<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="bbPress/1.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
		>
	<channel>
		<title>dua dostlugu &#187; Etiket: İyiliğin - Son Konular</title>
		<link>http://mucize.net/forum/tags/iyiligin</link>
		<description>dualar</description>
		<language>tr-TR</language>
		<pubDate>Sat, 25 Apr 2026 12:35:04 +0000</pubDate>
		<generator>http://bbpress.org/?v=1.2</generator>
				<atom:link href="http://mucize.net/forum/rss/tags/iyiligin/topics" rel="self" type="application/rss+xml" />

		<item>
			<title>Turkan burada "Güzel bir hikayeile başlayalım..."</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7343#post-114395</link>
			<pubDate>Sun, 06 Jan 2008 16:54:06 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Turkan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">114395@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Kavurucu çölün ortasında üç genç yorgun argın ilerliyorlardı. Bu gençler, Peygamber efendimizin torunları Hasan, Hüseyin ile amcalarının oğlu Abdullah idi. Mekke'den Medine'ye dönüyorlardı. Çöl ortasında yiyecek ve içecekleri tükenmişti. Çok da acıkmış ve susamışlardı. Yüce Allah'a sığınarak yollarına devam ediyorlardı..<br />
Biraz ilerde, çölün bittiği yerde bir çadır farkettiler. Dizlerindeki son dermanı da kullanarak çadıra zar-zor ulaşabildiler.Çadırdan, fakir olduğu her halinden belli<br />
olan bir kadın çıktı. Ona selâm vererek:<br />
- İçecek bir şeyiniz var mı teyze? diye sordular. Kadın onlara sevgiyle baktı. Çadırın içinde serin bir yer göstererek Buyrun oturun hele, dinlenin biraz, dedi.<br />
Yaşlı kadının bu davetlni seve seve kabul<br />
ettiler. Oturup dinlendiler. Hazret-i Hüseyin<br />
Efendimiz tekrar sordu.<br />
- İçecek bir şeyiniz yok mu teyze?<br />
Kadın güleryüzle cevap verdi:<br />
- Bir keçim var.<br />
Onlar kadının ne demek istediğini anlamaya<br />
çalışırlarken, kadın da dışarı çıkmıştı.Bir müddet sonra bir bakraç sütle dönüp onlara birer tas ikram etti. Böylece susuzluklarını giderince, bu defa ne kadar aç olduklarını hissettiler.<br />
- Teyzeciğim, karnımız da çok aç. Acaba yiyecek birşeyiniz var mı? diye sordular.<br />
Kadıncağız yine güleryüzle;<br />
-Bir keçim var, diyerek dışarı çıktı. Çok geçmeden keçi ile beraber çadırın önüne geldi ve içeri seslenerek;<br />
- Bana yardım ederseniz keçiyi kesip pişirebiliriz, dedi.<br />
Bu iyiliksever kadını kırmayıp, keçiyi kesip yüzerek hep beraber pişirip yediler.<br />
Sonra da;<br />
- Teyzeciğim bizler Haşimoğullarındanız, Medine'ye yolunuz düşerse mutlaka bize uğrayın, diyerek ona hayır dualarda bulunup yola koyuldular.<br />
Onlar gittikten az sona kadının kocası geldi. Keçiyi ortalıkta göremeyince hanımına sordu. Kadıncağız olanları bir bir anlattı Adam karısına şaşkın şaşkın bakakaldı. Sonra<br />
oturup bir müddet kara kara düşündü ve;<br />
- Biliyorsun ki o keçiden başka birşeyimiz yoktu, dedi. Şimdi ne yapacağız?<br />
Karısının hiç de üzgün bir hali yoktu. Beyini teselli ederek;<br />
- Allah, darda kalan kullarını gözetir, dedi.Onlar gibi temiz, asil ve nur yüzlü insanları<br />
ağırlamak herkese nasib olmaz.<br />
Kadın, onların peygamber torunu olduğunu<br />
bilmediği halde, sırf Allah misafiri diye tek<br />
serveti olan keçisini ikram etmişti.<br />
Aradan uzun zaman geçmiş ve kadınla ko-<br />
casının yolu birgün Medine'ye düşmüştü. Alış<br />
veriş için şehrin pazarına doğru yürürlerken,<br />
güleryüzlü bir genç çıktı önlerine.<br />
Bu, Hazret-i Hasan'dı.<br />
Kadını tanıyıp selam verdi ve;<br />
- Beni hatırladınız mı? diye sordu.<br />
Yaşlı karı koca blr müddet şaşkın şaşkın<br />
baktılar Hazret-i Hasan'ın yüzüne. Onlar<br />
hatırlamayınca, Hasan efendimiz açıkladı:<br />
- Bir müddet önce üç kişi sizin çadırınıza gelmişti. Onlara süt ikrâm etmiş, bir de keçinizi kesmiştiniz. İşte ben onlardan biriyim.<br />
Kadının yüzü sevinçle aydınlandı.<br />
- Tabii ya! Sen o hayırlı misafirlerden birisin.<br />
Hazret-i Hasan onları evine götürüp, çok<br />
tatlı şeyler söyleyerek ikram ve iltifatlarda<br />
bulundu. Sonra da 1000 dirhem gümüş<br />
ve yüz koyun borç alarak onlara hediye edip,<br />
yanlarına da bir adam kattı ve kardeşi<br />
Hüseyin'e yolladı.<br />
Hazret-i Hüseyin efendimiz de tıpkı ağabe-<br />
yi gibi onları güleryüzle karşıladı. O da bin<br />
dirhem gümüşle ikiyüz koyun borç alıp hediye<br />
etti ve onları üçüncü kişi olan amcaoğlu<br />
Abdullah'a gönderdi. Abdullah onları sevinçle karşılayıp evine davet etti ve;<br />
- Hasan ve Hüseyin'e uğradınız mı?<br />
diye sordu. Kadın;<br />
- Evet, dedi. Onlar ne kadar cömert insanlarmış ki bize pek çok koyun ve gümüş hediye ettiler.</p>
<p>Hazret-i Abdullah derin bir nefes aldı ve dalgın gözlerle boşluğa bakarak;<br />
- Keşke önce bana gelmiş olsaydınız, dedi.<br />
Onlar Sevgili Peygamberimizin torunlarıdır.<br />
Dünya malına önem vermedikleri için mutlaka<br />
borç altına girmişlerdir.<br />
Kadınla kocası onların kim olduklarını öğrenince karşılaştıkları bu nimet için çok sevinip şükrettiler.</p>
<p>Abdullah da onlara 2000 dirhem gümüşle dörtyüz koyun hediye etti ve güleryüzle uğurladı. Böylece karı koca 4000 dirhem gümüş ve yediyüz  koyunla, yani büyük bir servetle çadırlarına döndüler.</p>
<p>Peygamberimizin sevdiklerine yapılan küçük bir yardımın karşılığını daha dünyada iken böylesine  bir servetle gördüler.</p>
<p>Kimbilir ahirette ne gibi mükafatlarla<br />
karşılaşacaklardı..
</p>]]></description>
					</item>

	</channel>
</rss>
