<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="bbPress/1.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
		>
	<channel>
		<title>dua dostlugu &#187; Konu: kısa bir hikaye</title>
		<link>http://mucize.net/forum/topic/6059</link>
		<description>dualar</description>
		<language>tr-TR</language>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 00:59:52 +0000</pubDate>
		<generator>http://bbpress.org/?v=1.2</generator>
				<atom:link href="http://mucize.net/forum/rss/topic/6059" rel="self" type="application/rss+xml" />

		<item>
			<title>ceylan burada "kısa bir hikaye"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/6059#post-96558</link>
			<pubDate>Sat, 29 Sep 2007 10:09:47 +0000</pubDate>
			<dc:creator>ceylan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">96558@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>inşallah
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>tubik burada "kısa bir hikaye"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/6059#post-96524</link>
			<pubDate>Sat, 29 Sep 2007 08:51:34 +0000</pubDate>
			<dc:creator>tubik</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">96524@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Ey birader, bil ve agâh ol, aklını topla. Bir acayip hikâye anlata­yım bunu belle ve unutma, sana sonsuz hayat verecek yolun işaretle­rini bunda bulursun. </p>
<p>Bir gün bazı istekliler Hazreti Ali'ye radiyallahü anh ve kerremallahü vecheh'den sordular: </p>
<p>- Muhammed Mustafa aleyhissalatü vesselam senin hakkında şöy­le buyurmuştur: "Ene medinetü'l-ilmü ve Ali bâbüha" Ben ilim şehri­yim, Ali onun kapısıdır." senin ilmine bu hadis-i şerif şahittir. Sana il­min sırrından sual ederiz ki, ilim nedir?" </p>
<p>Hazreti Ali cevap verdi: </p>
<p>- "El ilmü noktatün ve keserüha el câhilun." "İlim bir noktadır, cahiller onu çoğaltmıştır." </p>
<p>Bunu işittiklerinde merakları ve talepleri arttı; </p>
<p>- O nokta nedir? O noktanın aslı nedir? Başı sonu nasıldır, bize açıklayıver!" dediler. Emirü'l-mü'minin Ali (r.a.) buyurdu: </p>
<p>- "Bu sır Allah'ın sırlarındandır. Bunun sırrını açık etmeye izin yoktur. Bu sır kıyamet yaklaştığı zaman açığa çıkar." </p>
<p>Onlar bu cevaptan korktular, şaşırdılar. Ama istekleri fazlalaştı, dediler ki: </p>
<p>- Tanrı aşkına ve Resul aşkına aklımızın alacağı kadar bundan bi­ze haber ver! </p>
<p>Emirü'l-mü'minin cevap verdi: </p>
<p>- Onun nerde olduğunu söyleyeyim amma bir şartla ki, daha faz­la açıklama istemeyeceksiniz! </p>
<p>Kabul ettiler. Buyurdu: </p>
<p>-"Ey talipler, bu esrarullahtır, ilâhî sırlardandır. Semavî kitaplar­da Tevrat ve İncil ve Zebur'da ne sır varsa bunların hepsi Kur'an'da vardır. Kur'an'da olan bütün sırlar Fatiha'dadır. Fatiha'daki bütün sır­lar Bismillah'ta vardır. Bismillah'ta olan sırlar onun "Bâ" harfindedir. Bâ'da olan sırlar da, Bâ'nın noktasındadır. Ben, Bâ'nın altındaki o noktayım" dedi. </p>
<p>Emire'l-mü'minin'den bu sözü işittiler, bunların artık bir söyleye­cekleri kalmadı. Şartı yerine getirip dönüp gittiler. Sonra o kadar ça­lıştılar, öyle hizmet ettiler ki, âl-i aba'dan oldular. Âl-i aba; Ashab-ı Suffa kavmidir ki, bu ilimde rüsuh bulmuşlardı. Başlarını abaya çekip noktanın sırrından konuşurlardı. Bu nokta vahdet-i şems-i hakikidir, yani hakiki güneşin vahdetidir, gerçek vahdet güneşidir. Bütün mev­cudat, zahir ve bâtın bunun istivasında zuhur bulmuştur. </p>
<p>Ey birader, bu ilmin sırrı yakıcı ve aydınlatıcıdır. Mevhumunu yak ki, dostun sırrı anlaşılsın. Çalış çabala vehimlerini yok et! </p>
<p>Tabiatını ilâhî sırlara dair sözlerle, karıştırıp bulandırma! Derinli­ğine dalma isteğin ve gayretin varsa uyanık aşık ol! Bu önsözü öz ola­rak söyledik, daima hatırında bulunsun, teferruatını inşaallah anla­mak nasibine erişirsin. </p>
<p>(Noktatü'l Beyan-Muhammed Nurü'l Arabi K.S.)
</p>]]></description>
					</item>

	</channel>
</rss>
