<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="bbPress/1.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
		>
	<channel>
		<title>dua dostlugu &#187; Konu: BORÇ İÇİN DUA</title>
		<link>http://mucize.net/forum/topic/7022</link>
		<description>dualar</description>
		<language>tr-TR</language>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 17:15:25 +0000</pubDate>
		<generator>http://bbpress.org/?v=1.2</generator>
				<atom:link href="http://mucize.net/forum/rss/topic/7022" rel="self" type="application/rss+xml" />

		<item>
			<title>yldz25 burada "BORÇ İÇİN DUA"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7022#post-115519</link>
			<pubDate>Wed, 09 Jan 2008 10:44:56 +0000</pubDate>
			<dc:creator>yldz25</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">115519@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Amin Allah(C.C.)razı olsun tüm darda olanlarada bizlere yardım etsin inşallah. AMİN.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Sevgi burada "BORÇ İÇİN DUA"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7022#post-113637</link>
			<pubDate>Fri, 04 Jan 2008 13:05:41 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Sevgi</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">113637@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN RABBİM HAYIRLI RIZIK KAPILARI AÇSIN İNŞALLAH
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>selin44 burada "BORÇ İÇİN DUA"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7022#post-113592</link>
			<pubDate>Fri, 04 Jan 2008 11:59:46 +0000</pubDate>
			<dc:creator>selin44</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">113592@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>dualarım seninle biran önce sıkıntılarından kurtulursun kardeşim
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>ARIN burada "BORÇ İÇİN DUA"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7022#post-113585</link>
			<pubDate>Fri, 04 Jan 2008 11:49:38 +0000</pubDate>
			<dc:creator>ARIN</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">113585@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>RABBİM MADDİ MANEVİ HUZUR VERSİN.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Cihan burada "BORÇ İÇİN DUA"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7022#post-113572</link>
			<pubDate>Fri, 04 Jan 2008 11:14:18 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Cihan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">113572@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>'ALLAH borcunu ödeme niyetinde olanın kefilidir.<br />
YA ALLAH YA ALLAH YA ALLAH YA ALLAH YA ALLAH YA ALLAH YA ALLAH...
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>yldz25 burada "BORÇ İÇİN DUA"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7022#post-110141</link>
			<pubDate>Tue, 25 Dec 2007 11:36:49 +0000</pubDate>
			<dc:creator>yldz25</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">110141@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Bir sitede karşılaştığım güzel bir hikayeyi sizlerle paylaşmak istedim çok anlamlı Allah tüm borçlulara ödeme kolaylığı nasip etsin inşallah.</p>
<p>Kendisini karşılayan sekretere; Nazif Beyle görüşmek istediğini söyledi. Bunun üzerine sekreter birden ciddileşti: "Nazif Bey mi?" dedi. "Evet, Nazif<br />
Bey!" diye cevap alınca, hüzünlü bir ses tonuyla "Nazif Bey sizlere ömür<br />
efendim, onu kaybedeli dört yıl oldu." dedi. Hiç beklemediği bu haberle bir<br />
acı saplandı yüreğine. "Ya, öyle mi.?" diyebildi sadece. Hicranlı bir<br />
suskunlukla bir müddet öylece kalakaldı. Gözlerine hücum eden yaşlar<br />
yanaklarından süzülüp göğsüne damladı. Kendisini toparlayıp<br />
"Onun adına görüşebileceğim bir yakını var mı acaba?" diye sordu. "Evet<br />
var,<br />
oğlu Selim Bey....". Titrek bir sesle "Öyleyse Selim Beyle görüşebilir<br />
miyim?" dedi. Görevli hanım, insanda saygı uyandıran bu kibar beyefendiye,<br />
"Selim Bey oldukça meşgul bir insan, randevusuz görüşmek pek mümkün<br />
olmuyor;<br />
ama ben yine de kendisine bir haber vereyim." dedi ve telefona yöneldi..<br />
Sonra "Kim diyelim efendim?" diye sordu. "Kendimi ona ben tanıtmak<br />
istiyorum<br />
kızım." cevabı üzerine sekreter dahili telefonu çevirdi. Daha sonra<br />
mütebessim bir çehreyle, "Selim Bey sizinle görüşmeyi kabul etti, lütfen<br />
beni takip edin." dedi. Beraber merdivenden çıktılar. İnce bir zevkle<br />
döşenmiş geniş bir salondan geçip büyük bir kapının önünde durdular,<br />
sekreter kapıyı açarak, 'Buyurun!' dedi. O da içeri girdi. Kendisini ayakta<br />
bekleyen vakur ve mütebessim gence doğru hızlı adımlarla yürüdü, elini<br />
uzatarak, "Merhaba, ben Prof. Dr. Mehmet Baydemir." dedi. "Bendeniz de<br />
Selim<br />
Cebeci. Lütfen buyurun, oturun." dedi, genç iş adamı.<br />
Mehmet Bey, kendisine gösterilen yere oturur oturmaz: "Yirmi üç yıl, tam<br />
yirmi üç yıl. Vaktiyle bana burs verip okumama vesile olan insanın elini<br />
öpmek için bu ânı bekledim." dedi ve dudakları titredi, gözleri doldu. "Ama<br />
o büyük insanın elini öpmek nasip değilmiş, bunun için ne kadar üzgünüm<br />
anlatamam." Yaşarmış gözlerini kuruladıktan sonra Selim Beye döndü: "Fakat<br />
en azından o büyük insanın mahdumunun elini sıkmaktan da bahtiyarım."<br />
Misafirin bu sözleri üzerine Selim Bey yerinden fırladı, kulaklarına<br />
inanamıyordu. Kelimelerinin her biri birer hayret nidâsı gibi dizildi<br />
cümlelerine: "Mehmet Baydemir demiştiniz değil mi, Tosyalı Mehmet Baydemir<br />
mi?" Profesör, delikanlının bu heyecanlı haline bir anlam veremeyerek<br />
başıyla "Evet" dedi. Bunun üzerine Selim Beyin gözleri sevinçle parladı.<br />
"Babamla sizi uzun yıllar aradık; ama bulamadık." dedi.<br />
Profesörün yanına gelerek iki eliyle elini tuttu, candan bir dost gibi<br />
sıktı<br />
ve "Sizi karşıma ALLAH çıkardı." dedi. Bu sözler profesörü çok şaşırtmıştı.<br />
"Uzun yıllar beni mi aradınız? Peki ama neden?" dedi. Selim Bey gülen<br />
gözlerle profesöre bakarak "Bizdeki emanetinizi vermek için..." deyince,<br />
profesörün şaşkınlığı iyiden iyiye arttı. "Emanet mi?" dedi. Selim Bey<br />
cevap<br />
vermeden yerine geçip telefonu çevirdi. Karşısındakine "Gelebilir misiniz?"<br />
deyip telefonu kapattı. Mehmet Bey, şaşkın gözlerle Selim Beye bakarken<br />
kapı<br />
çalındı, odaya iyi giyimli bir bey girdi.<br />
Selim Bey ona yanına gelmesini işaret etti, sonra kulağına bir şeyler<br />
fısıldadı. Gelen kişi bir şey söylemeden geldiği kapıya yöneldi. O çıkarken<br />
Selim Bey, misafiriyle tatlı bir sohbete başladı. Sohbetleri koyulaştıkça,<br />
çehrelerindeki şaşkınlık, yerini birbirlerine hasret kırk yıllık ahbapların<br />
yeniden buluşmalarındaki sevinç, samimiyet ve güvene bırakmıştı. Mehmet Bey<br />
yurt dışındaki tahsilinden, araştırmalarından ve yirmi üç yıl boyunca her<br />
yıl büyüyen memleket hasretinden bahsetti. Sonra Nazif Beyin duvardaki<br />
portresini göstererek, "Bu günlerimi şu büyük insana borçluyum." dedi.<br />
"Bana<br />
yalnızca maddî destek vermedi, mânen de beni hiç yalnız bırakmadı. Yurt<br />
dışında tahsil görürken yanlışa her yeltendiğimde hayalen yanımda hazır<br />
oldu. 'Sana bunun için burs vermedim.' diyerek bana istikamet verdi. Ona<br />
her<br />
namazımda dua ediyorum." dedi ve gözlerini Nazif Beyin duvardaki<br />
fotografına<br />
mıhladı. Sonra gözleri portrenin altındaki ilk anda mânâ veremediği diğer<br />
tabloya kaydı.<br />
Son derece şık bir çerçevenin içinde, bazı yerleri yamalı ve tamir görmüş<br />
oldukça eski bir çift çorap duruyordu. Biraz daha dikkatli baktığında<br />
çerçevede bazı cümlelerin de sıralandığını fark etti:<br />
"Bir müddet zeytin yiyeceğiz, sonra..."<br />
Selim Bey, kendisine bir soru sorduğu için başını ona çevirdi; fakat aklı<br />
tabloda kalmıştı. Selim Beye cevap verirken tabloya bir daha baktı. İkinci<br />
cümle de birinci cümle gibi üç nokta ile bitiyordu:<br />
"Bir müddet sabredeceğiz, sonra..."<br />
İyice meraklanmıştı. Bu ilk görüşmeleri olmasaydı, yanına gidip tabloyu<br />
iyice inceleyecekti; fakat bu uygun düşmez, düşüncesiyle yalnızca sohbet<br />
arasında göz ucuyla merakını gidermeye çalışıyordu. Ancak her seferinde<br />
biraz daha artan bir merakın içinde kalıyordu. Üçüncü cümlede:<br />
"Bir müddet yürüyeceğiz, sonra..." diye yazıyor ve altta böyle birkaç cümle<br />
daha sıralanıyordu. Artık aklı hep tablodaydı. Sonunda dayanamayıp, "Selim<br />
Bey merakımı mazur görün. Şu tabloya bir mânâ veremedim."<br />
Selim Bey kendisine has bir gülüş ile misafirine baktı, derin bir nefes<br />
alarak:<br />
"Malumunuz, babam varlıklı bir insandı. Oldukça iyi bir hayatımız vardı.<br />
Sonra ne olduysa her şeyimizi kaybettik. O zenginlikten geriye hiçbir şey<br />
kalmadı. Köşkümüzdeki hizmetçiler de gitti. Yemekleri artık annem<br />
yapıyordu.<br />
Hatırlıyorum da bir sabah, kahvaltıya sadece zeytin koyabilmişti. O zengin<br />
kahvaltılarımıza bedel, yalnızca zeytin... Şaşkınlık içinde, 'Başka bir şey<br />
yok mu?' diye sormuştum. Bu soru karşısında annemin hüngür hüngür ağlayışı<br />
gözümün önünden hiç gitmiyor. Annemin ağlayışına mukabil babam: 'Bir müddet<br />
zeytin yiyeceğiz, sonra...' dedi ve durdu, güçlü bakışlarını üzerimizde<br />
gezdirdi, 'Alışacağız.' dedi. Ve iştahla bir zeytin alıp ağzına attı.<br />
Birkaç<br />
gün sonra haciz memurları gelip köşkümüzü de elimizden aldılar. Kenar bir<br />
mahallede küçük, eski bir eve taşındık. Doğru dürüst bir eşyamız da<br />
kalmamıştı. Annem bezgin bir sesle: 'Bu evde hiçbir şey yok! Burada nasıl<br />
yaşayacağız.' diye haykırdı. Bunun üzerine babam: 'Bir müddet sabredeceğiz,<br />
sonra alışacağız.' dedi . Gittiğim özel okuldan ayrılmış, bir devlet<br />
okuluna<br />
yazılmıştım.<br />
Sabahleyin okula servisle gitmeyi umarken, babam elimden tuttu, 'Bu ilk<br />
günün, okula beraber gideceğiz.' dedi. Yürümeye başladık. Okul oldukça uzak<br />
gelmişti bana, yorulup geride kaldığımı hatırlıyorum. Babam kim bilir hangi<br />
düşüncelere dalmıştı. Geride kaldığımı fark etmemişti. Biraz sonra fark<br />
edince bana döndü. İsyan dolu bakışlarımı yüzünde gezdirdim. Bir an bana<br />
ızdırapla baktıktan sonra, yanıma geldi. Bir şey söylemesine fırsat<br />
vermeden, kızgın aynı zamanda nazlı bir tavırla, 'Yoruldum.' dedim. Babam<br />
oldukça sakin bir şekilde: 'Bir müddet yürüyeceğiz, sonra alışacağız.'<br />
dedi.<br />
Babam her sabah erkenden çıkıyor, geç saatlerde ancak dönüyordu. Döndüğünde<br />
ise küçük odaya çekiliyor, bazen saatlerce orada kalıyordu. Çoğu zaman<br />
buradan gözyaşları içerisinde çıktığını görüyordum. Bir gün, merakıma<br />
yenilip babamın küçük odasına girdim. Yerde bir seccade, seccadenin<br />
üzerinde<br />
de bir tespih vardı. Duvarda ise Arapça bir ibarenin altında şu yazı vardı:<br />
'ALLAH borcunu ödeme niyetinde olanın kefilidir.' Babamın dediği gibi oldu,<br />
zor da olsa zamanla alıştık. Bu hal birkaç yıl sürdü. Bir gün babam eve çok<br />
farklı bir yüz ifadesiyle geldi. Ağlamaklı bir yüz ifadesi vardı. Her<br />
birimize bir paket getirmişti. Köşkten ayrıldığımız günden beri ilk defa<br />
paketlerle eve geliyordu. Bizi bir araya topladı. 'Bugün, benim için ne<br />
mânâya geliyor biliyor musunuz?' dedi, kelimeleri boğazına düğümlendi,<br />
gözlerine yaşlar hücum etti. Sözlerini kesmek zorunda kaldı. Her birimize<br />
hediyelerimizi teker teker verdi ve bizi ayrı ayrı kucaklayıp<br />
yanaklarımızdan öptü, kendisi de bir koltuğa o turdu. Cebinden gazeteye<br />
sarılı bir şey çıkardı. O sırada da ağlıyordu. Hepimiz şaşkınlık içinde<br />
babama bakıyorduk. Gazeteyi açtı, içinden bir çift yeni çorap çıkardı. Bu<br />
gözyaşlarıyla, bir çift çorabın alâkasını kurmaya çalışırken babam,<br />
beklemediğimiz bir şey yaptı. Çorabı burnuna götürdü, kokladı, kokladı.<br />
Arkasından hıçkırarak ağlamaya başladı.<br />
Hepimiz şok olmuştuk, tek kelime bile söylemeden bekledik. Babam nihayet<br />
kendisini topladı ve 'Bir zaman önce, büyük bir borcun altına girmiştim.<br />
Borcumu ödeme niyetiyle yeniden çalışmaya başladığım zaman kendi kendime<br />
'bütün kazancım, borçlarımı ödeyinceye kadar alacaklılarımın hakkıdır.<br />
Onların hakkını vermeden ayağıma bir çorap almak bile bana haram olsun.'<br />
demiştim. Bugün ise, ALLAH'ın yardımıyla, borcumu bitirdim. Artık kimseye<br />
tek kuruş borcum kalmadı." dedi. Sonra gözyaşları içinde ayağındaki<br />
çorapları çıkarıp yeni çoraplarını giydi. Ben de o eski çorapları hem aziz<br />
bir baba yadigârı, hem de bir ibret nişanesi olarak sakladım. Bu çoraplar<br />
her gün bana: 'Paralarını ödeyinceye kadar bütün kazancım alacaklılarının<br />
hakkıdır.' diyor".<br />
Selim Beyin bakışları bilinmez âlemlere dalarken o, nemlenen gözlerini<br />
kuruladı, sonra dönüp duvardaki siyah-beyaz fotografa hayran hayran baktı.<br />
"Babanız sandığımdan da büyükmüş Selim Bey. Ben olsaydım öyle müreffeh bir<br />
hayattan sonra anlattığınız gibi bir darlıkta, herhalde çıldırırdım." Selim<br />
Beye döndü ve "Siz ne yapardınız?" diye sordu. Selim Bey kendisine has<br />
tebessümü ile: "Bir müddet zeytin yerdim, sonra..." dedi ve gülümsedi. O<br />
sırada kapı çalındı, biraz önceki beyefendi elinde bir kutuyla içeriye<br />
girdi. Kutuyu Selim Beyin masasına bırakıp çıktı. Selim Bey yerinden kalkıp<br />
kutuyu alarak Mehmet Beye uzattı. 'Buyurun, yıllarca size vermek<br />
istediğimiz<br />
emanetiniz.' dedi. Mehmet Bey bilinmez duygular içerisinde kutuyu açtı.<br />
İçinden kadife bir kese çıktı. Keseyi açıp içini kutuya boşalttığında<br />
merakı<br />
iyiden iyiye arttı. Keseden birkaç tane cumhuriyet altını ile bir not<br />
çıkmıştı. Mehmet Bey hassasiyetle katlanmış kâğıdı açıp okumaya başladı.<br />
Sevgili Mehmet Bey oğlum,<br />
Bazen istediğimizi yaparız, çoğu zaman da mecbur olduğumuzu... Tahsil<br />
hayatınız boyunca size burs vermeyi taahhüt etmiştim. Ancak eğitiminizin<br />
son<br />
altı ayında size burs verme imkânını bulamadım. Bir müddet sonra<br />
imkânlarıma<br />
yeniden kavuştum; lâkin bu sefer de size ulaşamadım. Dolayısıyla size<br />
borçlandım ve borçlu kaldım. Eğer böyle bir borcu gözyaşı ve ızdırapla<br />
ödemek mümkün olsaydı, ben bu borcu fazlasıyla ödemiş olurdum. Zira sevgili<br />
oğlum, bu altı aylık zaman diliminde bursunu verememenin ızdırabıyla kaç<br />
gece ağladım onu Rabb'im bilir. Her neyse, bursunuzu tarihlerindeki<br />
değeriyle altına çevirdim. Bu altınlar sizindir. Bunlar elinize<br />
ulaştığında,<br />
borçlarımın tamamını ödemiş olacağım.<br />
Sevgilerimle, Nazif Cebeci.<br />
Mehmet Bey neye uğradığını şaşırmıştı. Bu büyük insanın yüceliği karşısında<br />
bir çocuk gibi yalnızca ağlıyor, ağlıyordu. Selim Bey de bir hayli<br />
duygulanmıştı. Onun da yanaklarından yaşlar süzülüyordu. Bir ara yaşlı<br />
gözlerle babasının siyah-beyaz portresine baktı. Kendisine yıllarca hüzünle<br />
bakan gözleri, bu sefer sevinçle bakıyor gibiydi
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>sudemeral burada "BORÇ İÇİN DUA"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7022#post-109966</link>
			<pubDate>Mon, 24 Dec 2007 19:33:27 +0000</pubDate>
			<dc:creator>sudemeral</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">109966@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>AMİN AMİN AMİN</p>
<p>Yarabbim Yıldız kardeşimizin tüm maddi ve manevi sıkıntılarını gider. İki cihanda yardımcısı ol. AMİN AMİN AMİN
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>yldz25 burada "BORÇ İÇİN DUA"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7022#post-109943</link>
			<pubDate>Mon, 24 Dec 2007 18:40:03 +0000</pubDate>
			<dc:creator>yldz25</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">109943@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>"Her kim duâlarının kabûlünü, gam ve üzüntülerinin def olup kaldırılmasını arzu ederse sıkıntıda bulunanların imdâdına yetişsin." Hadis-i Şerif<br />
Bu siteye içlerindeki yangını bir an olsun hafifletmek için giren mümin kardeşlerimizin tüm dualarını Allah'u Teala kabul buyursun. Sıkıntılarını gidersin bizleri de onların imdadına yetişmiş kabul etsin inşallah. Hepimizi tez vakitte hayırlı ferahına çıkarsın. AMİN.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>zehram burada "BORÇ İÇİN DUA"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7022#post-109901</link>
			<pubDate>Mon, 24 Dec 2007 15:41:24 +0000</pubDate>
			<dc:creator>zehram</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">109901@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>allah yardımcınız olsun..rabbim herkese hayırlı rızıklar versin..3 ayetül kürsi okuyorum..
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>yusra burada "BORÇ İÇİN DUA"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7022#post-109872</link>
			<pubDate>Mon, 24 Dec 2007 14:45:07 +0000</pubDate>
			<dc:creator>yusra</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">109872@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Allah yardımcın olsun.maddı ve manevı butun sıkıntılarını gıdersın.hayırlı ,salıh evlatlar nasıp etsın.darda koymasın senı ve aileni.(amin)
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>yldz25 burada "BORÇ İÇİN DUA"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7022#post-109860</link>
			<pubDate>Mon, 24 Dec 2007 14:03:17 +0000</pubDate>
			<dc:creator>yldz25</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">109860@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>sağolun kardeşlerim daha mesajımı yazalı altı dakika olmuşken mesaj yazmanız beni çok sevindirdi ve inanınki gözlerim yaşararak tüylerim ürpererek dualarınıza amin dedim ve sizlere de dua ettim Allah (C.C) kendi rızası için hiç karşılık beklemeden birbirine dua eden dua dostlarının tümünün dualarını kabul etsin ve yardım etsin kardeşlerim Allah(C.C.) razı olsun Allah'a Emanet olun...
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>yuziap burada "BORÇ İÇİN DUA"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7022#post-109859</link>
			<pubDate>Mon, 24 Dec 2007 13:59:18 +0000</pubDate>
			<dc:creator>yuziap</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">109859@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>kardeşim allah yardımcın olsun bende seninle aynı durumdayım.hatta belkide daha kötüyüm.borç batağına saplandım.evimin kirasını bile ödeyemez durumdayım.allah harama bulaşmadan ödemeyi nasip eder inşallah.sende bana dua et kardeşim
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>zez burada "BORÇ İÇİN DUA"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7022#post-109858</link>
			<pubDate>Mon, 24 Dec 2007 13:58:46 +0000</pubDate>
			<dc:creator>zez</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">109858@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Allah yar ve yardincin olsun hayirli ve ugurlu gelsin aldiginiz ev. Allah saglikli ve hayirli evlat versin ...Amin.Kolaylilar dilerim.
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>yldz25 burada "BORÇ İÇİN DUA"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/7022#post-109857</link>
			<pubDate>Mon, 24 Dec 2007 13:52:34 +0000</pubDate>
			<dc:creator>yldz25</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">109857@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>S.A sevgili dua kardeşlerim siteye bugün girdim ve Allah'ın izniyle biraz olsun rahatladım. Çünkü Mümin'in mümin kardeşine duası kabul olunur inşaallah. Peygamber Efendimiz'in(S.A.V.) söylediği gibi günahsız bir dille dua edelim birbirimize. Banada dua edin Allah rızası için. Ev aldığımız için çalışmak zorundayım ve bir sürü borcumuz var ve aynı zamanda çocuk sahibi de olmak istiyorum (yaşım malum) çocuk ve iş aynı anda olmalı ama nasıl lütfen borçlarımızı kolay ve hızlı bir şekilde ödeyebilmemiz için dua edermisiniz. Allah tüm darda olanların ve bizimde dualarımızı kabul etsin. Allah hepimizin yar yardımcısı olsun.Amin.
</p>]]></description>
					</item>

	</channel>
</rss>
