<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="bbPress/1.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
		>
	<channel>
		<title>dua dostlugu &#187; Konu: PAZARTESİYİ BEKLERKEN....LÜTFEN OKUYUN ÇOK GÜZEL</title>
		<link>http://mucize.net/forum/topic/5602</link>
		<description>dualar</description>
		<language>tr-TR</language>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 20:39:13 +0000</pubDate>
		<generator>http://bbpress.org/?v=1.2</generator>
				<atom:link href="http://mucize.net/forum/rss/topic/5602" rel="self" type="application/rss+xml" />

		<item>
			<title>ceylan burada "PAZARTESİYİ BEKLERKEN....LÜTFEN OKUYUN ÇOK GÜZEL"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/5602#post-89241</link>
			<pubDate>Sun, 16 Sep 2007 13:10:14 +0000</pubDate>
			<dc:creator>ceylan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">89241@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>çok ibret verici<br />
Allah razı olsun
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>GUL06 burada "PAZARTESİYİ BEKLERKEN....LÜTFEN OKUYUN ÇOK GÜZEL"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/5602#post-88930</link>
			<pubDate>Sat, 15 Sep 2007 22:23:05 +0000</pubDate>
			<dc:creator>GUL06</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">88930@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>allah razı olsun.çok güzel.tıpkı benim kapanmam gibi olmuş bugün yarın derken yıllar geçti.neyseki rabbime şükürler olsunki sonunda nasip etti.rabbim cümlemize nefsini yenmeyi nasip etsin
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>behnan burada "PAZARTESİYİ BEKLERKEN....LÜTFEN OKUYUN ÇOK GÜZEL"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/5602#post-88830</link>
			<pubDate>Sat, 15 Sep 2007 18:00:32 +0000</pubDate>
			<dc:creator>behnan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">88830@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>DAHA ÖNCE OKUMUŞTUM AMA HATIRLATMAN İÇİN ÇOK SAOL...
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Nur-Karabuk burada "PAZARTESİYİ BEKLERKEN....LÜTFEN OKUYUN ÇOK GÜZEL"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/5602#post-88820</link>
			<pubDate>Sat, 15 Sep 2007 17:50:45 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Nur-Karabuk</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">88820@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Allah razı olsun kardeşim,genelde şeytan bize hep bu kandırmacayı yaşatıyor.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>sema-ist-35 burada "PAZARTESİYİ BEKLERKEN....LÜTFEN OKUYUN ÇOK GÜZEL"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/5602#post-88745</link>
			<pubDate>Sat, 15 Sep 2007 13:05:57 +0000</pubDate>
			<dc:creator>sema-ist-35</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">88745@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>allah razı olsun kardeşim.allahım bizi namazdan ayırma.kılmayanlarada kılmayı nasib eyle.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>tubik burada "PAZARTESİYİ BEKLERKEN....LÜTFEN OKUYUN ÇOK GÜZEL"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/5602#post-88742</link>
			<pubDate>Sat, 15 Sep 2007 12:41:57 +0000</pubDate>
			<dc:creator>tubik</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">88742@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>allah razı olsun çok güzel ibretlik bir hikaye rabbim namazımızdan ayrıma...
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>yasemin7878 burada "PAZARTESİYİ BEKLERKEN....LÜTFEN OKUYUN ÇOK GÜZEL"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/5602#post-88741</link>
			<pubDate>Sat, 15 Sep 2007 12:37:03 +0000</pubDate>
			<dc:creator>yasemin7878</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">88741@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Bir Salı günüydü.&#62;&#62;&#62; 'Yoğun bir is temposuyla geçen günün akşamında eve varmak ne güzel... &#62;Daha da güzeli elini yüzünü hoş kokulu sabunlarla yıkayıp, üstüne rahat ev &#62;kıyafetlerini geçirmek... Sonra söyle güzelce televizyonun başına kurulup &#62;eline kumandayı almak..'&#62;&#62;&#62; Oturduğu yerde sızlanmalarını dindirmek için ayaklarını yüksekçe bir yere&#62; kaldırıp uzandı. Yorgunluğu şimdi çok daha belirginleşmiş, külçe gibi &#62;üzerine çökmüştü. Oh! Tam şekerlemelik bir andı. Gözlerini yumdu, &#62;televizyonun sesini kisti.&#62;&#62;&#62; Sabah geç kalkmasına rağmen çok is yapmış, çok yere gitmişti. Geç yatması &#62;da cabası... Şöyle bir düşündü:&#62; 'Evi silip süpürmek, çarşıya çıkıp sayısını hatırlamadığı kadar mağaza &#62;gezmek, alış veriş yapmak, bu arada faturaları unutmamak, her biri için &#62;saatlerce sıra beklemek, sonra o eşyaları elleriyle taşımak...'&#62;&#62;&#62; Çok, çok zahmetli bir gün olmuştu bugün.&#62;&#62;&#62; Ayakları, kolları, her yeri sizliyordu. Burnuna sabunun güzel kokusu &#62;geldi. Leylak gibi, insana eflatun rengini hatırlatan ferahlatıcı bir &#62;kokuydu bu... Derin derin içine çekti. Galiba bu kokunun uykuya da tesiri &#62;vardi. Davetiye çıkarmış gibi, uyku hemen başucunda bitiverdi. Tam kendini &#62;uykunun o tatlı tatlı dalgalanan, masmavi ve ılık denizine atacak, &#62;imkansızın mümküne dönüştüğü yerlerde gezecek hatta uçacaktı ki, aklına &#62;akşam namazını kılmadığı geldi. Düşünmemeye çalıştı.&#62;&#62;&#62; Yok, hayır! Akşam namazını kılmamıştı. Ama çok yorgundu. Olsun, yine de &#62;kılmamıştı. Ama kıpırdayacak hali kalmamıştı, her yeri sizliyordu, zaten &#62;namazını kılsa bile huşuyla değil, bir an evvel kılmış olmak için &#62;kılacaktı. Biraz düşünüp aklına gelen birkaç önemli önemsiz bahaneyi de &#62;sıraladı. İçindeki uzlaşmaya yanaşmayan o inatçı ses tek cümleyle cevap &#62;verdi: Kılmamıştı iste, kılmamıştı, kılmamıştı...&#62;&#62;&#62; Bahanesini geçerli hale getirmek, inatçı sesin inadını kırmak için daha &#62;çok düşündü:&#62; 'Zaten bu sene üniversite imtihanına giriyorum. Gece yarılarına kadar &#62;ders çalış, okul, dershane, etütler...&#62; Sabah namazlarına da genelde kalkamayorum, öğlenleri okulda kılamıyorum, &#62;hatta bazen, yok yok, genellikle ikindileri de... Ne öyle bölük pörçük... &#62;Bir şey yapıldı mı tam olmalı. Seneye hayırlısıyla üniversiteyi bir &#62;kazanayım... Hepsini beş vakit kılmaya başlarım. Hayatım nasıl olsa düzene &#62;girer. Şimdiki kadar yoğun da olmam. Bu sene geçiş yılı. Olmuyor iste bu &#62;yoğunluğun içinde!'&#62;&#62;&#62; Üniversiteli olmakla, yepyeni bir pazartesiyle yepyeni bir hayata &#62;başlayacaktı... düzenli bir hayata. Tabii, namazları tam bir hayata..&#62;&#62;&#62; Ah pazartesi, bir gelse!&#62;&#62;&#62;&#62;&#62;&#62;&#62; Ve üniversite yılları.&#62;&#62;&#62; Bir Salı günüydü.&#62;&#62;&#62; Artık şubat tatilinin yaklaştığı, insanların kayıp düşmesini bekleyen &#62;buzlarla kaplı, soğuk yollarda geçirilen koşturmacılı bir günün akşamında &#62;kendini eve zor atmıştı.&#62;&#62;&#62; Yoğun bir günün bitiminde evine varmak ne güzel bir duyguydu.&#62; 'Bir de mor veya mavi renkli, kokulu sabunlarla yıkanıp, yüzüne gözüne, &#62;eline ayağına yapışıp onun yorgunluğunu artırmak için ağırlık yapan tozdan &#62;kirden kurtulmak herhalde dünyanın en güzel duygularından biriydi.'&#62;&#62;&#62; Gerçi sabun evindekiler kadar kaliteli değildi. Bazen yüzünü tahriş de &#62;ediyordu; ama olsun. Öğrencilik hayatı işte...&#62;&#62;&#62; Oturduğu koltukta hemen uyuyabileceğini biliyordu.&#62;&#62;&#62; Çok yorgun ve uykusuzdu. Gece sabaha kadar ders çalışmış, erkenden deneme &#62;imtihana gitmiş, yetiştirmesi gereken ödevi yapmak için kütüphanede bir &#62;hayli vakit geçirmişti.&#62;&#62;&#62; O kadarla kalsa yine iyi... Eksik ders notlarını tamamlamak için &#62;koşuşturup fotokopicilerde epey ter dökmüştü... 'Üff ne tempo ama!' diye &#62;düşündü.&#62; 'Hiç de öyle bir kere kapağı atmakla bitmiyormuş... Asıl zorluk &#62;üniversitedeymiş meğer. Şimdi çalıştığım kadar üniversite imtihanına &#62;hazırlansaydım en yüksek bölümü kazanırdım alimallah...'&#62;&#62;&#62; Başını yastığa koydu. Üzerine sıcacık bir battaniye aldı. Burnuna ikinci &#62;sınıf da olsa güzel kokan sabunun kokusu geldi. Bir an evini hatırladı.&#62; 'Az kaldı. 2-3 imtihan sonrası, yaklaşık 2 hafta sonra evdeyim.'&#62;&#62;&#62; Annesinin mis gibi yemeklerinden yiyecek, yüzünü evlerinin güzel ve &#62;kaliteli sabunlarıyla yıkayacaktı.&#62;&#62;&#62; Bu düşünce onu keyiflendirdi. Gözlerini kapadı, yüzünde ailesini &#62;düşünmenin verdiği tebessümle, bedeninde uzun zamandır süren koşuşturmanın &#62;yorgunluğuyla, uykunun insanı uçurup yorulmaksızın gezdirdiği değişik &#62;alemlere yola çıkmaya hazırlanıyordu...&#62;&#62;&#62; Birden aklına aksam namazı geldi. Eskisi kadar inatçı olmasa da, o ses &#62;yine konuşmaya başlamıştı: 'Oooo, bu yorgunlukla çok zor bir is simdi bu. &#62;Kalkacak, ağrıyan bacaklarıyla yürüyecek, sızlayan kollarınla, ellerinle &#62;abdest alacaksın... Soğuk suyu da hesaba kattin mi? Sıcacık battaniye terk &#62;edilip namaz kılmak...'&#62;&#62;&#62; Kılmalıydı!!!&#62;&#62;&#62; İnatçı sese karşı, o da inat etti:&#62; 'Yarım yamalak, bu yoğun temponun içinde, hızlı hızlı kılınacak namazın &#62;ne hayrı olur ki... Koşturmanın içinde böyle geçiştirilmiş namazlar... Yok &#62;yok, olmaz öyle. Şu imtihanlar bir bitsin, şu okul bir bitsin, mesleğimi &#62;elime bir alayım. Adam gibi kılmaya başlarım...'&#62;&#62;&#62; Pazartesi bir gelse.&#62;&#62;&#62; Yeni bir hayatin ilk günü olacaktı... Artık mesleğini eline almış çok &#62;daha düzenli ve stressiz hayata başlamış olacaktı. 'O zaman kılarım, hem &#62;bugünlerin kazasını da yaparım.' diye düşündü. Sonra içinde feryatlar &#62;koparan o sesi duymamak ve hatta onu da rahatlatacak bir çözüm bulabilmek &#62;için, yarın bir gün çalışacağını, sabah erken kalkıp namazını kılıp hatta &#62;çok sevdiği sabah uykularından vazgeçip, namazdan sonra yatmayıp Kur'an &#62;okuyacağını, öğle tatillerinde namazını rahatlıkla kılabileceğini, ikindiyi &#62;kısa günlerde iş yerinde, uzun günlerde evinde, aksam ve yatsıyı evinde &#62;sakin ve huşuyla kılacağını hayal etti. Nasıl olsa kılacaktı.&#62;&#62;&#62; Yeter ki şu yoğun tempolu, stresli okul günleri bir geçsin... İşe &#62;başlayacağı, yeni bir başlangıç yapacağı pazartesi bir gelse..&#62;&#62;&#62;&#62;&#62;&#62;&#62; Ve iş hayatı...&#62;&#62;&#62; Bir Salı günüydü.&#62;&#62;&#62; İşten yorgun argın eve gelmişti. Gelen fakslar, yapılan görüşmeler, &#62;arananlar, arayanlar... İnsanlara laf anlatmak cidden çok zordu. Hele bir &#62;de iş yerinde dönen ayak oyunları. Çekememezlikler, kavgalar.. Hadi hepsi &#62;bir yana, işten çıkıp da eve gelmek için çekilen trafik çilesi... Bazen &#62;caddede yolun ilerisinin göründüğü yerlerde kilometrelerce uzayan tıkanık &#62;yolu, bekleşen arabaları görünce ağlayası geliyordu.&#62;&#62;&#62; Sonunda varabildiği evinde olmanın mutluluğuyla elini, yüzünü güzel kokan &#62;bir sabunla yıkadı. Yorgunluktan dile gelmiş ayaklarını yüksekçe bir yere &#62;koyarak uzandı.&#62;&#62;&#62; Gözlerini kapadı. Bugün ayaklarının sızlamasına bas ağrısı da eşlik &#62;ediyor, Bremen mızıkacılarınınkine benzeyen uyumsuz bir koro gibi &#62;kendilerince bağrışıyorlardı.&#62;&#62;&#62; Sabunun hoş kokusunu duydu. Uyku, güzel kokulu yumuşacık mavi bir bulut &#62;gibi onu sarıp sarmaladı.&#62;&#62;&#62; Tam o bulutun üzerinde yola çıkacaktı ki, 'namaz' dedi içindeki ses, her&#62; geçen gün biraz daha kısılan ses tonuyla..&#62;&#62;&#62; İster istemez uyku bulutu aralandı, zihni yeni bahaneler üretmek için &#62;harekete geçiyordu ki, içinden bir başka ses daha geldi.&#62; 'Evde yemek yok ve akşama yemeğe arkadaşlarını çağırdın...'&#62;&#62;&#62; Üç saniye içinde uyku kalmadı gözlerinde. O sevimli bulut kuvvetli bir &#62;rüzgarla karşılaşmışcasına kaçıverdi geldiği bilinmeze. Hala ayakları &#62;sizliyor ve başı ağrıyordu; yine de telaş içerisinde mutfağın yolunu tuttu, &#62;telaşını bastıracak kadar kuvvetli değildi bu ağrılar.&#62;&#62;&#62; Öyle bir telaştı ki namazı da unutturuvermişti.&#62;&#62;&#62;&#62;&#62;&#62;&#62; İşte aile hayatı...&#62;&#62;&#62; Bir Salı gecesiydi.&#62;&#62;&#62; Oturduğu koltuğun üzerinde kah uyuyor, kah uyanıyordu. İşin gerçeği, &#62;uykuyla uyanıklık arasında bir bölgede, Araf'ta duruyordu.&#62;&#62;&#62; Araf'ın bu yanına geçip gözlerini, uykusuzluktan sızlayan gözlerini &#62;aralayıp çocuğunun ateşini kontrol etti. Biraz düşmüş gibi olması Araf'ın &#62;öbür tarafına daha rahat geçebilmesi için bir biletti sanki. İçi &#62;rahatlayarak başını koltuğa dayadı.&#62;&#62;&#62; Camiden yükselen sabah ezanı, hasta çocuğu soğuktan korumak için her &#62;zamankinden daha sıkı kapatılmış evde açık cam bulamamasına rağmen, onun &#62;Araf'ın öbür yanından bu yanına yaklaşmasına sebep olmuştu.&#62; 'Çok bitkinim. Sabaha kadar uyutmadı çocuk. Aman ne çileymiş bu. Zaten &#62;her şeyden hasta oluyorlar. Şimdi namaza kalkmak.. Uzun iş. Çocuk da ağlar. &#62;Yok yok simdi olmaz.&#62;&#62;&#62; Hep erteliyorsun ama.&#62; Şu çocuk düzelsin başlayayım artık namaza. Aman düzelse ne ki, bu defa &#62;öbürü hasta olur. Yok yok. bu çocuklarla namaz falan kılınmaz. Pek bir zor &#62;olur, böyle bir vakit kil, üç vakit kılma. Hoş değil zaten. Hayırlısıyla &#62;şöyle biraz büyüsünler. Kendi işlerini görür hale gelsinler.&#62;&#62;&#62; Onların yürüdüğü, okula başladığı pazartesi günü başlayacaktı &#62;namazlarına.. çok düzenli, bol dualı ihlaslı namazlar kılacaktı. &#62;Hayırlısıyla bir gelseydi o pazartesi.&#62;&#62;&#62;&#62;&#62; Yine bir Salı günüydü.&#62;&#62;&#62; Bugün yıllık izninden bir gündü. Yorgun değildi, sabah da geç kalkmış, &#62;ağır ağır aklına gelen bütün kahvaltılıklardan oluşan bir sofra kurmuş, &#62;öğle yemeğiyle birleşen bir kahvaltı yapmıştı. Evin odalarında yavaş &#62;adımlarla yürüdü. Televizyonu açıp elinde kumandasıyla koltuğa kuruldu. Bu &#62;anın, bu mutluluğun tadını doya doya çıkarmak için eline bol miktarda &#62;çekirdek almıştı. Çit çit.. Kanalları dolaştı. Hangisinde karar kılacağını &#62;düşündü. Çıtır çıtır çitletilen çekirdeklerle önce bir film, sonra eski bir &#62;film seyretti. Dışarıdan gelen yeni bir ezan sesi yine onu kımıldatamadı.&#62;&#62;&#62; "Namaz" dedi içindeki güçsüzleşmiş ses. "Namaz!"&#62;&#62;&#62; Hiç yerinden kalkası yoktu. Zaten yarım yarımdı bütün namazları.&#62; 'Hangi gün beş vakit kılıyorum ki.. bir vakit daha neyi değiştirecek... &#62;İş hayatında çok zordu namaz kılmak. Hem ev, hem iş. Bu koşuşturmada çok &#62;zordu. Çok zor. Zaten emekliliğime de fazla bir şey kalmadı. Ah &#62;hayırlısıyla emekli olayım. Artık gerçekten her şeye yeni bir başlangıç &#62;yapacağım. Benim yeni pazartesim olacak.'&#62;&#62;&#62; Kendini ibadete verecekti. Her namazını vaktinde huşu ile kılacak, &#62;pesinden kazalarını kılacak, tesbihatları yapacaktı. Dahası gece &#62;namazlarına bile kalkabilirdi.&#62;&#62;&#62; O gün yeni bir başlangıç olacaktı. Yeni bir hayatin ilk günü, bir &#62;pazartesi&#62; olacaktı. Ah o pazartesi bir gelse...&#62;&#62;&#62; Çay demledi; bir süre çekirdek çitletti, çay içti. Sonra yavaş yavaş bir &#62;uyku bastırdı. Kanepeye uzandı. Başının altına bir yastık aldı. Elinde &#62;kumanda bir iki kanal daha gezdi. Yeni bir programda karar kıldı.&#62; 'Oh be, tatilde olmak koşuşturmamak ne güzel! Ama tatilden sonra iş başı &#62;yapmak hiç güzel olmayacak. Off, Allah vere de bu sene resmi tatiller hep &#62;hafta içine denk gelse!' diye düşündü.&#62;&#62;&#62; Uzanıp masanın üzerindeki takvimi aldı. Yıllık tatilleri gösteren &#62;sayfalara baktı. 23 Nisan Salı, 19 Mayıs Salı, Ramazan Bayramı Salı, Kurban &#62;Salı... Keyiflendi. Sonra öylesine karıştırmaya başladı takvimi. O günün &#62;tarihine baktı: ..ağustos Salı. Çocuklarının doğum günlerine baktı: ..mart &#62;Salı, ...haziran Salı...&#62;&#62;&#62; Takvimin ilk sayfalarını açtı: 1 Ocak Salı, 2 Ocak Salı, 3 Ocak Salı, &#62;mart Salı, nisan Salı...&#62;&#62;&#62; Haziran, temmuz, ekim, kasım.. hepsi Salı..&#62;&#62;&#62; Dün Salı, bugün Salı, yarın Salı.&#62; 'Bir gariplik var bu işte! Acaba?' demeye kalmadan iyice yoğunlaşan sabun &#62;kokulu uykuya daha fazla karşı koyamadı.&#62;&#62;&#62; Esnedi, battaniyesini iyice üzerine çekti.&#62;&#62;&#62; Günlerin, ayların, yılların, kısacası hayatın sadece Salı günlerinden &#62;ibaret olduğunu anlayamadan uykuya daldı...&#62;&#62;&#62;&#62;&#62; Uykuda mıydı, rüyada mıydı anlayamadı.&#62;&#62;&#62; Kıpırdamak istedi; fakat hiçbir yerini oynatamadı, sonra gözlerini açmaya &#62;zorladı ve gözünü açtığında bir anda çok şaşırdı.&#62;&#62;&#62; Nasıl olabilirdi bu iş? Kendisini seyrediyordu.&#62;&#62;&#62; Biraz yaşlıca bir hanım kazandan bir tasla aldığı suyu bir tahta üzerinde &#62;yatan yari çıplak bedenine döküyor, diğer hanim da güzel kokulu bir sabunla &#62;bedenini ovuşturuyordu...&#62;&#62;
</p>]]></description>
					</item>

	</channel>
</rss>
