<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="bbPress/1.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
		>
	<channel>
		<title>dua dostlugu &#187; Konu: HATİM.24.GÜN.(recep1)</title>
		<link>http://mucize.net/forum/topic/4349</link>
		<description>dualar</description>
		<language>tr-TR</language>
		<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:13:58 +0000</pubDate>
		<generator>http://bbpress.org/?v=1.2</generator>
				<atom:link href="http://mucize.net/forum/rss/topic/4349" rel="self" type="application/rss+xml" />

		<item>
			<title>recep1 burada "HATİM.24.GÜN.(recep1)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/4349#post-69075</link>
			<pubDate>Wed, 08 Aug 2007 20:01:30 +0000</pubDate>
			<dc:creator>recep1</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">69075@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Allah razı olsun kardeşlerim.</p>
<p>Sizlere ayrı ayrı 5 er Fatiha suresi okudum.</p>
<p>Allah kabul etsin.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>ceylan burada "HATİM.24.GÜN.(recep1)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/4349#post-68968</link>
			<pubDate>Wed, 08 Aug 2007 17:05:56 +0000</pubDate>
			<dc:creator>ceylan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">68968@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Araf 58. (Toprağı) iyi ve elverişli beldenin bitkisi, Rabbinin izniyle bol ve bereketli çıkar. (Toprağı) kötü ve elverişsiz olandan ise, faydasız bitkiden başkası çıkmaz. Şükredecek bir toplum için biz âyetleri işte böyle değişik biçimlerde açıklıyoruz. </p>
<p>Allah kabul etsin<br />
Rabbim razı olduğu kullar zümresine ilhak etsin inşallah
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>sudemeral burada "HATİM.24.GÜN.(recep1)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/4349#post-68947</link>
			<pubDate>Wed, 08 Aug 2007 16:18:32 +0000</pubDate>
			<dc:creator>sudemeral</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">68947@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Allah mübarek etsin abicim.<br />
Ağzına yüreğine sağlık.</p>
<p>7 fatiha hediyem
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Gulsen burada "HATİM.24.GÜN.(recep1)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/4349#post-68927</link>
			<pubDate>Wed, 08 Aug 2007 16:00:10 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Gulsen</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">68927@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Allah razı olsun kıymetli abim.<br />
Rabbim hepimize hatmi şerifler nasib etsin.<br />
3 fatiha süresi okudum.<br />
Allah Araf süresi,nin hürmetine dualarımızı kabul eylesin.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>tubik burada "HATİM.24.GÜN.(recep1)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/4349#post-68892</link>
			<pubDate>Wed, 08 Aug 2007 15:23:29 +0000</pubDate>
			<dc:creator>tubik</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">68892@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>allah kabul etsin abicim
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>KadirBaba burada "HATİM.24.GÜN.(recep1)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/4349#post-68884</link>
			<pubDate>Wed, 08 Aug 2007 15:10:29 +0000</pubDate>
			<dc:creator>KadirBaba</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">68884@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>allah razı olsun değerli dostum recep ağbim.allah razı olsun.amin.<br />
41.tevhid hediyemdir sana.lütfen kabul et.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>recep1 burada "HATİM.24.GÜN.(recep1)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/4349#post-68876</link>
			<pubDate>Wed, 08 Aug 2007 15:02:10 +0000</pubDate>
			<dc:creator>recep1</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">68876@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Allah rızası için Araf suresinin 58. ayetinden 120, ayetine kadar okudum.</p>
<p>Allah kabul etsin.</p>
<p>Bismillahirrahmanirrahim</p>
<p>58. Vel beledüt tayyibü yahrucü nebatühu bi izni rabbih vellezı habüse la yahrucü illa nekida kezalike nüsarrifül ayati li kavmiy yeşkürun      </p>
<p>59. Le kad erselna nuhan ila kavmihı fe kale ya kavmı'büdüllahe ma leküm min ilahin ğayruh innı ehafü aleyküm azabe yevmin azıym      </p>
<p>60. Kalel meleü min kavmihı inna li nerake fı dalalim mübın      </p>
<p>61. Kale ya kavmi leyse bı dalaletüv ve lakinnı rasulüm mir rabbil alamın      </p>
<p>62. Übelliğuküm risalati rabbı ve ensahu leküm ve a'lemü minellahi ma la ta'lemun      </p>
<p>63. E ve acibtüm en caeküm zikrüm mir rabbiküm ve li tetteku ve lealleküm türhamun      </p>
<p>64. Fe kezzebuhü fe enceynahü vellezıne meahu fil fülki ve ağraknellezıne kezzebu bi ayatina innehüm kanu kavmen amın      </p>
<p>65. Ve ila adin ehahüm huda kale ya kavmı'büdüllahe maleküm min ilahin ğayruh e fe la tettekun      </p>
<p>66. Kalel meleüllezıne keferu min kavmihı inna le nerake fı sefahetiv ve inna le nesunnüke minel kazibın      </p>
<p>67. Kale ya kavmi leyse bı sefahetüv ve lakinnı rasulüm mir rabbil alemın      </p>
<p>68. Übelliğuküm risalati rabbı ve ene leküm nasıhun emın      </p>
<p>69. E ve acibtüm en caeküm zikrum mir rabbiküm ala racülim minküm li yünziraküm vezküru iz cealeküm hulefae mim ba'di kavmi nuhıv ve zadeküm fil halkı bestah fezküru alaellahi lealleküm tüflihun      </p>
<p>70. Kalu eci'tena li na'büdellahe vahdehu ve nezera ma kane ya'büdü abaüna fe'tina bima teıdüna in künte mines sadikıyn      </p>
<p>71. Kale kad vekaa aleyküm mir rabbiküm ricsüv ve ğadab e tücadilunenı fı esmain semmeytümuha entüm ve abaüküm ma nezzelellahü biha min sültan fentezıru innı meaküm minel müntezırın      </p>
<p>72. Fe enceynahü vellezıne meahü bi rametim minna ve kata'na dabirallezıne kezzebu bi ayatina ve ma kanu mü'minın      </p>
<p>73. Ve ila semude ehahüm saliha kale ya kavmi'büdüllahe maleküm min ilahin ğayruh kad caetküm beyyinetüm mir rabbiküm hazihı nakatüllahi leküm ayeten fe zeruha te'kül fı erdıllahi ve la temessuha vi suin fe ye'huzeküm azabün elım      </p>
<p>74. Vezküru iz cealeküm hulefae mim ba'di adiv ve bevveeküm fil erdı tettehızune min sühuliha kusurav ve tenhıtunel cibale büyuta fezküru alaellahi ve la ta'sev fil erdı müfsidın      </p>
<p>75. Kalel meleül lezınestekberu min kavmihı lillezınes tud'ıfu li men amene minhüm eta'lemune enne saliham murselüm mir rabbih kalu inna bima ürsile bihı mü'minun      </p>
<p>76. Kalellezınestekberu inna billezı amentüm bihı kafirun      </p>
<p>77. Fe akarun nakate ve atev an emri rabbihim ve kalu ya salihu'tina bima teıdüna in künte minel murselın      </p>
<p>78. Fe ehazethümür racfetü fe asbehu fı darihim casimın      </p>
<p>79. Fe tevella anhüm va kale ya kavmi le kad eblağtüküm risalete rabbı ve nesahtü leküm ve lakil la tühıbbunen nasıhıyn      </p>
<p>80. Ve lutan iz kale li kavmihı ete'tunel fahışete ma sebekaküm biha min ehadim minel alemın      </p>
<p>81. İnneküm le te'tuner ricale şehvetem min dunin nisa' bel entüm kavmüm müsrifun      </p>
<p>82. Ve ma kane cevabe kavmihı illa en kalu ahricuhüm min karyetiküm innehüm ünasüy yetetahherun      </p>
<p>83. Fe enceynahü ve ehlehu illemraetehu kanet minel ğabirın      </p>
<p>84. Ve emtarna aleyhim metara fenzur keyfe kane akıbetül mücrimın      </p>
<p>85. Ve ila medyene ehahüm şüayba kale ya kavmı'büdüllahe maleküm min ilahin ğayruh kad caetküm beyyinetüm mir rabbiküm fe evfül keyle vel mızane ve la tebhasün nase eşyaehüm ve la tüfsidu fil erdı ba'de ıslahıha zaliküm hayrul leküm in küntüm mü'minın      </p>
<p>86. Ve la tak'udu bi külli sıratın tuıdune ve tesuddune an sebılillahi men amene bihı ve tebğuneha ıveca vezküru iz küntüm kalılen fe kesseraküm venzuru keyfe kane akıbetül müfsidın      </p>
<p>87. Ve in kane taifetüm minküm amenu billezı ürsiltü bihı ve taifetül lem yü'minu fasbiru hatta yahkümellahü beynena ve hüve hayrul hakimın      </p>
<p>88. Kalel meleüllezınestekberu min kavmihı le nuhricenneke ya şüaybü vellezıne amenu meake min karyetina ev leteudünne fı milletina kale e ve lev künna karihın      </p>
<p>89. Kadifterayna alellahi keziben in udna fı milletiküm ba'de iz neccanellahü minha ve ma yekunü lena en neude fıha illa ey yeşaellahü rabbüna vesia rabbüna külle şey'in ılma alellahi tevekkelna rabbeneftah beynena ve beyne kavmina bil hakkı ve ente hayrul fatihıyn      </p>
<p>90. Ve kalel meleüllezıne keferu min kavmihı le initteba'tüm şüayben inneküm izel le hasirun      </p>
<p>91. Fe ehazethümür racfetü fe asbehu fı darihim casimın      </p>
<p>92. Ellezıne kezzebu şüayben ke el lem yağnev fıhellezıne kezzebu şüayben kanu hümül hasirın      </p>
<p>93. Fe tevella anhüm ve akle ya kavmi le kad eblağtüküm risalati rabbı ve nesahtü leküm fe keyfe asa ala kavmin kafirın      </p>
<p>94. Ve ma erselna fı karyetim min nebiyyin illa ehazna ehleha bil be'sai ved darrai leallehüm yeddaraun      </p>
<p>95. Sümme beddelna mekanes seyyietil hasenete hatta afev ve kalu kad messe abaenad darraü ves serraü fe ehaznahüm bağtetev ve hüm la yeş'urun      </p>
<p>96. Ve lev enne ehlel kura amenu vettekav le fetahna aleyhim berakatim mines semai vel erdı ve lakin kezzebu fe ehaznahüm bima kanu yeksibun      </p>
<p>97. E fe emine ehlül kura ey ye'tiyehüm be'süna beyatev ve hüm naimun      </p>
<p>98. E ve emine ehlül kura ey ye'tiyehüm be'süna duhav ve hüm yel'abun      </p>
<p>99. E fe eminu mekrallah fe la ye'menü mekrallahi illel kavmül hasirun      </p>
<p>100. E ve lem yehdi lillezıne yerisunel erda mim ba'di ehliha el lev neşaü esabnahüm bi zünubihim ve natbeu ala kulubihim fe hüm la yesmeun      </p>
<p>101. Tilkel kura nekussu aleyke min embaiha ve le kad caethüm rusülühüm bil beyyinat fe ma kanu li yü'minu bima kezzebu min kabl kezalike yatbeullahü ala kulubil kafirın      </p>
<p>102. Ve ma vecedna li ekserihim min ahd ve ev vecedna ekserahüm le fasikıyn      </p>
<p>103. Sümme beasna mim ba'dihim musa bi ayatina ila fir'avne ve meleihı fe zalemu biha fenzur keyfe kane akıbetül müfsidın      </p>
<p>104. Ve kale musa ya fir'avnü innı rasulüm mir rabbil alemın      </p>
<p>105. Hakıykun ala el la ekule alellahi illel hakk kad ci'tümü bi beyyinetim mir rabbiküm fe ersil meıye benı israıl      </p>
<p>106. Kale in künte ci'te bi ayetin fe'ti biha in künte mines sadikıyn      </p>
<p>107. Fe elka asahü fe iza hiye su'banüm mübın      </p>
<p>108. Ve nezea yedehu fe iza hiye beydaü lin nazırın      </p>
<p>109. Kalel meleü min kavmi fir'avne inne haza le sahırun alım      </p>
<p>110. Yürıdü ey yuhriceküm min erdıküm fe maza te'mürun      </p>
<p>111. Kalu ercih ve ehahü ve ersil fil medaini haşirın      </p>
<p>112. Ye'tuke bi külli sahırin alım      </p>
<p>113. Ve caes seharatü fir'avne kalu inne lena le ecran in künna nahnül ğalibın      </p>
<p>114. Kale neam ve inneküm le minel mükarrabın      </p>
<p>115. Kalu ya musa imma en tülkıye ve imma en nekune nahnül mülkıy      </p>
<p>116. Kale elku fe lemma elkav seharu a'yünen nasi vesterhebuhüm ve cau bi sıhrin azıym      </p>
<p>117. Ve evhayna ila musa en elkı asak fe iza hiye telkafü ma ye'fikın      </p>
<p>118. Fe vekaal hakku ve betale ma kanu ya'melun      </p>
<p>119. Fe ğulibu hünalike venkalebu sağırın      </p>
<p>120. Ve ülkıyes seharatü sacidın  </p>
<p>58. (Toprağı) iyi ve elverişli beldenin bitkisi, Rabbinin izniyle bol ve bereketli çıkar. (Toprağı) kötü ve elverişsiz olandan ise, faydasız bitkiden başkası çıkmaz. Şükredecek bir toplum için biz âyetleri işte böyle değişik biçimlerde açıklıyoruz.      </p>
<p>59. Andolsun, Nûh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum" dedi.      </p>
<p>60. Kavminin ileri gelenleri, "Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.      </p>
<p>61. (Nûh onlara) şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Aksine ben, Âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."      </p>
<p>62. "Ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ediyorum ve size nasihat ediyorum. Sizin bilmediğiniz şeyleri de Allah tarafından gelen vahiy ile biliyorum."      </p>
<p>63. Sizi uyarması ve sizin de Allah'a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için, içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı?      </p>
<p>64. Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler.      </p>
<p>65. Âd kavmine de kardeşleri Hûd'u peygamber olarak gönderdik. Onlara, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" dedi.      </p>
<p>66. Kavminin ileri gelenlerinden inkar edenler dediler ki: "Şüphesiz, biz seni akıl kıtlığı içinde görüyoruz. Biz senin mutlaka yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz."      </p>
<p>67. Hûd şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende akıl kıtlığı yok. Aksine ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."      </p>
<p>68. "Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir nasihatçıyım."      </p>
<p>69. "Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki, Allah sizi Nûh kavminden sonra onların yerine getirdi ve sizi yaratılış itibariyle daha güçlü kıldı. Allah'ın nimetlerini hatırlayın ki kurtuluşa eresiniz."      </p>
<p>70. Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit ettiğin azabı bize getir" dediler.      </p>
<p>71. Hûd, "Artık size Rabbinizden bir azap ve öfke inmiştir. Allah'ın, haklarında hiçbir delil indirmediği, yalnızca sizin ve babalarınızın uydurduğu bir takım isimler (düzmece tanrılar) hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Öyleyse (başınıza geleceği) bekleyin! Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim!" dedi.      </p>
<p>72. Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik.      </p>
<p>73. Semûd kavmine de kardeşleri Salih'i Peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için ondan başka bir ilah yoktur. Gerçekten size Rabbinizden (benim peygamber olduğumu gösterecek) açık bir delil geldi. İşte size bir mucize olarak Allah'ın şu devesi... Bırakın onu da Allah'ın mülkünde yesin, içsin. Sakın ona bir kötülük etmeyin. Yoksa sizi elem dolu bir azap yakalar."      </p>
<p>74. "Hatırlayın ki Allah Âd kavminden sonra, sizi onların yerine getirdi ve sizi yeryüzünde yerleştirdi. Yerin ovalarında köşkler kuruyor, dağları oyup evler yapıyorsunuz. Artık Allah'ın nimetlerini anın da yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."      </p>
<p>75. Kavminin büyüklük taslayan ileri gelenleri, küçük görülüp ezilen inanmışlara, "Siz, Salih'in, Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu (sahiden) biliyor musunuz?" dediler. Onlar da, "Biz şüphesiz onunla gönderilene inananlarız" dediler.      </p>
<p>76. Büyüklük taslayanlar, "Şüphesiz biz sizin inandığınız şeyi inkar edenleriz." dediler.      </p>
<p>77. Nihayet deveyi kestiler, Rablerinin emrine karşı geldiler ve "Ey Salih! Sen eğer (dediğin gibi) peygamberlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin azabı getir" dediler.      </p>
<p>78. Derken, onları o kuvvetli sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.      </p>
<p>79. Artık Salih onlardan yüz çevirdi ve "Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size nasihatta bulundum. Fakat siz nasihat edenleri sevmiyorsunuz" dedi.      </p>
<p>80. Lût'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce âlemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"      </p>
<p>81. "Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."      </p>
<p>82. Kavminin cevabı ise sadece, "Çıkarın bunları memleketinizden! Güya onlar kendilerini fazla temiz tutan insanlar!..." demek oldu.      </p>
<p>83. Bunun üzerine biz de onu ve karısı dışında aile fertlerini kurtardık. Karısı ise azab içinde kalanlardan oldu.      </p>
<p>84. Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık." Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.      </p>
<p>85. Medyen halkına da kardeşleri Şuayb'ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için ondan başka hiçbir ilah yoktur. Rabbinizden size açık bir delil gelmiştir. Artık ölçüyü ve tartıyı tam yapın. İnsanların mallarını eksiltmeyin. Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin. İnananlar iseniz bunlar sizin için hayırlıdır."      </p>
<p>86. "Bir de, tehdit ederek Allah'ın yolundan O'na iman edenleri çevirmek, Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın. Hatırlayın ki, siz az (ve güçsüz) idiniz de o sizi çoğalttı. Bakın, bozguncuların sonu nasıl oldu!?"      </p>
<p>87. . "Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilen gerçeğe inanmış, bir kısmı da inanmamışsa, artık Allah aramızda hükmünü verinceye kadar sabredin. O, hüküm verenlerin en hayırlısıdır."      </p>
<p>88. Şuayb'ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: "Ey Şuayb! Andolsun, ya kesinlikle bizim dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve seninle birlikte inananları memleketimizden çıkarırız." Şuayb, "İstemesek de mi?" dedi.      </p>
<p>89. "Allah bizi sizin dininizden kurtardıktan sonra eğer ona dönersek mutlaka Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah'ın dilemesi olmadıkça sizin dininize dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimiz her şeyi ilmiyle kuşatmıştır. Biz yalnız Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında gerçekle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın."      </p>
<p>90. Şuayb'ın kavminden inkar eden ileri gelenler dediler ki: "(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şuayb'a uyarsanız o takdirde mutlaka siz zarar edenler olursunuz."      </p>
<p>91. Derken, onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.      </p>
<p>92. Şuayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şuayb'ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.      </p>
<p>93. (Şuayb) onlardan yüzçevirdi ve dedi ki: "Ey kavmim! Andolsun, ben size Rabbimin vahyettiklerini ulaştırdım. Size nasihat de ettim. Şimdi ben, inkarcı bir topluluğa nasıl üzülürüm?"      </p>
<p>94. Biz hiçbir memlekete bir peygamber göndermedik ki (karşı çıkmaktan vazgeçip) yalvarıp yakarsınlar diye ora halkını yoksulluk ve sıkıntıya uğratmış olmayalım.      </p>
<p>95. Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): "Atalarımız da darlığa uğramış ve bolluğa kavuşmuşlardı" dediler. Biz de, farkında değillerken onları ansızın yakaladık.      </p>
<p>96. Eğer, o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler (in kapılarını) açardık. Fakat onlar yalanladılar, biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik.      </p>
<p>97. Memleketlerin halkları geceleyin uyurken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?      </p>
<p>98. Ya da o memleketlerin halkları kuşluk vakti gülüp oynarken kendilerine azabımızın gelmesinden emin mi oldular?      </p>
<p>99. Yoksa Allah'ın tuzağından emin mi oldular? Ziyana uğrayan kavimden başkası Allah'ın tuzağından emin olamaz.      </p>
<p>100. Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden cezalandırırdık. Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar hakkı işitmezler.      </p>
<p>101. İşte memleketler! Onların haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Andolsun, peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıklarına inanacak değillerdi. Allah kafirlerin kalplerini işte böyle mühürler.      </p>
<p>102. Biz onların çoğunda, sözünde durma diye bir şey bulmadık. Ama gerçekten onların çoklarını yoldan çıkmış kimseler bulduk.      </p>
<p>103. Sonra onların ardından Mûsâ'yı, apaçık mucizelerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri) inkar ettiler. Bak, bozguncuların sonu nasıl oldu.      </p>
<p>104. Mûsâ dedi ki: "Ey Firavun! Şüphesiz ki ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."      </p>
<p>105. Bana, Allah'a karşı sadece gerçeği söylemem yaraşır. Ben size Rabbinizden açık bir delil (mucize) getirdim. Artık İsrailoğullarını benimle gönder.      </p>
<p>106. Firavun, "Eğer açık bir delil getirdiysen haydi göster onu bakalım, şayet doğru söyleyenlerden isen" dedi.      </p>
<p>107. Bunun üzerine Mûsâ asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.      </p>
<p>108. Elini (koynundan) çıkardı. Bir de ne görsünler o, bakanlar için, bembeyaz olmuş.      </p>
<p>109. Firavun'un kavminden ileri gelenler dediler ki: "Şüphesiz bu adam usta bir sihirbazdır."      </p>
<p>110. "Sizi yerinizden çıkarmak istiyor." Firavun ileri gelenlere, "Öyle ise siz ne düşünüyorsunuz?" dedi.      </p>
<p>111. Onlar şöyle dediler: "Mûsâ'yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla."      </p>
<p>112. "Bütün usta sihirbazları (toplayıp) sana getirsinler."      </p>
<p>113. Sihirbazlar Firavun'a geldiler. "Galip gelenler biz olursak mutlaka bize bir mükafat vardır, değil mi?" dediler.      </p>
<p>114. Firavun, "Evet. Üstelik siz (ücretle de kalmayacaksınız) mutlaka benim en yakınlarımdan olacaksınız" dedi.      </p>
<p>115. (Sihirbazlar), "Ey Mûsâ!" Ya önce sen at, ya da önce atanlar biz olalım" dediler.      </p>
<p>116. (Mûsâ), "Siz atın" dedi. Bunun üzerine onlar (ellerindekini) atınca insanların gözlerini büyülediler ve onlara korku saldılar. Büyük bir sihir yaptılar.      </p>
<p>117. Biz de Mûsâ'ya, "Elindeki değneğini at" diye vahyettik. Bir de ne görsünler o, onların uydurduklarını yakalayıp yutuyor.      </p>
<p>118. Böylece hak yerini buldu ve onların yapmış oldukları şeylerin hepsi boşa çıktı.      </p>
<p>119. Artık orada yenilmişler ve küçük düşmüşlerdi.      </p>
<p>120. Sihirbazlar ise secdeye kapandılar.
</p>]]></description>
					</item>

	</channel>
</rss>
