<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="bbPress/1.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
		>
	<channel>
		<title>dua dostlugu &#187; Etiket: sufi - Son Mesajlar</title>
		<link>http://mucize.net/forum/tags/sufi</link>
		<description>dualar</description>
		<language>tr-TR</language>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 03:19:25 +0000</pubDate>
		<generator>http://bbpress.org/?v=1.2</generator>
				<atom:link href="http://mucize.net/forum/rss/tags/sufi" rel="self" type="application/rss+xml" />

		<item>
			<title>ZEYNEP burada "BU DA GEÇER"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9404#post-143316</link>
			<pubDate>Tue, 19 Feb 2008 21:50:33 +0000</pubDate>
			<dc:creator>ZEYNEP</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">143316@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Allah razı olsun gerçekten çok güzel:)<br />
3 ihlas 3 fatiha senin için...
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>zez burada "BU DA GEÇER"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9404#post-143307</link>
			<pubDate>Tue, 19 Feb 2008 21:38:52 +0000</pubDate>
			<dc:creator>zez</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">143307@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Bir zamanlar muhteşem bir kral vardı. Bir gün kafası karıştı ve danışmak için bilgeleri çağırdı. Onlara şöyle dedi ”Nedenini bilmiyorum ama bir şey beni durumumu dengede tutacak özel bir yüzük aramaya yöneltiyor. Öyle bir yüzük sahibi olmalıyım ki beni üzgün durumdayken neşeli, neşeliyken üzgün duruma getirmeli, Bilgeler derin düşünceye daldılar ve birbirlerine danıştılar. Sonunda krala uygun bir yüzükte karar kıldılar. Bulunan yüzüğün üzerinde şu yazıyordu “BU DA GEÇER”. Bu Sufiler tarafından yüzyıllardır kullanılan bir hikâyedir. Basit bir hikâye derinine inerseniz eğer , cehalet bağlarını koparmak için, elinizde bir silah haline gelir.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>zez burada "Mühittin(Muhyiddin)  ibni Arabi hazretleri"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/6931#post-129147</link>
			<pubDate>Tue, 05 Feb 2008 20:58:04 +0000</pubDate>
			<dc:creator>zez</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">129147@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>ALLAH EMREDERSE ATEŞ YAKMAZ</p>
<p>Bir gün sohbetine inkârcı bir felsefeci gelmişti. Bu felsefeci, Peygamberlerin mûcizelerini inkâr ediyor, filozof olduğu için her şeyi felsefe ile çözmeye kalkışıyordu. Soğuk bir kış günüydü. Ortada, içinde ateş bulunan büyük bir mangal vardı. Filozof dedi ki: "Avâmdan insanlar, İbrâhim aleyhisselâmın ateşe atıldığı ve yanmadığı kanâatindedirler. Bu nasıl olur? Zîrâ ateş herşeyi yakar kavurur. Çünkü yakma özelliği vardır." Devâm edip bir takım sözler söyleyince, Muhyiddîn-i Arabî hazretleri; "Allahü teâlâ, Enbiyâ sûresinin 69. âyet-i kerîmesinde meâlen: "Biz de: Ey ateş İbrâhim'e karşı serin ve selâmet ol! dedik" buyurmaktadır." dedi. Ortada bulunan mangalı alıp, içindeki ateşi filozofun eteğine döktü ve eliyle iyice karıştırdı. Bu hâli gören filozof donup kalmıştı. Ateşin, elbisesini ve Muhyiddîn-iArabî hazretlerinin elini yakmadığını ve tekrar mangala doldurduğunu görünce iyice şaşırmıştı. Ateşi tekrar mangalı doldurup, filozofa; "Yaklaş ve ellerini ateşe sok!" deyince, filozof ellerini uzatır uzatmaz, ateşin tesirinden hemen geri çekti. Muhyiddîn-i Arabî bunun üzerine; "Ateşin yakıp yakmaması, Allahü teâlânın dilemesiyledir." buyurdu. Filozof onun bu kerâmetini görünce, Kelime-i şehâdet getirerek müslüman oldu.</p>
<p>ŞEYH-ül EKBER MUHYİDDÎN İbn ARABÎ nin Ruhuna EL FATIHA...
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>zez burada "Mühittin(Muhyiddin)  ibni Arabi hazretleri"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/6931#post-118154</link>
			<pubDate>Thu, 17 Jan 2008 02:29:03 +0000</pubDate>
			<dc:creator>zez</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">118154@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>yetis bizlere, yetis yüregime...yetis vasita ol yetis caresizligime  ....dularaima ,ya  Şeyh-i Ekber...
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Ayse1 burada "Mühittin(Muhyiddin)  ibni Arabi hazretleri"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/6931#post-110704</link>
			<pubDate>Thu, 27 Dec 2007 10:12:09 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Ayse1</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">110704@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>ALLAH RAZI OLSUN,SAĞOLASIN KARDEŞİM.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>zez burada "Mühittin(Muhyiddin)  ibni Arabi hazretleri"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/6931#post-108526</link>
			<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 23:50:11 +0000</pubDate>
			<dc:creator>zez</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">108526@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Aşk, vecd ve istiğrak hâli öyle bir ummandır ki ancak ehline mâlum olan bir cilve-i Rabbânî'dir. Yine bu sır ilminden bir kısmını, rumuzlu bir şekilde de olsa satırlara aksettiren Muhyiddîn ibn Arabî'ye, ehlullâh büyük değer vermiş, ifâdelerinin derûnundaki kâbına varılmaz sırların hakîkatlerini seyretmişler, onu "Şeyh-i Ekber" diye yâd etmişlerdir. Bâtınî âlemden uzakta olanlarsa bu nükteyi çözemedikleri için, onu küfürle ithâm etmişlerdir. Eğer sırlara tahammül edecek dost ve sırdaş bulunmazsa, susmak evlâdır. Çünkü herkese aklının erebileceği ölçüde söz söylemek gerekir. Yoksa hâlden anlamayana hikmet ve mârifetten bahsetmek, hakîkate zulmetmektir. Bu itibarla Muhyiddîn ibn Arabî -kuddise sirruh-: "Hâlimize âşinâ olmayanlar, eserlerimizi okumasınlar." buyurmuştur. </p>
<p>"Varlıklar gelir, İlahî isimlere ayna olur, görünür ve yiterler."
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Mucize-net burada "Mühittin(Muhyiddin)  ibni Arabi hazretleri"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/6931#post-108520</link>
			<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 23:17:46 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Mucize-net</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">108520@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Allah razı olsun.</p>
<p>Bizlere Allah dostlarını sevmek ve onların yolu üzre  olmak nasip olsun  inşaallah.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>zez burada "Mühittin(Muhyiddin)  ibni Arabi hazretleri"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/6931#post-108516</link>
			<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 23:12:38 +0000</pubDate>
			<dc:creator>zez</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">108516@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Muhyiddin İbn-i Arabi, Muvahhidun döneminde 27 Ramazan 560’da Mürsiye (Murcia), İspanya’da doğdu. Bilinmeyen bir sebeple 8 yaşında ailesiyle birlikte İşbiliye’ye (bugünkü Sevilla) geldi (muhtemelen babasının memuriyeti nedeniyle). Ailesi Arap Tayy kabilesine mensuptu. Yakın cedleri hakkında fazla bir şey bilinmiyorsa da, anne ve baba tarafından nüfuz ve itibar sahibi kimseler olduğu anlaşılıyor. Akrabaları arasında tasavvufî bilgilere sahip kimseler vardı. Dayısı Ebû Müslim el-Havlânî de, kutubların büyüklerinden sayılır..</p>
<p>İlk tahsilini bu şehirde yaptı, uzun bir süre burada kaldı. Çocuk yaşlarında Ahmed İbnu’l-Esirî adında genç bir Sufi ile arkadaş oldu. İbnu'l-Arabî, bu tahsil sırasında bir aralık Halvet'e çekilmiş her sahada ve özellikle tasavvufî marifetler sahasında hiçbir şey bilmezken ve bu hususta hiçbir kitap da okumadan, keşif ve keramet yoluyla birçok şeylere muttali olarak halvetten çıktı.</p>
<p>Endülüs'de bir süre daha kaldıktan sonra, seyahate çıktı. Şam, Bağdad ve Mekke'ye giderek orada bulunan tanınmış alim ve şeyhlerle görüştü. 1182'de İbn-i Rüşd ile görüştü. Bu görüşmeyi eserinde anlatır. Bu İbnu Rüşd’ün bilgi'nin akıl yolu'yla elde edileceğini söylemesiyle meşhur olduğu yıllardır. 17 yaşındaki genç Muhyiddin gerçek bilgi'nin sadece aklımızdan gelmediğine, böyle bir bilginin daha çok ilham ve keşf yoluyla elde edilebileceğine inanmıştı.</p>
<p>Bu senelerde Şekkaz isminde bir Şeyh'le tanıştı. Bu zat küçük yaşlardan itibaren İbadete başlayan, Allah korkusu taşıyan, hayatında bir kerecik olsun ‘ben’ dememiş olan ve uzun uzun secde eden bir kimsedir. Muhyiddin o ölene kadar onunla sohbete devam etti. 1182-1183'de İşbiliyye’ye bağlı Haniyye’de Lahmî İsimli bir şeyhden, bu zatın adını taşıyan bir mescidde Kur'an dersi aldı.</p>
<p>1184-1185'de Ureynî isimli bir şeyh’le tanıştı. Eserlerinde Ondan ilk hocam diye bahseder, çok faydalandığını söyler. Ureynî, Ubudiyet[kulluk] meselesinde derin bir bilgiye sahipti. Bu yıllar'da Martili adlı bir şeyhten de istifade etti. Ureynî O’na:’Sadece Allah’a bak’ derken Martilî ‘Sadece Nefsine bak, nefsin hususunda dikkatli ol, ona uyma’ diye öğüt vermişti. Martilî’ye bu zıt önerilerin İçyüzünü sordu. Bu zat, kendi nasihatinin doğruluğunda ısrar edecek yerde, ‘Oğlum, Ureynî’nin gösterdiği yol, doğru yolun ta kendisidir. Ona uyman lazım. Bizim ikimiz de, kendi halimizin gerekli kıldığı yolu sana göstermiştir’ dedi.</p>
<p>Bu yıllar'da İşbiliyye’de Kordovalı Fatma adında yaşlı bir kadına (tanıştıklarında 96 yaşındadır) 14 sene hizmet etti. Bu kadın, erkek ve kadınlar arasında müttaki ve mütevekkile olarak temayüz etmişti. Çok iyi bir kimseyle evliydi. Yüzü o kadar güzeldi ki, İbnu’l-A’rabi onun yüzüne bakmaktan utanırdı.</p>
<p>1189'da [Ebu Abdullah Muhammed eş-Şerefî] adında biriyle tanıştı. Kendisi doğu İşbiliyye’li olup, Hatve ehlindendi. Beş vakit namazını Addis Camii'nde kılardı. İbadete aşırı düşkünlüğünden namaz kılmaktan ayakları şişerdi.</p>
<p>Arabi, İşbiliyye’deyken (1190) hastalandı. Okuma kabiliyyet'ini kaybetti. 2 Yıl bu halde kaldıktan sonra 589'da (Hicri) Sebte Şehri'ne giderek orada ahlak makamına erdiğini söylediği İbnu Cübeyr ile tanıştı. Bir süre sonra İşbiliyye’ye döndü. Aynı yıl Tlemsen’e geldi. Burada Ebu Medyen (ö.594)[1] hakkında gördüğü bir rüyayı anlatacaktır.</p>
<p>1196'da Fas’a gitti. Orada yaptığı Seyahatler sırasında büyük şöhret kazandı. 1198'de tekrar Endülüs’e geçti. Gırnata Şehri dolaylarındaki Bağa kasabasında Şekkaz isimli bir şeyhi ziyaret etti. Onun Tasavvuf yolu'nda karşılaştığı en yüce kimse olduğunu söyler. 1199-1200'de İlk defa Hac için Mekke’ye gitti. Orada [el-Kassar] (Yunus ibnu Ebi’l-Hüseyin el-Haşimi el-Abbasi el-Kassar) isimli bir şahıs'la sohbet etti. Hac’dan sonra Mağrib’de, oradan da Ebu Medyen’in şehri olan Becaye'de bulundu. Bir süre sonra tekrar Mekke’ye geldi ve Ruhu’l-Quds, Tacu'r-Rasul adlı eserler'ini yazdı.</p>
<p>1204'de Medine, Musul, Bağdad'da bulundu. Musul'da, et-Tenezzülatu'l-Musuliyye'yi yazdı. Musul’dan ayrıldıktan sonra Konya’ya geldi. Orada tanıştığı Sadreddin Konevi’nin dul annesi ile evlendi. Konya’da iken Risaletü’l-Envar’ı yazdı. Selçuk Meliki tarafından hürmet ve ikram gördü. Sonra Mısır’a geçti; tekrar Mekke’ye geldi ve burada bir süre kaldı. Mekke'de el-Futuhatu'l-Mekkiyye, Fusus'u rüya'da gördüğü Peygamber'in emriyle ve O'nun istediği şekilde yazdığını, bu eserin önsöz'ünde belirtir. "Veliler bilgilerini, peygambere vahyi getiren meleğin aldığı kaynaktan almaktadırlar." Bağdad ve Halep’de bir süre dolaştıktan sonra 612/1215 de tekrar Konya’ya geldi. 617 de Şam’a yerleşti. Zaman zaman civar şehirlere seyahatler yaptı. 638 de 22 R.Evvel’de (1239) Şam'da öldü. Kabri Şam şehri dışında Kasiyun Dağı eteğindedir. 1500'lerin başında Sultan Selim, Şam’ı Osmanlı toprağı yaptığında oraya türbe, camii ve imaret inşa ettirdi.<br />
Nurlar icinde yat insallah.Amin.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>zez burada "Mühittin(Muhyiddin)  ibni Arabi hazretleri"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/6931#post-108511</link>
			<pubDate>Tue, 18 Dec 2007 23:03:33 +0000</pubDate>
			<dc:creator>zez</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">108511@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Herşeye karşı şefkatli ve merhametlilerin en merhametlisi Allah’ın adıyla:<br />
Başarının en mükemmelini getirdiği için Allah’a övgüler olsun!<br />
O’ndan: O’nun yolunu izleyebilmek için rehberlik;<br />
Gerçeğini doğrulayabilmek için ilham;<br />
O’nun Gerçekliğinden emin bir kalp;<br />
O’nun üstünlüğünün lütfedilmiş, farkındalığıyla uyanmış bir akıl;<br />
O’na duyduğu arzunun şevkiyle kendinden geçmiş bir nefs;<br />
Cehaletten arınıp huzura kavuşmuş bir ruh;<br />
Parlak düşünce ve keskin zekasıyla ışıyan anlayış;<br />
Derinlerde, uyanmışlık pınarları ve onların saf nektarı (hayat suyu)ile serpilip gelişen bir kalp;<br />
Dürümü açılıp yayılan bir halı gibi, geniş ve aydınlatıcı söz;<br />
Geçiciliğin sahte inceliği ve süsünden arınmış düşünce;<br />
Yaratılmışların ve yükselişlerinin sahnesinde varlığın gizemli sırrına şahit olabilen kavrayış;<br />
İlahi tazeliğin sürekli akışının verdiği sağlıkla kazanılmış duygular;<br />
Eksikliğin hakimiyeti ve bu hakimiyetin sonuçlarından arınmış bozulmamış bir yapı;<br />
İlahi yasanın idaresi ve otoritesine kendini tümüyle bırakmış bir kişilik;<br />
O’nun birliğine ve ayrıksılığına karşı her zaman açık olan bir hal isterim.<br />
Allah’ın salat, barış ve huzuru (selam) Muhammed’in, ailesinin, onun yanında olanların ve ondan sonra gelenlerin, onun yolunu izleyen topluluğun üzerine olsun, barış ve huzurla karşılansınlar.<br />
Hem Varlıkta hem tanıklıkta tek arzulanan Allahtır,<br />
ne reddedilebilir ne de vazgeçilebilerek kalpteki tek niyet O’dur.<br />
Çünkü O bana yeter, Vekillerin en yararlısı O’dur.</p>
<p>M. Arabi Hz.
</p>]]></description>
					</item>

	</channel>
</rss>
