<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="bbPress/1.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
		>
	<channel>
		<title>dua dostlugu &#187; Konu: Asr-ı Saadetten (turkan)</title>
		<link>http://mucize.net/forum/topic/9859</link>
		<description>dualar</description>
		<language>tr-TR</language>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 06:26:30 +0000</pubDate>
		<generator>http://bbpress.org/?v=1.2</generator>
				<atom:link href="http://mucize.net/forum/rss/topic/9859" rel="self" type="application/rss+xml" />

		<item>
			<title>Turkan burada "Asr-ı Saadetten (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9859#post-151913</link>
			<pubDate>Thu, 28 Feb 2008 18:40:28 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Turkan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">151913@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Hz. Ömer (ra) demiştir ki:<br />
“İster hoşuma giden olsun, isterse de gitmeyen; hangi hal üzere sabahlarsam sabahlayayım benim için fark etmez. Çünkü ben hayrın hoşuma gidende mi yoksa gitmeyende mi olduğunu bilmiyorum.”<br />
Hz. Ali’ye (ra):<br />
“Ebu Zerr-i Gıfârî (ra), “Benim yanımda fakirlik zenginlikten, hastalık da sıhhat ve afiyetten daha sevimlidir!” diyor. Siz ne buyurursunuz?” denildi.<br />
Hz. Ali (ra) şunları söyledi:<br />
“Allah Ebu Zer’den (ra) razı olsun! Ben diyorum ki, insan Allah’ın kendisi için vermiş olduğu şeylere razı olup, bundan başkasını temenni etmemelidir. Kaza ve kaderin tasarrufuna razı olmanın sınırı budur.”<br />
Hz. Ali (ra) devamla şöyle buyurmuştur:<br />
“Allah’ın kaza ve kaderi kendisine razı olan ya da olmayan herkes üzerinde hükmünü icra eder. Ancak hükmüne razı olanlar sevap kazanırken, razı olmayanların amelleri boşa gider.”<br />
Abdullah b. Mesut (ra) da diyor ki:<br />
“Kıyamet gününde bütün insanlar dünyada az bir geçimle yetinmiş olmayı temenni edeceklerdir. Nefsinde bir şüphe bulunmadığı sürece sizden herhangi birinize akşam ya da sabah içinde bulunduğu durum zarar veremez. Sizden birinizin bir ateş korunu ağzına alıp sönünceye kadar tutması, Allah’ın kendisi için hükmettiği bir şeye “Keşke bu olmasaydı! Keşke şöyle olsaydı!” şeklinde itiraz etmesinden daha hayırlıdır”<br />
(Kenz, II/145)
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Turkan burada "Asr-ı Saadetten (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9859#post-151899</link>
			<pubDate>Thu, 28 Feb 2008 18:30:18 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Turkan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">151899@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>ÜÇ PARÇA EKMEK<br />
Hz. Ali Efendimizin ağabeyi Cafer b. Ebu Talib'in oğlu Abdullah, sıcak bir günde, bir kabilenin hurmalığına inmişti. Abdullah burada dinlenirken, hurmalıkta çalışan köleye, yemek vakti üç parça ekmek geldiğini gördü. Adam ekmeklerden birini ağzına götürmek üzereydi ki, birden önünde açlığı her halinden belli bir köpek belirdi. Köle elindeki ekmeği köpeğin önüne attı. Köpek ekmeği derhal yedi. Köle ekmeğin ikinci parçasını da attı. Köpek bunu da bir kerede sildi süpürdü. Köle bunun üzerine üçüncü parçayı da köpeğe verdi. Kalkıp yeniden işine dönmek üzereydi ki, olup biteni uzaktan seyreden Abdullah, yaklaşıp sordu:<br />
"Ey köle, bugünkü yiyeceğin ne kadardı?"<br />
Köle sıkılarak cevap verdi:<br />
"İşte bu üç parça ekmek."<br />
"O halde neden kendine hiç ayırmadın?"<br />
"Baktım ki hayvan çok aç. O halde bırakmak istemedim."<br />
"Peki sen ne yiyeceksin"<br />
"Oruç tutacağım."<br />
Bunun üzerine Abdullah b. Cafer, köleden sahibini, evinin nerede olduğunu sordu. Sonra da gidip adamdan bu hurmalığı içindeki köleyle birlikte satın aldı. Sonra döndü, köleye bu tarlayı ve onu sahibinden satın aldığını söyledi ve ekledi:<br />
"Seni azâd ediyorum. Bu hurmalığı da sana hediye ediyorum."<br />
Cömertliğiyle meşhur Abdullah b. Cafer, kendisinden daha cömert birini tanıyıp tanımadığı sorulduğunda, bu olayı anlatır ve<br />
"Ama o köpeğe topu topu üç parça ekmek vermiş; sense ona koskoca bir hurmalığı ve hürriyetini vermişsin" dediklerinde, şu karşılığı verirdi:<br />
"Ama o elindeki her şeyi verdi; ben ise elimdekinin bir kısmını?"
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Turkan burada "Asr-ı Saadetten (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9859#post-151879</link>
			<pubDate>Thu, 28 Feb 2008 18:01:05 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Turkan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">151879@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Ebû Hureyre (ra) şöyle anlatıyor: “Müşrike olan annemi İslâm’a çağırıyordum. Bir gün yine böyle davetimi yenilediğimde Peygamber Efendimiz hakkında hoşlanmadığım şeyler söyledi. Allah Resûlü’nün yanına geldim, ağlıyordum.<br />
‘Yâ Resûlallah’ dedim, annemi İslâm’a davet ediyordum; yanaşmıyordu. Bugün de davet ettim. Senin aleyhinde hoşlanmadığım şeyler söyledi. Allah’a dua et, “Ebû Hureyre’nin annesine hidâyet versin.” dedim. Allah Resulü de, </p>
<p>- Allah’ım! Ebû Hureyre’nin anasını hidâyete erdir, diye dua buyurdu. </p>
<p>Sevinerek dışarı çıktım. Eve varıp kapıya yaklaşınca, baktım kapı kapalı. Annem ayak seslerimi duymuştu. “Ebû Hureyre, yerinde dur” dedi. Biraz sonra annem elbisesini giymiş, başını da örtmüş olarak kapıyı açtı ve: “Ebû Hureyre, şehâdet ediyorum ki Allah’tan başka ibadete lâyık bir ilâh yoktur. Şehâdet ediyorum ki Muhammed, Allah’ın elçisidir.” dedi. </p>
<p>Koşarak Peygamberimiz’in yanına vardım. Daha önce kederimden ağladığım gibi sevincimden ağlıyordum. “Müjde, Yâ Rasûlallah, Allah duanı kabul etti; Ebû Hureyre’nin annesini İslâm’a hidâyet buyurdu.” dedim. Sonra, “Yâ Rasûlallah, Allah’a dua et de, beni ve annemi, erkek-kadın bütün müminlere sevdirsin.” ricasında bulundum. O da: “İlâhî! Bu kulcağızını ve anasını erkek-kadın her mümine sevdir.” diye dua buyurdu. İşte, bunun için adımı duyan erkek-kadın her mümin beni sever.” (Kandehlevî, Hayatu’s-Sahabe, 1/175-17
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>ceylan burada "Asr-ı Saadetten (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9859#post-151750</link>
			<pubDate>Thu, 28 Feb 2008 16:22:29 +0000</pubDate>
			<dc:creator>ceylan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">151750@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Rabbim sevdir bize sevdiklerini , yerdir bize hep yerdiklerini, yar eyle erdirdiklerini<br />
Amin...Amin...Amin...<br />
Mevla razı olsun
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Mavera burada "Asr-ı Saadetten (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9859#post-151695</link>
			<pubDate>Thu, 28 Feb 2008 15:17:04 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Mavera</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">151695@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>FATİHA GÖNDERİYORUM
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Turkan burada "Asr-ı Saadetten (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9859#post-151585</link>
			<pubDate>Thu, 28 Feb 2008 13:55:40 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Turkan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">151585@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>HZ. ALİ’NİN ŞEHADET HABERİNE KARŞI METANETİ<br />
Hz. Ali efendimiz Uhud’da 16 kılıç darbesi almıştı. Şehidik şerefine ulaşamadığına üzülüyordu. Bundan dolayı üzüntülü görünen Haydar-ı Kerrar’a Resul-i Zişan(SAV); “Ya Ali! Şehadet senin arkandadır. Bunlar kan ile boyandığı zaman nasıl sabredeceksin?” buyurarak mübarek elleriyle onun başını ve sakalını okşamıştı. Hz. Ali de; “Ya Resulullah! Şu buyurduğun hal benim hakkımda tahakkuk edince o, delil, beşaret ve keramet sayılacak şeylerden olmuş olur.”diye cevap vermişti.</p>
<p>Hz. Ali(kv) Irak’a giderken, Abdullah bin Selam ziyaretine gelmiş; “Ya Ali! Irak’a gitme! Korkarım ki orada vücuduna bir kılıç ağzı isabet eder.” Demiş. Hz. Ali de; “Evet.. Kasem ederim ki, bunu bana Resulullah haber vermiştir” diye mukabelede bulunmuştu.</p>
<p>Ebu Esved diyor ki; “Ben o gündeki gibi böyle canını kaybedeceğini haber veren bir muharip görmedim.”</p>
<p>Hz. ALİ’YE SEKARAT ANINDA VERİLEN MÜJDE<br />
Amr İbn-i Zimür el Hemadani diyor ki; “Hz. Ali Kufe’de kılıç darbesini aldıktan sonra huzuruna girdim. Başını bir şey ile sarmıştı. Dedim ki ; “Ya Emirel müminin! Yarayı bana gösterir misin?” Hemen sargıyı açtı. Baktım, “bir şey yok, hafif bir yaradan ibaret” dedim. Hz. Ali; “Evet, sizden ayrılmaktayım” dedi. Kızı Ümmü Gülsüm perde arkasından ağlamaya başlamıştı. Şehitlerin Efendisi; “Kızım sükût et. Eğer benim gördüğümü göreceksen olsan ağlamazsın” dedi. “Ya Emirel müminin ne görüyorsun?” diye sordum. Buyurdular ki; “İşte bunlar melekler ile nebiler cemaati! İşte bu da Muhammed sallalahu aleyhi ve sellem; “Ya Ali! Müjde sana, teveccüh etmekte bulunduğun şu hal(ölüm hali), şu içinde bulunduğun halden sana daha hayırlıdır” diye buyuruyor.” Allah şefaatine nail eylesin. Amin.. </p>
<p>HZ. ÖMER(RA)’İN NAMAZI<br />
Sahabelerinin namazını anlamak için hakiki sahabe olmalı. Onlardan birinin, Hz. Faruk-u Azam’ın namazıyla alakalı kaynaklar bize şunları naklediyor; Tabiin’in efendisi Hasan-ı Basri(RA) diyor ki; “Hz. Ömer(RA) gece ibadet ettiği sırada, bazen azapla tehdide dair bir ayet okuyunca ağlamaya başlardı. O derecede ki, fazla etkilenmesinden dolayı yere yığılır, hasta olurdu. Ve bu hastalanmasından ötürü insanlar onu ziyaret gelirdi.”</p>
<p>İbn-i Ömer(ra) de muhterem babası hakkında şu şehadette bulunur; “Hz. Ömer bir keresinde sabah namazında o kadar ağladı ki, ben üçüncü safın arkasından onun ağlama sesini duydum.”</p>
<p>Alkame Bin Vakkas aynı duruma bir yatsı namazında şahit olanlardan; “Hz. Ömer yatsı namazında Yusuf Suresini okuyordu. Ben de en son saftaydım. Yusuf(As) anılınca, ben ağıt(ağlama) sesini duydum.” </p>
<p>“ÇOK SECDE YAPARAK BANA YARDIMCI OL”<br />
Sahih-i Müslim’de, Ehl-i Suffe’den olan Ebu Firaz Rabia İbn-i Kuayb el Eslemi(RA)’nin şöyle dediği rivayet edilmekte; “Ben geceleyin Hz. Peygamber(SAV)’in yanında bulunurdum da, abdest ve diğer ihtiyaçlarını göz önünde tutardım. Bir gün bana; “Bir şeyler iste” buyurdu. Ben de; “cennette sizinle birlikte olmak isterim” dedim. “Bundan başka bir isteğin yok mu?” buyurdu. Ben de; “Ben ancak bunu istiyorum” dedim. Resulullah(SAV) de cevaben; “Öyle ise çok secde yaparak bana yardımcı ol” diye ferman ettiler.</p>
<p>BİLAL-İ HABEŞİ’NİN DEĞİŞMEZ BİR AMELİ<br />
Efendimiz(SAV) bir gün, çok sevdiği Bilal-i Habeşi’ye; “Ey Bilal! En çok ümitli olan amelini bana söyle. Çünkü ben senin cennetteki ayak seslerini duydum” buyurdu. Bilal hazretleri de şu cevabı verdiler; “Öyle ümitlenecek hiçbir amel yapmadım. Ama şüphesiz ben, her ne zaman gece ve gündüz bir ara abdest almışsam, o abdestle nasip olduğu kadar mutlaka namaz kılarım.” </p>
<p>Not: Bu namaza tahiyyat-ül vudu deniyor ki, nafile bir namaz olmuş oluyor..</p>
<p>KAYNAKLAR<br />
1-Büyük Tefsir Tarihi–2- Ömer Nasuhi Bilmen- Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları-Ankara–1960<br />
2-Dört Rükun- Ebul Hasan En Nedvi-terc: Yusuf Karaca- Nehir Yayınları- İst-1992
</p>]]></description>
					</item>

	</channel>
</rss>
