<p>Irmak çölü de aşmayı denedi, ama gitgide suyunun yok olduğunu gördü…</p>
<p>Zeka, yeni bir şeyle karşılaşıldığında, eski bir şey denenmeyeceği gerçeğini bilmektir. Durum yeni ise, yeni olun! Yaratıcı olun! Geçmişi bırakın! Bırakın bilinciniz yeniye tepki versin. Yanlış yapmaktan korkmayın, çünkü yeni bir durumda bağışlanamayacak tek hata, eskiyi tekrarlamaktır. </p>
<p>Irmak bir şekilde bu çölü aşması gerektiğine inanmıştı, ama hiç bir yolu yoktu sanki.</p>
<p>Sufiler inancın dışarıdan değil, derinlerden geldiğine inanırlar. Örneğin herkes mutluluğu arar –işte bu inanmaktır. Doğaldır. Kimse size mutluluğu aramanızı söylemedi. Kimse size mutluluğun olası olduğunu söylemedi. Aslında bir çok filozof mutluluğun olası olmadığını söyler. Freud mutluluğun olası olmadığını söyler. Nietzche, mutluluğun imkansız olduğunu söyler –hiç olmadı ve hiç bir zaman da olmayacak. Ama kim takar Freud’u veya Nietzche’yi? İnsanlar aramaya devam ediyor. Freud ve Nietzche bile aramaya devam etmiş. Her biri felsefi anlarında mutluluğun olası olmadığını düşünüyordu. Ama bir psikoanalist değil de bir insan olduğu –bir baba, bir koca, bir sevgili, bir arkadaş—olduğu anlar da vardı. Böyle anlarda da mutluluk arayışı sürdü.</p>
<p>Sufiler kelimeleri kendilerine göre kullanırlar. Dili evirip çevirirler ve kendi görüşlerine uydururlar. Ve bence onlar ‘inanç’ kelimesini gerektiği gibi kullanıyorlar.</p>
<p>Bir şekilde inanmıştı…
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>ALLAHINKULUYUM burada "hayırlı evlilik yapmam için dua eder misiniz(Allahınkuluyum)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/8816#post-133760</link>
			<pubDate>Sun, 10 Feb 2008 22:00:38 +0000</pubDate>
			<dc:creator>ALLAHINKULUYUM</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">133760@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>arkadaşlarım adım selin bana yeni tanıştığım emre için dua ederseniz sevinirim ilk görüşte aşık oldum ama ben onu yıllardır tanıyorum ALLAH a o kadar dua ettimki sonunda tanıştım tek dileğim iki dünyada da eşi olmak ne olur bana da dua edin bende sizlere edeceğim ÇOK seviyorum şu an ağlıyorum ama içimi en iyi ALLAH biliyor ben ne yapmalıyım bana acil dua verin en kesini en büyüğü LAZIM YILLARDIR EDİYORUM NE OLUR BANA MESAJLARINIZI ATIN BEKLİYORUM DİĞER ARKADAŞLARA DA İLETİRSENİZ SEVİNİRİM ALLAH HEPİMİZİN DUALARINI KABUL ETSİN
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>ALLAHINKULUYUM burada "EVLENMEK İÇİN EN ETKİLİ DUAYI BANA YAZAR MISINIZ"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/8817#post-133762</link>
			<pubDate>Sun, 10 Feb 2008 22:03:05 +0000</pubDate>
			<dc:creator>ALLAHINKULUYUM</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">133762@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>arkadaşlarım adım selin bana yeni tanıştığım emre için dua ederseniz sevinirim ilk görüşte aşık oldum ama ben onu yıllardır tanıyorum ALLAH a o kadar dua ettimki sonunda tanıştım tek dileğim iki dünyada da eşi olmak ne olur bana da dua edin bende sizlere edeceğim ÇOK seviyorum şu an ağlıyorum ama içimi en iyi ALLAH biliyor ben ne yapmalıyım bana acil dua verin en kesini en büyüğü LAZIM YILLARDIR EDİYORUM NE OLUR BANA MESAJLARINIZI ATIN BEKLİYORUM DİĞER ARKADAŞLARA DA İLETİRSENİZ SEVİNİRİM ALLAH HEPİMİZİN DUALARINI KABUL ETSİN
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Mucize-net burada "En Büyük Zenginlik Nedir!"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/3004#post-46735</link>
			<pubDate>Tue, 26 Jun 2007 10:33:54 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Mucize-net</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">46735@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Basra Karyelerinin sakinleri yedi kafile oluşturarak, Benî Nadir ve Benî Kurayza Yahudilerine içlerinde her türlü ihtiyaç maddesinin bulunduğu kervanları götürdüler. Bu kervanlarda o günün şartlarında yok yoktu. En güzel kumaşından güzel kokulara varıncaya kadar her şey...<br />
    Kervan Benî Kurayza ve Benî Nadir'e giderken, müminler onları gördüler ve dediler ki:<br />
    –Ne olurdu, şu kervanlardaki mallar bizim olaydı. O zaman hem ihtiyaçlarımızı karşılamış olur, hem de Allah yolunda sarf ederdik.<br />
    Bu hâdiseden Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz de haberdar oldu ve Mevlâ Teâlâ Hazretleri şu ayeti celileyi inzal buyurdu:<br />
    "Habibim! Celâlim hakkı için yemin ederim ki sana Seb'i Mesani'yi ve Kur'anı Azim'i verdik." (15/87)<br />
    Ayeti kerimede geçen "seb'i mesani" ile Fatiha sûresi kastedilmiştir, ayrıca Kur'an'ın tamamı da kastedilmiştir.<br />
    "Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya malına göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve Müminlere alçak gönüllü ol."(Hicr, 88)<br />
    O mal, mülk sahibi zenginler niçin bizimle birlikte olmuyor diye üzülmeyin. Dine yardım edip, dini yükseltmeye çalışmıyorlar diye de üzülmeyin. Üzülmeyin; çünkü biz size öyle büyük zenginlikler ve hazineler verdik ki, ne dünyada ne de âhiret hayatında onların eşini bulamazsınız. Dünya ve âhiret hayatının en hayırlısı Fatiha'yı, Kur'an'ı siz müminlere verdik.<br />
    O Kur'an sizi, müminleri bana kavuşturur, benim rızai şerifime kavuşturur. Cennette, aklınızın alamayacağı kadar sonsuz derecede güzel nimetlere kavuşturur. Bir de ne yapar Müminleri? Dünyaya hâkim yapar. Düşmanlarınızı da mahkûm eder.<br />
    Bu durumda şöyle bir soru ile karşı karşıya kalacağız: Kur'an bu kadar büyük bir nimet olarak Müminlerin elinde bulunuyor. Öyleyse bu saydığımız nimetlere niçin ulaşamıyoruz? Bu soruya verilecek cevap çok açık ve nettir:<br />
    "Kur'an'a lâyık amellerimiz olmadığından."<br />
    Bu konudaki sözü, Kâinatın Efendisi Sallallahu Aleyhi ve Sellem söyledi:<br />
    –Her kim Kur'anı Kerim'le zengin olmadı ise, bizden değildir.<br />
    Bir Mümin Kur'anı Kerim'e inanıyor, onunla amel etmeye çalışıyor; fakat kendisinin zengin olmadığına inanıyorsa, o bizden değildir. Demek ki, en zengin olanlar Kur'an ehli olanlardır. En büyük nimet de budur ve bu nimetin kıymetini bilelim.<br />
    İşte bu büyük nimet, Kur'an okunmazsa, vay hâlimize! Okunup da amel edilmezse, o zaman da vay hâlimize!<br />
    Vay hâlimize hem de nasıl! Millet, Kur'an ile amel etmeyi, Kur'an okumayı bırakmış. Kur'an okumak yerine, imansızların icatlarının, şarkıcılarının, yazarlarının, çizerlerinin peşinde koşuyor. Kur'an tahsili yapacakları yerde, sapık okulları bitirme çabaları içinde bocalıyorlar.<br />
    Mevlâmız bizim önümüze bu büyük nimeti koyuyor da, bizim gözümüz bunu görmüyor. Bu hâl şuna benziyor: Fakir bir adama bir çuval altın veriliyor, adam bu bir çuval altının farkında değil. Yanında bulunan bir adamın elindeki bir iki adet altına gözünü dikmiş bakıyor. Konumuzla ilgili bir ayeti kerimede de şöyle buyrulmuştur:<br />
    "Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru yola iletir. İyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdele."(17/9) </p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.beyan.com.tr/efendi.htm" rel="nofollow">http://www.beyan.com.tr/efendi.htm</a>
</p>]]></description>
					</item>

	</channel>
</rss>
