<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="bbPress/1.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
		>
	<channel>
		<title>dua dostlugu &#187; Etiket: mevlana - Son Mesajlar</title>
		<link>http://mucize.net/forum/tags/mevlana</link>
		<description>dualar</description>
		<language>tr-TR</language>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 15:53:23 +0000</pubDate>
		<generator>http://bbpress.org/?v=1.2</generator>
				<atom:link href="http://mucize.net/forum/rss/tags/mevlana" rel="self" type="application/rss+xml" />

		<item>
			<title>mzyt burada "kötü huy Mevlana Hz. nin müthiş yorumu...Alıntıdır!"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9600#post-147092</link>
			<pubDate>Fri, 22 Feb 2008 19:04:48 +0000</pubDate>
			<dc:creator>mzyt</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">147092@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Kötü huy diken gibidir;</p>
<p>Mevlânâ hazretleri, Mesnevi’de kötü huyun insanın nefsine ve çevresine nasıl bir eziyet yaptığı hakkında şöyle bir hikaye anlatır: Huysuz adamın biri bir gün herkesin gelip geçtiği yol üzerine dikenli çalılar diker. Yoldan geçenler her ne kadar “Bunları buradan sök at” dese de o bunların hiçbirine kulak asmaz. Yine kendi bildiğini okur. O dikenli çalılar büyür yoldan geçen halkın ayağına takılır, onlara eziyet eder. O yoldan geçenler perişan olur. Bu durum valiye kadar intikal edince vali onu yanına çağırır. Dikenleri sökmesi için emreder. O da sökerim diye söz verir; ama bugün yarın diye ertelemeye devam eder. Ne sökmem der ne de sökmeye teşebbüs eder. Bir gün vali onu yanına çağırır; “Verdiği sözde durmayan adam, emrimi uygula!” diye sıkı sıkı tembihler. Ağır ikazlarda bulunur. Çalıları diken huysuz adam da şöyle der: “Önümde hayli günler var. Merak etme nasıl olsa günün birinde sökerim.” Vali ise çabuk olmasını söyler ve onu uyarmaya devam eder. Ama adam sözden anlamaz. Dikenler de kök salıp büyümeye devam eder. Mevlânâ, hikayenin bu kısmında bir işi yarına ertelerken zamanın su gibi akıp gittiğini söylüyor ve; “Her gün sen yarın bu işi görürüm diyorsun ama günler geçip gittikçe o dikenler daha da kuvvetleniyor. Onu sökecek olan da ihtiyarlıyor, kuvvetten düşüyor. Sen de her bir kötü huyunu bir diken bil. O dikenler kaç keredir senin ayaklarına battı. Kaç kere oldu seni kötü huyun yaraladı. Sen kendi tabiatından hastalandın da duygusuzluğun yüzünden habersizsin. Çirkin huyunun da başkalarını rahatsız ettiğini bilmiyorsun. Sen şu dikeni gül fidanı haline getir. Gül fidanı ile onu aşıla. Böylece sendeki dikenler gül fidanı haline gelsin. Eğer sen de şerri gidermek istiyorsan, ateşin gönlüne hakkın rahmet suyunu dök.”<br />
Mevlânâ, burada nefsinin kötü arzularına düşmeyi dert edinmeye dikkat çekiyor ve diyor ki:<br />
“Nefsinin ateşi söndüren sonra, gönül bahçesine dikersen biter. Laleler, ak güller, güzel kokulu çiçekler yetişir. Sözün kısası; işini yarına bırakma. Çabuk tövbe et de istiğfarı yarına bırakma. Yıl geçti ekin vakti geldiğinde sende yüz karalığından başka bir şey kalmaz.<br />
Beden ağacının köküne kurt düştü.<br />
Onu söküp ateşe atmak, kulluk yaparak iyi işlerle onu öldürmek gerek.”
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>tlay burada "Öğüt"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/8448#post-128530</link>
			<pubDate>Mon, 04 Feb 2008 23:17:48 +0000</pubDate>
			<dc:creator>tlay</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">128530@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>allah razı olsun dost rabbim bizleri herdaim kelamını okuyan hayatını hadislerle süsleyen okuduklarını hayata geciren ibret alan kullarından eylesin kardeşim aminnn dua ve selamla
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>ceylan burada "Öğüt"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/8448#post-128425</link>
			<pubDate>Mon, 04 Feb 2008 21:07:25 +0000</pubDate>
			<dc:creator>ceylan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">128425@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Rabbim görmeyen göz,işitmeyen kulak ve titremeyen katen muhafaza eylesin<br />
Allah razı olsun
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>zez burada "Öğüt"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/8448#post-128418</link>
			<pubDate>Mon, 04 Feb 2008 20:49:37 +0000</pubDate>
			<dc:creator>zez</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">128418@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Birgün Emir Süleyman Pervane, Mevlana'dan kendisine öğüt vermesi için ricada bulumuştu. Mevlana, dan kendisine öğüt vermesi için ricada bulunmuştu. Mevlana, bir zaman düşündükten sonra:<br />
- Emir Pervane, Kur'anı ezberlediğini duyuyorum, doğru mu? Dedi.<br />
Pervane:<br />
- Evet.<br />
- Ayrıca, Şeyh Sadreddin'den hadis ilmi okuduğunu da duydum.<br />
- Evet doğrudur.<br />
Bunun üzerine Mevlana şöyle buyurmuştu:<br />
- Mademki, Allah ve onun peygamberinin sözlerini okuyorsun... O sözlerden öğüt alamıyorsan, hiçbir ayet ve hadis'in emrine uyamıyorsan, benim nasihatimi nasıl dinler ve ona uyarsın.<br />
Pervane, bu sözler üzerine ağlıyarak dışarı çıkar.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>passha burada "Tassavufun dört kapısı; Mevlanadan...............(zez)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/8136#post-124652</link>
			<pubDate>Tue, 29 Jan 2008 22:15:56 +0000</pubDate>
			<dc:creator>passha</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">124652@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>allah senden razı olsun kardeşim ilaç gibi geldi
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>sudemeral burada "Tassavufun dört kapısı; Mevlanadan...............(zez)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/8136#post-124621</link>
			<pubDate>Tue, 29 Jan 2008 20:33:57 +0000</pubDate>
			<dc:creator>sudemeral</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">124621@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Allah razı olsun kardeşim.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Ayse1 burada "Tassavufun dört kapısı; Mevlanadan...............(zez)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/8136#post-124618</link>
			<pubDate>Tue, 29 Jan 2008 20:32:00 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Ayse1</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">124618@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİMDEN:)
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>zez burada "Tassavufun dört kapısı; Mevlanadan...............(zez)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/8136#post-124603</link>
			<pubDate>Tue, 29 Jan 2008 20:17:55 +0000</pubDate>
			<dc:creator>zez</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">124603@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Tassavufun dört kapısı vardır. Şeriat kapısı, Tarikat kapısı, Marifet kapısı ve Hakikat kapısı. Anlayışa göre hakikate ulaşmak ise, bu kapıların birer birer geçilmesiyle mümkündür. </p>
<p>Öğrencilerinden biri Mevlana'ya sormuş:<br />
- Bu dört kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. </p>
<p>Mevlana:<br />
- Bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var. Hepsi de rahlelerine eğilmiş okuyorlar. Sen git bunların hepsinin ensesine sırayla birer şamar at. Sonra gel sana anlatayım. </p>
<p>Öğrenci gitmiş birincinin ensesine tokadını atmış. </p>
<p>Tokadı yiyen talebe derhal ayağa kalkmış ve daha güçlü bir tokatla Mevlâna'nın öğrencisini yere yıkmış. </p>
<p>Öğrenci tam geri dönecekken hocasının verdiği görevi hatırlamış. </p>
<p>Çekinerek gidip ikinciye de bir tokat atmış. </p>
<p>O da derhal ayağa kalkmış elini kaldırmış, tam tokadı atacak, vazgeçip yerine oturmuş. </p>
<p>Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış. </p>
<p>Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş. </p>
<p>Dördüncü ise , tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş. </p>
<p>Öğrenci Mevlana'ya dönmüş, olanları anlatmış. </p>
<p>Mevlana :<br />
- İşte sana alman gereken örnekler. </p>
<p>Birinci, henüz şeriat kapısını geçememişti. Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iade etti. </p>
<p>İkinci ise, tarikat kapısındaydı. Tokadı yiyince o da kalktı, tam tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi. "Sana kötülük yapana bile iyilik yap". Onun için döndü, oturdu. </p>
<p>Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmişti. İyinin ve kötünün bir tek Yaradan’dan geldiğini bilir ve inanır. Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı. </p>
<p>Dördüncü, hakikat kapısını geçmişti. İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu biliyordu
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>KadirBaba burada "YÜCE MEVLADAN İSTE"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/2490#post-38791</link>
			<pubDate>Wed, 13 Jun 2007 22:45:26 +0000</pubDate>
			<dc:creator>KadirBaba</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">38791@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>DEĞERLİ DOSTLARIM SİZİNDE GÖRÜŞLERİNİZİ YUKARDAKİ KIRMIZI YAZIYA ALABİLİRMİYİZ LÜTFEN.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>selenay burada "YÜCE MEVLADAN İSTE"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/2490#post-38784</link>
			<pubDate>Wed, 13 Jun 2007 22:41:00 +0000</pubDate>
			<dc:creator>selenay</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">38784@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>SENANUR ALLAH SENDEN RAZI OLSUN BENİM SÖYLEMEK İSTEDİKLERİMİ ÇOK GÜZEL Bİ ŞEKİLDE ANLATMIŞSIN RABBİM GÖNLÜNDEKİLERİ VERSİN.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>DeLiKaNLI burada "YÜCE MEVLADAN İSTE"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/2490#post-38777</link>
			<pubDate>Wed, 13 Jun 2007 22:35:00 +0000</pubDate>
			<dc:creator>DeLiKaNLI</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">38777@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>ne güzel bir dörtlük öle gerçekleri anlatmış..<br />
ablam haklısın sendee kim ne olursa olsun  kim okumayıpta hep okutsun kendine rabbim hepsini görüyor yeterki niyetimiz salih olunnn seninde dediğin gibi kırmayalım kimseyiii  ne olursa olsun uymayalım nefsimizin sözüne şeytanın vesvesesine rabbim görüyor zaten herşeyi kırmayalım kimseyi
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>senanur burada "YÜCE MEVLADAN İSTE"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/2490#post-38771</link>
			<pubDate>Wed, 13 Jun 2007 22:28:12 +0000</pubDate>
			<dc:creator>senanur</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">38771@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>AÇ HUZURA ELİNİ DERTLERİNİ O VERİR ÇALMA BAŞKA KAPILAR<br />
YÜCE MEVLADAN İSTE DERMANI O GÖNDERİR  OLMAYINCA ARZULAR<br />
ZİKRE YÖNELT DİLNİ HER İLAÇ ONDAN GELİR SENİ ANCAK O ANLAR<br />
YÜCE MEVLADAN İSTE YÜCE MEVLADAN İSTE YÜCE MEVLADAN İSTE</p>
<p>sevgili arkadaşlar lütfen dua isteyen dua dostlarına<br />
daha nazik yazılar yazalım zorla kimse kimseden dua istemiyor<br />
bu iş gönül işi  istemeden yapılan dualar zaten kabul olmaz<br />
ayrıca müminin mümine yaptığı dua kendisine 3 katı 5 katı döner<br />
ve bu site geyik muhabbeti yapılan  bir yer değil<br />
acılı kederli insanlar var bu sitede ve dualar için buradayız<br />
hepimizin amacı belli  lütfen yaralı dostlarımızı incitmeyelim<br />
ALLAHIN rızasını almak için dua edelim
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Burcu burada "Mevla&#039;na Celaleddin-i Rumi"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/20#post-41</link>
			<pubDate>Wed, 11 Apr 2007 10:14:06 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Burcu</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">41@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>· Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol,<br />
öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. </p>
<p>· Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır. </p>
<p>. Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş.. </p>
<p>. Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır.. </p>
<p>. Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir.. </p>
<p>· Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok. </p>
<p>. Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.. </p>
<p>· Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç? </p>
<p>· İsa'nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir. </p>
<p>· Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır. </p>
<p>· Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır. </p>
<p>· Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır. </p>
<p>· Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç? </p>
<p>· Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır. </p>
<p>· Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir. </p>
<p>· Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner? </p>
<p>· Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar </p>
<p>· Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir. </p>
<p>· O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına<br />
bakarsan yolu yitirdin. </p>
<p>· Genişlik, sabırdan doğar. </p>
<p>· Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü. </p>
<p>· Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir. </p>
<p>· Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının. </p>
<p>· Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok. </p>
<p>· Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer. </p>
<p>· Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler. </p>
<p>· Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder. </p>
<p>· Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir. </p>
<p>· Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir. </p>
<p>· Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder. Gülün, dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir. Arslanın, sabredip<br />
pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur. </p>
<p>· Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi Allah'tır. Tamahkarın kıblesi ise altın torbası. </p>
<p>. Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur.. </p>
<p>· Sarhoş, cinayeti yapar da sonra "özrüm vardı, kendimde değildim"der. Kendinde olmayış, kendiliğinden gelmedi sana,<br />
onu sen çağırdın. </p>
<p>· İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır. </p>
<p>· Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek. </p>
<p>· Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış,oysa önünde yüzlerce dağ var </p>
<p>· Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır. </p>
<p>· Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak. </p>
<p>· Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü. </p>
<p>· Şu deredeki su,kaç kere değişti,yıldızların akisleri hep yerinde. </p>
<p>· Yol kesenler olmadıkça ,lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça,sabırlılar ,gerçek erler,yoksulları doyuranlar nasıl belirir,anlaşılır? </p>
<p>· Oyun ,görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır. </p>
<p>· Anlayış,edep şehirlilerdedir. Ziyafet,garip konaklamak da köylülerde. </p>
<p>· Resimler ister haberleri olsun,ister olmasın,hepsi de ressamın elindedir,o elden çıkar. </p>
<p>· Alışsan güvercin sallanan kamıştan kaçar mı hiç?O kamıştan göklere uçan yere alışmamış olan güvercin ürker,kaçar. </p>
<p>· Mal, sadakalar vermekle hiç eksilmez. Hayırlarda bulunmak,malı yitmekten korur. </p>
<p>· Çalınmış kumaş,devamlı kalmaz insanda. Hırsızı da darağacına götürür. </p>
<p>· Ağlayışın,feryat edişin bir sesi,sureti vardır. Zararınsa sureti yoktur. Zararda insan elini dişler ama zararın eli yoktur. </p>
<p>· Her korkuda binlerce eminlik vardır,göz karasında onca aydınlık mevcut. </p>
<p>· Verdiğini geri alan kişi, köpek gibi kusmuğunu yemiş olur. </p>
<p>· Şarap kadehtedir ama kadehten meydana gelmemiştir ki. Ağzını,şarabı verene aç. </p>
<p>· Ekme günü gizlemek toprağa tohumu saçmak günüdür. Devşirme günüyse tohumun bittiği gündür,karşılığını bulma günüdür. </p>
<p>· Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır. </p>
<p>· Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler? </p>
<p>· Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese? </p>
<p>· Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler </p>
<p>· Çayırlıktan, çimenlikten esip gelen yel, külhandan gelen yelden ayırt edilir. </p>
<p>· Dünya malı, bedene tapanlara helaldir. </p>
<p>· Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu, miskle sarımsak kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır. </p>
<p>· Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır. </p>
<p>· Ahlaksızların bağırışıyla, yürekli yiğitlerin naraları, tilkiyle arslanın sesi gibi meydandadır. </p>
<p>· Kötü nefis, yırtıcı kuştur. </p>
<p>· Hırsın yemdir, cehennemse tuzak. </p>
<p>· Doğan, avdan av getirir, fakat kendi kanadıyla uçar da avlanır. Padişah da bu yüzden onu keklikle, çil kuşuyla besler. </p>
<p>· Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın. </p>
<p>· Yemekle dolu karın, şeytanın pazarıdır. </p>
<p>· Sözle anlatılan şey, yalan bile olsa, kokusu, gerçek olduğunu da haber verir, yalan olduğunu da. </p>
<p>· Canım bedenimde oldukça, kulum, köleyim, seçilmiş Muhammet'in yolunun toprağıyım. Birisi sözlerimden bundan başka söz<br />
naklederse, o kişiden de bezmişim ben, o sözden de. </p>
<p>· Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar<br />
kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir. </p>
<p>· Mumundur karanlık veren sana. Anlatırdım bunu ama, gönlünün beli kırılıverir. Gönül şişesini kırarsan artık, yaşamak fayda vermez. </p>
<p>· Rüşvet alan para pul padişahı değiliz. Paramparça olmuş gönül hırkalarını diker, yamarız biz. </p>
<p>· Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de. </p>
<p>· İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir.<br />
Görememek ayıbı, göstermemek kusuru, uğursuz nefsin parmağına ait işte. </p>
<p>· İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak dostu görene denir. </p>
<p>· A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme. </p>
<p>· Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana. </p>
<p>· Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti. Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek. </p>
<p>· Saman çöpü gibi her yelden titrersin. Dağ bile olsan, bir saman çöpüne değmezsin. </p>
<p>· O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme. </p>
<p>· Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra </p>
<p>· Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin. </p>
<p>· Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki? </p>
<p>· Ağzını kapa ve altın dolu avucunu aç. Ceset cimriliğini bırak da cömertliği seç. </p>
<p>· İnanmışsan, tatlı bir hale gelmişsen, ölüm de inanmıştır, tatlılaşmıştır. Kafirsen, acılaşmışsan, ölüm de kafirleşir, acılaşır sana. </p>
<p>· Doğruluk, Musa'nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazların sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca, bütün eğrilikleri yutar. </p>
<p>· Bir kötülük yaptıktan sonra pişmanlık hissetmek Allah'ın inayet ve muhabbetine mazhar olmanın delilidir. </p>
<p>· Sıkıntı ve huzursuzluk mutlaka bir günahın cezası, huzur ise bir ibadetin karşılığıdır. </p>
<p>· Üzerinde pek çok meyveler bulunan bir dalı, meyvalar aşağı doğru çeker. Meyvasız bir dalın ucu ise, servi ağacı gibi<br />
havada olur. </p>
<p>· Topluluk bizim yanımıza geliyor. Susacak olsak, incinirler. Bir şey söyleyecek olsak, onlara göre söylemek lazım geldiğinden o zaman da biz inciniriz </p>
<p>· Ümit, güvenlik yolunun başıdır. </p>
<p>· Kuş seslerini öğrenen kimse, kuş olmadığı gibi aynı zamanda kuşların düşmanı ve avcısıdır.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Burcu burada "Mevla&#039;na Celaleddin-i Rumi"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/20#post-39</link>
			<pubDate>Wed, 11 Apr 2007 10:11:07 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Burcu</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">39@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Koruktaki su ekşidir ama koruk üzüm olunca tatlılaşır, güzelleşir. Derken küpte yine acır, haram olur fakat sirke olunca<br />
ne güzel katıktır. </p>
<p>- Ay, yıldızlardan utanır ama yine de cömertliği yüzünden yıldızların arasında bulunur.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Burcu burada "Mevla&#039;na Celaleddin-i Rumi"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/20#post-37</link>
			<pubDate>Wed, 11 Apr 2007 10:09:59 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Burcu</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">37@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>· Dert, insana yol gösterir. </p>
<p>· İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır. </p>
<p>· İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur. </p>
<p>· Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz. </p>
<p>· Cübbe ve sarık ile alimlik olmaz. Alimlik, insanın zatında bulunan bir hünerdir. </p>
<p>· Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık kişilerin mutfağına kase tutacakmışım? </p>
<p>· Hangi tohum yere ekildi de bitmedi, ne diye insan tohumunda böyle bir şüpheye düşüyorsun? </p>
<p>· Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye can atar. </p>
<p>· Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak, sırları örtmek yaraşır. </p>
<p>· Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede? </p>
<p>· Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren mum ve petek değildir. Arı biziz. Şekil sadece bizim imal ettiğimiz mumdur </p>
<p>· Dünya köpüktür. Tanrı sıfatlarıysa denize benzer. Fakat şu cihan köpüğü, denizin arılığına, duruluğuna perdedir. </p>
<p>· Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar. Saçlar da sevgilinin yüzünü, gözünü örter. </p>
<p>· Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun. </p>
<p>· Biz, tulumla, küple, testilerle tatmin olmayız. Bizi çekip ırmağınıza götürün. </p>
<p>· Dünyaya demir atmış Karun'u, yer çekti, yuttu. Ulular ulusu İsa'yı gökyüzü çekti, yüceltti. </p>
<p>· Ekmek, beden hapishanesinin mimarıdır. </p>
<p>· Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır. </p>
<p>· Avlanmak istedik mi uçup gittiğimiz yer Kafdağı'dır. Akbaba gibi leş avlamayız biz. </p>
<p>· Bir köpeğin önüne bir çuval şeker koysan bile, onun gönlü yine leş peşindedir. Şekerden ne anlar o? </p>
<p>· Allah ile birleşmek demek, senin varlığının O'nunla birleşmesi demek değildir. Senin yok olmandır. </p>
<p>· Küfürle iman, yumurtanın akıyla sarısına benzer. Onları ayıran bir berzah var, birbirine karışmazlar. </p>
<p>· Köpekler gibi kızmayı bırak, arslanların gazabına bak. Arslanların gazabını görünce de var, bir yaşına girmiş koyun gibi<br />
yavaş ol. </p>
<p>· Din evinde haset faresi bir delik açar ama kedinin bir miyavlaması ile ürker kaçar. </p>
<p>· Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında<br />
hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları. </p>
<p>· Mümin bir kopuza benzer. Madem ki inanan kişi feryat edip ağlamada kopuzdur, kopuz kendisine mızrap vuran<br />
olmadıkça feryat etmez. </p>
<p>· Madem ki, akıl babandır beden de anan, oğulsan babanın yüzüne bak. </p>
<p>· Yeryüzü ile dağda aşk olsaydı, gönüllerinde bir ot bile bitmezdi. </p>
<p>· Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar? </p>
<p>· Bal çanağının ağzı kapalı. Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun. Çanağı yere çal, </p>
<p>· İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır. </p>
<p>· Dil, anlamlara bir oluktur adeta, fakat nereden sığacak oluğa deniz? </p>
<p>· O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur. </p>
<p>· Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir. </p>
<p>· Sen, yeni bir çocuk doğurmadıkça, kan tatlı süt haline gelmez. </p>
<p>· Hırsızlara, kötülere, alçaklara acımak, zayıfları kırıp geçirmektir. </p>
<p>· Aşk, davaya benzer. Cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki. </p>
<p>· Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep olur. </p>
<p>· Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır. </p>
<p>· Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan! </p>
<p>· Firavun, yüzbinlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi. </p>
<p>· Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur. </p>
<p>· Aynanın berraklığını yüzüne karşı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni göstermez olur. </p>
<p>· Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa. </p>
<p>· Aklın deveciye benzer, sense devesin. Aklın seni ram eder, ister istemez dilediği yere çeker götürür. </p>
<p>· Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir. </p>
<p>· Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de. </p>
<p>· Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret. </p>
<p>· Yoksul, cömertliğin aynasıdır. </p>
<p>· Peygamberler insanları Allah'a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar? </p>
<p>· Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten de asıl mumu görmüştür. Düşünenlerin düşündürdükleri... </p>
<p>· Sabır, genişliğin anahtarıdır. </p>
<p>· Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen varlığını yaka dur. </p>
<p>· Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir </p>
<p>· Somuna benzer bir şey düzsen, emdin mi, şeker gelir ondan, ekmek tadı değil. </p>
<p>· Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli olmasından değildir.
</p>]]></description>
					</item>

	</channel>
</rss>
