<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="bbPress/1.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
		>
	<channel>
		<title>dua dostlugu &#187; Etiket: kıssadan - Son Mesajlar</title>
		<link>http://mucize.net/forum/tags/kissadan</link>
		<description>dualar</description>
		<language>tr-TR</language>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 16:05:40 +0000</pubDate>
		<generator>http://bbpress.org/?v=1.2</generator>
				<atom:link href="http://mucize.net/forum/rss/tags/kissadan" rel="self" type="application/rss+xml" />

		<item>
			<title>asena burada "Rüyâda bildirilen beş sır!  (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9876#post-153099</link>
			<pubDate>Fri, 29 Feb 2008 20:21:16 +0000</pubDate>
			<dc:creator>asena</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">153099@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>^cok güzel allah razi olsun bazi insanlarada ders olsun
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Kadriye burada "Rüyâda bildirilen beş sır!  (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9876#post-153048</link>
			<pubDate>Fri, 29 Feb 2008 19:02:43 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Kadriye</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">153048@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Kıssadan Hisse anlayanlara ve uygulayanlara ne mutlu...<br />
Allah razı olsun türkan kardeşim
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>sudemeral burada "Rüyâda bildirilen beş sır!  (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9876#post-152018</link>
			<pubDate>Thu, 28 Feb 2008 20:20:12 +0000</pubDate>
			<dc:creator>sudemeral</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">152018@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Allah razı olsun kardeşim
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Cihan burada "Rüyâda bildirilen beş sır!  (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9876#post-152000</link>
			<pubDate>Thu, 28 Feb 2008 20:05:52 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Cihan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">152000@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Allah razı olsun kardeşim<br />
selam ve dua ile...
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>haziran burada "Rüyâda bildirilen beş sır!  (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9876#post-151922</link>
			<pubDate>Thu, 28 Feb 2008 18:54:22 +0000</pubDate>
			<dc:creator>haziran</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">151922@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>tek kelimeyle çok güzel bir hikaye anlamlı eline sağlık
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Turkan burada "Rüyâda bildirilen beş sır!  (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9876#post-151907</link>
			<pubDate>Thu, 28 Feb 2008 18:37:21 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Turkan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">151907@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Önceki Peygamberlerden birisi, bir gün bir rüyâ görür. Rüyâsında kendisinden, sabahleyin kalkınca karşısına ilk çıkan şeyi yemesi, ikinci olarak karşılaştığı şeyi gizlemesi, üçüncü olarak karşılaştığı şeyi kabûl etmesi, dördüncü olarak, karşılaştığını yeise, ümitsizliğe düşürmemesi, beşinci olarak karşılaştığından da kaçması istenir. </p>
<p>Sabah olur. O peygamber aleyhisselâm kalkınca, karşısında gözüne ilk çarpan büyük ve kapkara bir dağ olur. Bu manzara karşısında duraklar, hayrete düşer ve kendi kendine, “Rabbim bana onu yememi emretti. Rabbim bana, gücümün yetmeyeceği şeyi emretmez” diye düşünür. </p>
<p>Onu yemeğe azmederek oraya doğru yürür. Fakat yanına yaklaşınca dağ birden küçülür, küçülür ve baldan daha tatlı bir lokma hâline gelir. Peygamber onu yiyerek yola koyulur. </p>
<p>Biraz gidince karşısına altın bir tas çıkar. Hemen bir çukur açarak onu toprağa gömer ve tekrar yola koyulur. Fakat biraz gittikten sonra dönüp arkasına baktığında altın tasın toprağın üstüne çıkmış olduğunu görür. Geri döner. Onu tekrar gömerek yine yoluna devam etmek üzere hareket eder. Fakat biraz gidince yine dönüp geriye baktığında, altın tasın yine dışarıda olduğunu hayretle müşâhede eder. Bu dönüp gömmeler birkaç defa tekrarlandığı hâlde altın tas yine üste çıkar. Nihâyet peygamber, “Ben, Rabbimin bana olan emrini yerine getirdim” diyerek onu gömmek için bir daha geri dönmez ve yoluna devam eder. </p>
<p>Biraz gidince, kendisine doğru gelen bir kuşla karşılaşır. Kuşun peşinde de bir şâhin var. Kuş, “Ey Allahın nebîsi, beni kurtar” diyerek Peygamberden yardım ister, Peygamber de onu himâyesine alarak, “Üçüncü olarak karşılaştığın şeyi kabûl et” emri gereğince onu yeninin içine saklar. </p>
<p>Bu arada onu avlamak için peşinden gelmekte olan şâhin gelip, “Ey Allahın nebîsi, ben aç idim. Sabahtan beri onu avlayıp karnımı doyurmak için uğraşıyordum. Tam yakalayacağım sırada onu benden aldın. Rızkıma mâni olma!” der. Bu sırada Peygamber aleyhisselâm, “Benden, üçüncü olarak karşılaştığımı kabûl etmem, dördüncü olarak karşılaştığımı da yeise düşürmemem istenmişti. Üçüncü bu kuş. Onu kabûl edip kurtardım. Ya dördüncüyü ne yapayım? Onu ümitsizliğe düşürmemem lâzım” diye düşünür. Yanında bulunan etten biraz keserek beklemekte olan avcı kuşa atar. O da onu alıp gider. O uzaklaşınca saklamakta olduğu kuşu da salıvererek yoluna koyulur. </p>
<p>Yolda ilerlerken beşinci olarak pis kokulu bir cîfe, pislik ile karşılaşır. Geceki rüyâ gereğince ondan da süratle uzaklaşır. O gece rüyâsında kendisine gündüz olan hâdiselerdeki hikmet, sır şöyle izâh edilir: </p>
<p>“Birinci olarak, çok büyük ve kapkara bir dağ olarak gördüğün ve sonradan baldan daha tatlı bir lokma hâline gelen şey, öfke ve kızgınlıktır. Öfke, önce büyük bir dağ hâlindedir. Sabır edildiği ve yenildiği zaman baldan daha tatlı bir lokma olur. </p>
<p>İkinci olarak karşılaştığın altın tas, güzel ve iyi amellerdir. İyi ve güzel ameller, hareketler, davranışlar ne kadar örtülürse örtülsün, yine de açığa çıkar ve kendilerini belli ederler. </p>
<p>Üçüncü olarak, sakladığın kuş, sana sığınana ihânet etmemeni, himâyene almanı öğretmek istemektedir. </p>
<p>Dördüncü hâdise, birisi senden bir şey istedi mi, kendi ihtiyâcın olsa bile onun hâcetini görmek gerektiğine işârettir. </p>
<p>Beşinci olarak karşılaştığın ve kendisinden kaçtığın pis kokulu cîfe gıybete işârettir. Gıybet eden, ötekini-berikini çekiştiren insanlardan, pis kokulu cîfeden kaçarcasına kaç!..
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Cihan burada "Tohum ve söz (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9486#post-144586</link>
			<pubDate>Wed, 20 Feb 2008 20:11:03 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Cihan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">144586@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>"ALLAH'IM İLMİMİZİ ARTTIR"<br />
AMİN AMİN AMİN
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Turkan burada "Tohum ve söz (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9486#post-144574</link>
			<pubDate>Wed, 20 Feb 2008 20:04:49 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Turkan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">144574@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>İlmin başı güzel dinlemedir. Sonra anlama, sonra hıfzetme, sonra onunla amel etme ve sonra da onu yayma gelir. Hikmetli söz söyleyenlerden bir zat şu darb-ı meseli aktarır bize: Tohum eken, tohumunu getirir ve ondan bir avuç alıp saçar. O tohumun bir kısmı yol üstüne düşer, onu hemen kuşlar kapışırlar. Bir kısmı, üzerinde çok az toprak bulunan bir kayanın üstüne denk gelir. Birazcık nemlenir, kök salar. Kökler sert kayaya varıp geçecek yer bulamayınca kuruyuverir. Bir kısmı, güzel fakat dikenli bir toprağa düşer bitip boy verince dikenler etrafını sarar ve boğarlar, işe yaramaz hale gelir. Bir kısmı da ne yol, ne kaya, ne de dikenli olan bir toprağa isabet eder. Boy atar ve yararlı hale gelir. Bu misâlde tohum eken, hikmetli söz söyleyene; tohum, hikmetli, doğru söze; yola düşen tohum, dinlemek istemediği halde dinleyen ve neticede de şeytanın kalbine attığı düşüncelerle dinlediğini unutana; kayalığa düşen tohum güzelce dinleyen fakat onu uygulayacak gayreti taşımayan bir kalbe havale eden ve anladığını ifsad edene, dikenli toprağa düşen tohum, söze kulak verip onu uygulamaya niyetli, fakat kötü duygu ve isteklerin itirazı karşısında boğulan ve dinlediklerini ifşa edip niyetlendiği şeyi yerine getirmeyene; ne yola ne kayalığa ne de dikenli toprağa düşmeyip, güzel bir toprağa düşen tohum ise, sözü dinleyip onu uygulamaya niyet eden, anlayan, yeri gelince uygulamak için sabırlı olup, kötü duygulardan uzaklaşan adama benzetilmiştir.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>esra burada "HER ŞEY DE BİR HAYIR VARDIR!"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7376#post-114944</link>
			<pubDate>Mon, 07 Jan 2008 18:23:22 +0000</pubDate>
			<dc:creator>esra</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">114944@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>çok güzel<br />
bizim istediğimiz duaların olmamasındada hayır vardır<br />
allah razı olsun
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>AliSaidEr burada "HER ŞEY DE BİR HAYIR VARDIR!"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7376#post-114908</link>
			<pubDate>Mon, 07 Jan 2008 17:18:10 +0000</pubDate>
			<dc:creator>AliSaidEr</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">114908@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Sağolasın kardeş.Bu olayın burada anlatılmasında da bir hayır vardır.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Turkan burada "HER ŞEY DE BİR HAYIR VARDIR!"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7376#post-114854</link>
			<pubDate>Mon, 07 Jan 2008 15:51:03 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Turkan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">114854@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>HER ŞEY DE BİR HAYIR VARDIR </p>
<p>Bir zamanlar Afrika'daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. </p>
<p>Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi: </p>
<p>"Bunda da bir hayır var!" </p>
<p>Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın başparmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki sözünü söyledi: </p>
<p>"Bunda da bir hayır var!" </p>
<p>Kral acı ve öfkeyle bağırdı: </p>
<p>"Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?" </p>
<p>Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı. </p>
<p>Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını fark ettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler. </p>
<p>Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı. </p>
<p>"Haklıymışsın!" dedi. </p>
<p>"Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü bir şeydi." </p>
<p>"Hayır" diye karşılık verdi arkadaşı. </p>
<p>"Bunda da bir hayır var." </p>
<p>"Ne diyorsun Allah aşkına?" diye hayretle bağırdı kral. </p>
<p>"Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir." </p>
<p>"Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi? Ve sonrasını düşünsene!!!..."
</p>]]></description>
					</item>

	</channel>
</rss>
