<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="bbPress/1.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
		>
	<channel>
		<title>dua dostlugu &#187; Etiket: mevlana - Son Konular</title>
		<link>http://mucize.net/forum/tags/mevlana</link>
		<description>dualar</description>
		<language>tr-TR</language>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 15:56:43 +0000</pubDate>
		<generator>http://bbpress.org/?v=1.2</generator>
				<atom:link href="http://mucize.net/forum/rss/tags/mevlana/topics" rel="self" type="application/rss+xml" />

		<item>
			<title>mzyt burada "kötü huy Mevlana Hz. nin müthiş yorumu...Alıntıdır!"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9600#post-147092</link>
			<pubDate>Fri, 22 Feb 2008 19:04:48 +0000</pubDate>
			<dc:creator>mzyt</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">147092@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Kötü huy diken gibidir;</p>
<p>Mevlânâ hazretleri, Mesnevi’de kötü huyun insanın nefsine ve çevresine nasıl bir eziyet yaptığı hakkında şöyle bir hikaye anlatır: Huysuz adamın biri bir gün herkesin gelip geçtiği yol üzerine dikenli çalılar diker. Yoldan geçenler her ne kadar “Bunları buradan sök at” dese de o bunların hiçbirine kulak asmaz. Yine kendi bildiğini okur. O dikenli çalılar büyür yoldan geçen halkın ayağına takılır, onlara eziyet eder. O yoldan geçenler perişan olur. Bu durum valiye kadar intikal edince vali onu yanına çağırır. Dikenleri sökmesi için emreder. O da sökerim diye söz verir; ama bugün yarın diye ertelemeye devam eder. Ne sökmem der ne de sökmeye teşebbüs eder. Bir gün vali onu yanına çağırır; “Verdiği sözde durmayan adam, emrimi uygula!” diye sıkı sıkı tembihler. Ağır ikazlarda bulunur. Çalıları diken huysuz adam da şöyle der: “Önümde hayli günler var. Merak etme nasıl olsa günün birinde sökerim.” Vali ise çabuk olmasını söyler ve onu uyarmaya devam eder. Ama adam sözden anlamaz. Dikenler de kök salıp büyümeye devam eder. Mevlânâ, hikayenin bu kısmında bir işi yarına ertelerken zamanın su gibi akıp gittiğini söylüyor ve; “Her gün sen yarın bu işi görürüm diyorsun ama günler geçip gittikçe o dikenler daha da kuvvetleniyor. Onu sökecek olan da ihtiyarlıyor, kuvvetten düşüyor. Sen de her bir kötü huyunu bir diken bil. O dikenler kaç keredir senin ayaklarına battı. Kaç kere oldu seni kötü huyun yaraladı. Sen kendi tabiatından hastalandın da duygusuzluğun yüzünden habersizsin. Çirkin huyunun da başkalarını rahatsız ettiğini bilmiyorsun. Sen şu dikeni gül fidanı haline getir. Gül fidanı ile onu aşıla. Böylece sendeki dikenler gül fidanı haline gelsin. Eğer sen de şerri gidermek istiyorsan, ateşin gönlüne hakkın rahmet suyunu dök.”<br />
Mevlânâ, burada nefsinin kötü arzularına düşmeyi dert edinmeye dikkat çekiyor ve diyor ki:<br />
“Nefsinin ateşi söndüren sonra, gönül bahçesine dikersen biter. Laleler, ak güller, güzel kokulu çiçekler yetişir. Sözün kısası; işini yarına bırakma. Çabuk tövbe et de istiğfarı yarına bırakma. Yıl geçti ekin vakti geldiğinde sende yüz karalığından başka bir şey kalmaz.<br />
Beden ağacının köküne kurt düştü.<br />
Onu söküp ateşe atmak, kulluk yaparak iyi işlerle onu öldürmek gerek.”
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>zez burada "Öğüt"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/8448#post-128418</link>
			<pubDate>Mon, 04 Feb 2008 20:49:37 +0000</pubDate>
			<dc:creator>zez</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">128418@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Birgün Emir Süleyman Pervane, Mevlana'dan kendisine öğüt vermesi için ricada bulumuştu. Mevlana, dan kendisine öğüt vermesi için ricada bulunmuştu. Mevlana, bir zaman düşündükten sonra:<br />
- Emir Pervane, Kur'anı ezberlediğini duyuyorum, doğru mu? Dedi.<br />
Pervane:<br />
- Evet.<br />
- Ayrıca, Şeyh Sadreddin'den hadis ilmi okuduğunu da duydum.<br />
- Evet doğrudur.<br />
Bunun üzerine Mevlana şöyle buyurmuştu:<br />
- Mademki, Allah ve onun peygamberinin sözlerini okuyorsun... O sözlerden öğüt alamıyorsan, hiçbir ayet ve hadis'in emrine uyamıyorsan, benim nasihatimi nasıl dinler ve ona uyarsın.<br />
Pervane, bu sözler üzerine ağlıyarak dışarı çıkar.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>zez burada "Tassavufun dört kapısı; Mevlanadan...............(zez)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/8136#post-124603</link>
			<pubDate>Tue, 29 Jan 2008 20:17:55 +0000</pubDate>
			<dc:creator>zez</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">124603@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Tassavufun dört kapısı vardır. Şeriat kapısı, Tarikat kapısı, Marifet kapısı ve Hakikat kapısı. Anlayışa göre hakikate ulaşmak ise, bu kapıların birer birer geçilmesiyle mümkündür. </p>
<p>Öğrencilerinden biri Mevlana'ya sormuş:<br />
- Bu dört kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. </p>
<p>Mevlana:<br />
- Bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var. Hepsi de rahlelerine eğilmiş okuyorlar. Sen git bunların hepsinin ensesine sırayla birer şamar at. Sonra gel sana anlatayım. </p>
<p>Öğrenci gitmiş birincinin ensesine tokadını atmış. </p>
<p>Tokadı yiyen talebe derhal ayağa kalkmış ve daha güçlü bir tokatla Mevlâna'nın öğrencisini yere yıkmış. </p>
<p>Öğrenci tam geri dönecekken hocasının verdiği görevi hatırlamış. </p>
<p>Çekinerek gidip ikinciye de bir tokat atmış. </p>
<p>O da derhal ayağa kalkmış elini kaldırmış, tam tokadı atacak, vazgeçip yerine oturmuş. </p>
<p>Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış. </p>
<p>Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş. </p>
<p>Dördüncü ise , tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş. </p>
<p>Öğrenci Mevlana'ya dönmüş, olanları anlatmış. </p>
<p>Mevlana :<br />
- İşte sana alman gereken örnekler. </p>
<p>Birinci, henüz şeriat kapısını geçememişti. Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iade etti. </p>
<p>İkinci ise, tarikat kapısındaydı. Tokadı yiyince o da kalktı, tam tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi. "Sana kötülük yapana bile iyilik yap". Onun için döndü, oturdu. </p>
<p>Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmişti. İyinin ve kötünün bir tek Yaradan’dan geldiğini bilir ve inanır. Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı. </p>
<p>Dördüncü, hakikat kapısını geçmişti. İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu biliyordu
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>senanur burada "YÜCE MEVLADAN İSTE"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/2490#post-38771</link>
			<pubDate>Wed, 13 Jun 2007 22:28:12 +0000</pubDate>
			<dc:creator>senanur</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">38771@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>AÇ HUZURA ELİNİ DERTLERİNİ O VERİR ÇALMA BAŞKA KAPILAR<br />
YÜCE MEVLADAN İSTE DERMANI O GÖNDERİR  OLMAYINCA ARZULAR<br />
ZİKRE YÖNELT DİLNİ HER İLAÇ ONDAN GELİR SENİ ANCAK O ANLAR<br />
YÜCE MEVLADAN İSTE YÜCE MEVLADAN İSTE YÜCE MEVLADAN İSTE</p>
<p>sevgili arkadaşlar lütfen dua isteyen dua dostlarına<br />
daha nazik yazılar yazalım zorla kimse kimseden dua istemiyor<br />
bu iş gönül işi  istemeden yapılan dualar zaten kabul olmaz<br />
ayrıca müminin mümine yaptığı dua kendisine 3 katı 5 katı döner<br />
ve bu site geyik muhabbeti yapılan  bir yer değil<br />
acılı kederli insanlar var bu sitede ve dualar için buradayız<br />
hepimizin amacı belli  lütfen yaralı dostlarımızı incitmeyelim<br />
ALLAHIN rızasını almak için dua edelim
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Burcu burada "Mevla&#039;na Celaleddin-i Rumi"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/20#post-37</link>
			<pubDate>Wed, 11 Apr 2007 10:09:59 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Burcu</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">37@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>· Dert, insana yol gösterir. </p>
<p>· İman, namazdan daha iyidir. Çünkü namaz beş vakitte, iman ise her zaman farzdır. </p>
<p>· İki canlı kuşu birbirine bağlasan, dört kanatlı oldukları halde uçamazlar, çünkü ikilik mevcuttur. </p>
<p>· Sokak köpeğine ister altın, ister yünden tasma tak, yine sokak köpeği olmaktan kurtulamaz. </p>
<p>· Cübbe ve sarık ile alimlik olmaz. Alimlik, insanın zatında bulunan bir hünerdir. </p>
<p>· Değil mi ki gönül mutfağında yemekler tabak tabak, peki ne diye aşağılık kişilerin mutfağına kase tutacakmışım? </p>
<p>· Hangi tohum yere ekildi de bitmedi, ne diye insan tohumunda böyle bir şüpheye düşüyorsun? </p>
<p>· Testi taştan korkar ama o taş çeşme oldu mu, testiler her an ona gelmeye can atar. </p>
<p>· Sus artık yeter! Sır perdelerini pek o kadar yırtma. Çünkü bize, kırıkları sarıp onarmak, sırları örtmek yaraşır. </p>
<p>· Altın aramıyorum, altın olmaya yeteneği olan bakır nerede? </p>
<p>· Varlık peteğini ören arıdır. Arıyı vücuda getiren mum ve petek değildir. Arı biziz. Şekil sadece bizim imal ettiğimiz mumdur </p>
<p>· Dünya köpüktür. Tanrı sıfatlarıysa denize benzer. Fakat şu cihan köpüğü, denizin arılığına, duruluğuna perdedir. </p>
<p>· Sözün içini elde etmek için harf kabuğunu yar. Saçlar da sevgilinin yüzünü, gözünü örter. </p>
<p>· Burnuna sarımsak tıkamışsın, gül kokusu arıyorsun. </p>
<p>· Biz, tulumla, küple, testilerle tatmin olmayız. Bizi çekip ırmağınıza götürün. </p>
<p>· Dünyaya demir atmış Karun'u, yer çekti, yuttu. Ulular ulusu İsa'yı gökyüzü çekti, yüceltti. </p>
<p>· Ekmek, beden hapishanesinin mimarıdır. </p>
<p>· Gübre olup bostanın gönlüne giren pislik, yok olur gider de pislikten kurtulur, kavunun, karpuzun lezzetini arttırır. </p>
<p>· Avlanmak istedik mi uçup gittiğimiz yer Kafdağı'dır. Akbaba gibi leş avlamayız biz. </p>
<p>· Bir köpeğin önüne bir çuval şeker koysan bile, onun gönlü yine leş peşindedir. Şekerden ne anlar o? </p>
<p>· Allah ile birleşmek demek, senin varlığının O'nunla birleşmesi demek değildir. Senin yok olmandır. </p>
<p>· Küfürle iman, yumurtanın akıyla sarısına benzer. Onları ayıran bir berzah var, birbirine karışmazlar. </p>
<p>· Köpekler gibi kızmayı bırak, arslanların gazabına bak. Arslanların gazabını görünce de var, bir yaşına girmiş koyun gibi<br />
yavaş ol. </p>
<p>· Din evinde haset faresi bir delik açar ama kedinin bir miyavlaması ile ürker kaçar. </p>
<p>· Kadınlar, aklı olanlara, gönül sahiplerine pek üstün olurlar. Cahillere gelince, onlar, kadına üstündür. Çünkü tabiatlarında<br />
hayvanlık vardır. Sevgi ve acımak, insanlık vasıflarıdır. Hiddet ve şehvet ise hayvanlık vasıfları. </p>
<p>· Mümin bir kopuza benzer. Madem ki inanan kişi feryat edip ağlamada kopuzdur, kopuz kendisine mızrap vuran<br />
olmadıkça feryat etmez. </p>
<p>· Madem ki, akıl babandır beden de anan, oğulsan babanın yüzüne bak. </p>
<p>· Yeryüzü ile dağda aşk olsaydı, gönüllerinde bir ot bile bitmezdi. </p>
<p>· Kuş, kafeste kaldıkça başkasının buyruğu altındadır. Kafes kırıldı da kuş uçtu mu, nerede ona geçecek buyruklar? </p>
<p>· Bal çanağının ağzı kapalı. Sen ise, üstünü, yanını yalayıp duruyorsun. Çanağı yere çal, </p>
<p>· İnsana bütün korku içinden gelir fakat insanın aklı daima dışarıdadır. </p>
<p>· Dil, anlamlara bir oluktur adeta, fakat nereden sığacak oluğa deniz? </p>
<p>· O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur. </p>
<p>· Bir lağımın pis kokusunu koklamak, ruhu kokuşmuş zenginlerle sohbetten yüz misli iyidir. </p>
<p>· Sen, yeni bir çocuk doğurmadıkça, kan tatlı süt haline gelmez. </p>
<p>· Hırsızlara, kötülere, alçaklara acımak, zayıfları kırıp geçirmektir. </p>
<p>· Aşk, davaya benzer. Cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki. </p>
<p>· Tohum yerde gizlenir de, o gizlenmesi bağın, bahçenin yeşermesine sebep olur. </p>
<p>· Yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır. </p>
<p>· Gül solup, gül bahçesi harap olduktan sonra gülün kokusunu nereden duyabiliriz? Gülsuyundan! </p>
<p>· Firavun, yüzbinlerce çocuk öldürttü, aradığıysa evinin içindeydi. </p>
<p>· Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur. </p>
<p>· Aynanın berraklığını yüzüne karşı söylersen, ayna hemen buğulanır, seni göstermez olur. </p>
<p>· Eşek, suyun kadrini bilseydi, ayak yerine baş koyardı ırmağa. </p>
<p>· Aklın deveciye benzer, sense devesin. Aklın seni ram eder, ister istemez dilediği yere çeker götürür. </p>
<p>· Eğer parça buçukta bütünle beraberdir, ondan ayrılmaz diyorsan, diken ye, diken de gülle beraberdir. </p>
<p>· Gümüşün dışı aktır, berraktır ama onun yüzünden el de kararır, elbise de. </p>
<p>· Ateşin kıvılcımlarıyla al al bir yüzü vardır. Ama yaptığı kötü işe bak, karanlığı seyret. </p>
<p>· Yoksul, cömertliğin aynasıdır. </p>
<p>· Peygamberler insanları Allah'a ulaştırmak için gelmişlerdir. İnsanların hepsi bir bedense, kulla Allah birleşmişse kimi kime ulaştıracaklar? </p>
<p>· Bir mumdan yakılan mumu gören, gerçekten de asıl mumu görmüştür. Düşünenlerin düşündürdükleri... </p>
<p>· Sabır, genişliğin anahtarıdır. </p>
<p>· Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen varlığını yaka dur. </p>
<p>· Ana karnındaki çocuğa doğmak, dünyadan göçmektir </p>
<p>· Somuna benzer bir şey düzsen, emdin mi, şeker gelir ondan, ekmek tadı değil. </p>
<p>· Terazide arpa altınla yoldaş olur ama bu, arpanın da altın gibi değerli olmasından değildir.
</p>]]></description>
					</item>

	</channel>
</rss>
