<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="bbPress/1.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
		>
	<channel>
		<title>dua dostlugu &#187; Etiket: makale - Son Mesajlar</title>
		<link>http://mucize.net/forum/tags/makale</link>
		<description>dualar</description>
		<language>tr-TR</language>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 19:14:08 +0000</pubDate>
		<generator>http://bbpress.org/?v=1.2</generator>
				<atom:link href="http://mucize.net/forum/rss/tags/makale" rel="self" type="application/rss+xml" />

		<item>
			<title>zez burada "HZ. MEVLÂNÂ’YA GÖRE MANEVİ EĞİTİMİN ESASLARI"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/10069#post-155509</link>
			<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 15:43:13 +0000</pubDate>
			<dc:creator>zez</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">155509@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Turkanim ,sana 100 kokulu besmele yolluyorum yüregien bahar tazeligi gelsin diye..Canim kardesim iyiki varsin bitanem iyiki varsin.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Turkan burada "HZ. MEVLÂNÂ’YA GÖRE MANEVİ EĞİTİMİN ESASLARI"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/10069#post-155470</link>
			<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 13:55:09 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Turkan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">155470@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Allah senden de razı olsun Ayşecim,<br />
Selam ve dualarımla
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>aYSEUAR burada "HZ. MEVLÂNÂ’YA GÖRE MANEVİ EĞİTİMİN ESASLARI"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/10069#post-155466</link>
			<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 13:36:26 +0000</pubDate>
			<dc:creator>aYSEUAR</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">155466@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>allah razı olsun.<br />
çok güzelmiş<br />
paylaşımın için teşk.ederim<br />
allah razı olsun.türkancım
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Turkan burada "HZ. MEVLÂNÂ’YA GÖRE MANEVİ EĞİTİMİN ESASLARI"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/10069#post-155456</link>
			<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 13:03:56 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Turkan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">155456@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Güzel Allahım güzel ablamdan da razı olsun,<br />
3İhlas ile Selamlıyorum seni ablacım
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>zez burada "HZ. MEVLÂNÂ’YA GÖRE MANEVİ EĞİTİMİN ESASLARI"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/10069#post-155453</link>
			<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 12:59:16 +0000</pubDate>
			<dc:creator>zez</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">155453@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Allah razi olsun Turkanim ......cok güzel .
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Turkan burada "HZ. MEVLÂNÂ’YA GÖRE MANEVİ EĞİTİMİN ESASLARI"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/10069#post-155058</link>
			<pubDate>Mon, 03 Mar 2008 19:09:03 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Turkan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">155058@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>. Gönlü Allah ve Rasûlullah Aşkıyla Doldurmak<br />
2. Allah’a Kulluğun Şuurunda Olmak<br />
3. Gönül Dünyamızı Muhafaza Altına Almak<br />
4. Nefis Terbiyesine Talip Olmak<br />
5. Gecelerin Kıymetini Bilmek<br />
6. Birlikte Olunan Kişilere Dikkat Etmek<br />
7. Ümitsizliğe Düşmemek</p>
<p>4. Nefis Terbiyesine Talip Olmak<br />
Tasavvufun önemle üzerinde durduğu hususlardan biri de nefis terbiyesi ve tezkiyesidir. Kur’ân-ı Kerim bize bu konuda da ufuk açar. Şöyle buyurur Yüce Mevlâmız:<br />
“Doğrusu, nefsini tezkiye eden, temizleyen kurtuluşa ermiştir.” (A’lâ: 87/14)<br />
Nasıl ki sevgili Peygamberimiz (sav), cahiliye çağını yaşayan bir toplumu 23 yılda eğiterek, cennetle müjdelenen ve saadet asrını yaşayan insanlar haline getirdiyse, Hz. Mevlânâ da insanın eğitilebileceğini ve eğitimle ahlakının ve davranışlarının güzelleşeceğini düşünür. Bir beytinde der ki:<br />
“Yabani hayvanlar eğitilerek nasıl ki insanlara faydalı hale geliyorsa, insan nefsi de eğitilerek faydalı bir hale gelebilir. Ancak eğitimden istifade edilebilmesi için kişinin teslim olması şarttır.”<br />
Şimdi, nefsini eğitip-terbiye etmek, temizleyip-tezkiye etmek hususunda Hz. Mevlânâ’nın şu tavsiyelerine kulak verelim:<br />
“Bir bıçak, kendi sapını, başka bir bıçak olmaksızın nasıl yontabilir? Sen git de yaralarını bir gönül cerrahına göster. Sen onları kendin tedavi edemezsin.”<br />
“İki parmağının ucunu iki gözüne koy. Dünyadan bir şey görebilir misin? Görmüyorsan bu alem yok değildir. Görmemek ayıp ve kusuru ancak nefsin uğursuz iki parmağına aittir. Sen evvela gözlerinden parmaklarını kaldır. Ondan sonra dilediğini gör.”<br />
“Hizmet harmanında yüce köy ağasına bir saman çöpü olabilseydin, seni bir kehribar yapardı.” Bir diğer beytinde ise “Külünk vurulmadıkça hiç maden altını gösterir mi?” diye sorar muhatabına...<br />
Burada Hz. Mevlânâ, kişinin maneviyat yolunda yol alabilmesi, gelişme kaydedebilmesi ve kendisinde olan kabiliyetleri ortaya çıkarabilmesi için benliğinden sıyrılması gerektiğini ifade etmektedir. Zira, madenleri dağdan kazarak çıkarıp belli ameliyelere tabi tutmadan, ısıtıp-tasfiye işleminden geçirmeden içindeki cevher ortaya çıkmaz.<br />
“Kur’ân-ı Kerim’in ayetlerini ve Hz. Peygamber’in hadislerini okumadan evvel kendini düzelt. Gül bahçesindeki güzel kokuları duyamıyorsan, kusuru bahçede değil, gönlünde ve burnunda ara.”<br />
Bir başka beytinde de Hz. Mevlânâ, eğitimciyi marangoza ve nefsini eğitmeye talip olan kişiyi de onun elindeki ahşaba benzetir. Ve der ki: “Marangozun ahşaba tatbik etmesi gereken bazı işler vardır. Dolayısıyla o ne keserden kaçmalıdır ne de çividen... İnsan da ahşap gibi benliğinden vazgeçmelidir. Ahşap parçası keserin düşüncesine aykırı hareket ederse, marangozun elinden kaçacak olursa bilmelidir ki, o ancak yakılmak üzere ayrılan bir odun parçası olarak kalacaktır.”<br />
Kendisi de babası Bahâüddin Veled başta olmak üzere, Seyyid Burhaneddin Veled, Muhyiddin Arabî ve Şems-i Tebrîzî gibi gönül ehli kimselerin dizi dibinde, kemal-i edeb ve tevazu ile oturarak zahirî ve batınî ilimleri tahsil etmiştir.</p>
<p>5. Gecelerin Kıymetini Bilmek<br />
Önce Kur’an-ı Kerimde geceye atfedilen değeri ve gecelerin önemini ortaya koymaya çalışalım.<br />
“(Ayetlerimize iman eden müminler) geceleri yataklarını terk ederek korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler...” (Secde: 32/16)<br />
“Kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya, birtakım ayetlerimizi gösterelim diye götüren Allah bütün noksanlıklardan münezzehtir.” (İsra: 17/1)<br />
“Ey örtüsüne bürünen! Geceleri kalk ve ağır ağır Kur’an oku.” (Müzzemmil: 73/1-4)<br />
Hz. Mevlânâ’nın eğitim anlayışında da gecenin önemli bir yeri vardır. Gerek Kur’ân-ı Kerim’den aktardığı ayetlerle ve gerekse tarihte yaşanmış olayları hatırlatarak bu konuya dikkat çeker. Kur’ân’ın bir gece nazil olmaya başladığından, Hz. Musa’nın Rabbi ile gece vakti konuştuğundan ve Mi’rac yolculuğunun geceleyin yaşandığından bahsederek der ki:<br />
“Bütün eğlenceler geceleyin yapıldığı gibi manevi güzellikler de geceleyin cilvelenirler.”<br />
Yalnızlığın önemine dikkat çekerek bir beytinde şöyle der, Hz. Mevlânâ:<br />
“Aşık gönül derdinden sevgilisine bahsetmek için yalnızlık ister.”<br />
Hz. Mevlânâ’ya göre geceler insanı olgunlaştırıcı, maksuda erdirici bir değer taşırlar ve onlar dostluğa en layık olanlardır. Vuslat sabahına kavuşmak için geceyi kuşanmak gerek. Bir başka beytinde ise şöyle der, Hz. Mevlânâ:<br />
“Nasıl ki, susuz bir kimse uyuyamazsa Allah’a aşık olan kişi de geceleri uyumamalıdır.”<br />
Nice İslam alimleri gibi Hz. Mevlânâ da gündüzlerine geceyi ekleyerek, gecelerin ruhaniyetli anlarında, Allah Teâlâ ile beraberliğin hazzıyla gönüllerini nurlandırmış ve bu nurla gündüzleri de diğer insanları aydınlatmıştır.</p>
<p>6. Birlikte Olunan Kişilere Dikkat Etmek<br />
Her konuda olduğu gibi, manevi eğitim sürecinde de “arkadaş” ve “yoldaş” önemlidir. Beraber olunan kişi ya teşvik unsurudur ya da ayak bağı... Bu konuda Hz. Mevlânâ’nın görüşlerine geçmeden önce mukaddes kitabımızın sesine kulak verelim:<br />
“Ey iman edenler! Allah’a karşı takva üzere (kulluk şuuruyla) hareket ediniz ve sadıklarla beraber olunuz” (Tevbe / 119)<br />
Hz. Peygamber (sav) de şöyle buyurur:<br />
“Kişi arkadaşının dini üzeredir. O halde her biriniz arkadaşlıkta bulunduğu kimseye dikkat etsin.”<br />
Bir beytinde Hz. Mevlânâ şöyle bir örnek verir: “Su ateşin yanında durunca ısınır, kaynar ve ateşin tabiatını elde eder. Aynı şekilde can da ilahi nurdan etkilenerek meleklere kıble kesilir.”<br />
Hz. Mevlânâ, su ile ateşi örnek verirken karşılıklı etkileşimi gündeme getirmektedir. Su ateşin yanına konulduğunda ateşten etkilenerek o da yakıcı hale gelir. Ama ateşe su serpilince o yakıcı ateş bir anda söner. Birbirlerine zıt olmalarına rağmen ateş ile su birbirlerinden etkilenerek birbirinin huyunu kapar.<br />
Arkadaşlığın ve iyi kimselerle beraberliğin önemini ise şu beytiyle açıklar:<br />
“Ashab-ı Kehf’in köpeği, feyz-i ilahi sayesinde murdarlıktan kurtuldu. Ve padişahlar sofrasının başında oturdu.<br />
O köpek, Ashab-ı Kehf’in sohbetini tercih ettiği için mağara kapısı önünde çanaksız çömleksiz rahmet-i ilahiyye suyunu arifler gibi içti.”</p>
<p>7. Ümitsizliğe Düşmemek<br />
İnsanoğlunun hayatta karşılaşacağı son derece “önemli” iki zaman dilimi vardır. Birisi günah işlediği zaman. Diğeri ise günahından dolayı Allah’ın rahmetinden ümit kestiği zaman. Bu iki zaman diliminde de başrolde şeytan vardır. Kula günahı ve isyanı telkin edip duran şeytan, bu emeline ulaşınca, ikinci tuzağıyla kulu büsbütün Allah’tan uzaklaştırmaya çalışır. Özellikle günahkarlık duygusuna eşlik eden bu “ümitsizlik duygusu” kişiyi Allah’a yeniden yönelmekten ve tövbe etmekten alıkoyar. İşte böylesi önemli durumlarda hatırlanacak olan tek şey, rahmeti herşeyi kuşatan, Rahman ve Rahim, Settar ve Gaffar, Tevvab ve Halim olan Allah Teala’nın hadsiz ve hudutsuz merhameti ve affı olmalıdır. İşte Hz. Mevlânâ da buna çağırıyor bizleri... Herkesin dilinde vird olan ve etkisi, İslam coğrafyasının dışına taşarak yeryüzüne yayılan söylemiyle şöyle davet eder Hz. Mevlânâ:<br />
“Gel, yine gel, ne olursan ol, gel!<br />
İster kâfir, ister mecusi, ister putperest ol.<br />
Bu kapı ümitsizlik kapısı değildir.<br />
Yüz defa tövbeni bozmuş olsan da, yine gel!...”</p>
<p>Çünkü mukaddes kitabımız diyor ki:<br />
“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah’ın rahmetinden ümidini kesenler ancak inkarcılardır...” (Yusuf: 12/87)<br />
Öte yandan, Hz. Mevlânâ, Yüce Rabbimizin affını ve merhametinin enginliğini O’na iltica ettiği bir münacaatında şöyle dile getirir.<br />
“Benim bulunduğum yerde hatadan başka bir şey yok. Senin bulunduğun yerde ise bağışlamadan başka bir şey yok”<br />
“Rabbim! Eğer senin rahmetini yalnız salihler ümit edecekse, ya mücrimler kime gidip sığınsınlar.”<br />
İşte bunun için bizlere seslenip duruyor:<br />
“Ettiğin zulüm yüzünden ümitsizliğe düşme. Çünkü kerem deryası tövbeleri geri çevirmez, kabul eder. Günahını tesbih ibadeti haline getirir. Tövbeleri kabul etmede eşi-benzeri yoktur O’nun.”<br />
Allah’a kulluk hususunda örnek bir hayat yaşayan, aşkla ve heyecanla yerine getirdiği kulluğuyla Allah’a dost olmayı kendisine tek gaye edinen ve nihayet yine aşkla dolu bir anda ruhunu O’na teslim eden Hz. Mevlânâ’yı, bizlere herhalde en güzel şu niyaz anlatmaktadır:<br />
Allah’ım!... Beni kendine dost seçinceye kadar yaşat ve aşkınla yandığım bir anda canımı al ki, ölüm Sana olan aşkımın adı olsun.<br />
Nitekim O, Allah Teâlâ’ya “dost” olmak için kulluğunu “aşkla” ifa etti. Aşkla yandığı bir anda ruhunu teslim etti. Bu sebeple, Mevlâ’sına kavuştuğu geceye “düğün gecesi” adını verdi. Kısaca, ölüm onun “aşkının adı” oldu.Şefaatine nail olmak ümidiyle, Allah’ın rahmeti ve bereketinin, ikram ve ihsanının, bu yüce veli, Hak aşığı ve gönül insanı Hz. Mevlânâ’nın ve onu sevenlerin üzerine olması niyazıyla...
</p>]]></description>
					</item>

	</channel>
</rss>
