<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="bbPress/1.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
		>
	<channel>
		<title>dua dostlugu &#187; Konu: Gül-ü Bülbül öyküsü (turkan)</title>
		<link>http://mucize.net/forum/topic/9880</link>
		<description>dualar</description>
		<language>tr-TR</language>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 21:03:09 +0000</pubDate>
		<generator>http://bbpress.org/?v=1.2</generator>
				<atom:link href="http://mucize.net/forum/rss/topic/9880" rel="self" type="application/rss+xml" />

		<item>
			<title>Turkan burada "Gül-ü Bülbül öyküsü (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9880#post-153460</link>
			<pubDate>Sat, 01 Mar 2008 01:05:59 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Turkan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">153460@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>"Derd ü mihnettir, beladır adı aşk,<br />
Bir marazdır, ibtiladır adı aşk,<br />
Andadır raz-ı adem, sırr-ı vücüd,<br />
Hiçtir, yoktur, bekadır, adı aşk."</p>
<p>Seyh Galip...
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Ayse1 burada "Gül-ü Bülbül öyküsü (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9880#post-153209</link>
			<pubDate>Fri, 29 Feb 2008 22:30:11 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Ayse1</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">153209@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>EHL-İ TEMKÎNEM BENİ BENZETME EY GÜL BÜLBÜLE<br />
DERDE YOK SABRI ANIN HER LÂHZA BİN FERYÂDI VAR</p>
<p>                      .........Fuzuli'den</p>
<p>Aşk'ta gizlilik gerektir.Oysa bülbül bu aşk ile çığlıklar atarak sırrını açığa vurur...<br />
Dolayısıyla EDEBE aykırı bir iş yapar. Üstün Aşık sabırlıdır,aşkını gizli yaşar...</p>
<p>(yorum İskender Pala'nın kitabından...)</p>
<p>***<br />
Bir yanda Aşkın delilikle eşdeğer olduğu,<br />
Malûm delilik,sınır tanımaz...<br />
Diğer yanda aşkın sabır ve gizlilikte en üstün haline ulaşacağı...<br />
Gel çık işin içinden şimdi denebilir...<br />
Bence ikisi de doğrudur.<br />
Birisi ilahi Aşk ve diğeri ise beşeri...<br />
işin inceliği burda saklıdır sanırım...
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Ayse1 burada "Gül-ü Bülbül öyküsü (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9880#post-153188</link>
			<pubDate>Fri, 29 Feb 2008 22:10:34 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Ayse1</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">153188@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Seni Sevenlerin Ola mı aklı<br />
Bir dem Usluyısa  her dem delidir...</p>
<p>                     ...Aşık yunus'dan</p>
<p>***<br />
AŞK NEDİR??<br />
AŞK, BİR DELİLİKTİR DERİM BEN...<br />
ÖYLE DELİLİĞE CAN KURBAN...<br />
***<br />
RABBİM! YALNIZ SANA MECNUN EYLE BİZLERİ...
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>ZEYNEP burada "Gül-ü Bülbül öyküsü (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9880#post-152080</link>
			<pubDate>Thu, 28 Feb 2008 22:05:48 +0000</pubDate>
			<dc:creator>ZEYNEP</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">152080@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Hani, pişmek yanmak kadardır ya!…<br />
 Fuzûlî’ye göre aşk öyle bir ateştir ki, ruhları bin türlü kirinden arıtır ve gönülleri yaktıkça âşığa itibar kazandırıp rütbesini arttırır. Aşk işinde başarılı olmak, sevgilinin iltifatını ve aşkını kazanmak için bu yanışın derinlikli olması gerekir. Ne kadar çok yanarsa âşık, o kadar pişer bu meydanda. Çünkü bütün dertlerin çaresi aşktır, ötesi büyük bir boşluk… Tasavvuf, ilâhî aşkın o uzun patikalarında karşılaşılan güçlükleri aşmak, dikenleri çiğnemekle, belki onları aşk duyan gönüllerde yakmak, belki de bizzat gönülleri aşkta pişirmekle hedefine varır </p>
<p>                                                            İskender Pala
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Cihan burada "Gül-ü Bülbül öyküsü (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9880#post-151996</link>
			<pubDate>Thu, 28 Feb 2008 20:02:15 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Cihan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">151996@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>AH AH MİN-EL AŞK................
</p>]]></description>
					</item>
		<item>
			<title>Turkan burada "Gül-ü Bülbül öyküsü (turkan)"</title>
			<link>http://mucize.net/forum/topic/9880#post-151939</link>
			<pubDate>Thu, 28 Feb 2008 19:13:42 +0000</pubDate>
			<dc:creator>Turkan</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">151939@http://mucize.net/forum/</guid>
			<description><![CDATA[<p>Uzak diyarlardan bir sıkımlık can uçtu geldi. Ne hakla hakim olduğunu bilmeden, ferman yazdıran gülü buldu. Sanki Lokman Hekim'in bilmediği gizi çözmüştü...<br />
Ormanların aşağısındaki yeşilliğe kondu bülbül. O davudi sesiyle karşısına aldı kanlı zalim yarini:<br />
-Ey Gül, hiç halim yok yaram sarmaya. Derman ol derdime, dedi.<br />
Gül öyle uzaktı ki, dost kapısı sanan yanıldı. Vay haline yöresinden geçene. Yaprakları dahi aşıklarının kanına boyalı. Üstelik sanki toprağa esir olan kendisi değilmişçesine vakur. Sanki efganlar vaktini beklemiyormuşçasına cesur.<br />
-Be ahmak, zaten derdindir yarana derman olan. Aradığın her neyse dışında sanırsın; bil ki o senin içinde!<br />
-Neye böyle şiddetlisin Gül yar?<br />
-Çok uçmuşsun, hep boşa...<br />
Oysa Bülbül'cük zaten hüzünden kaçıyordu. Bir gün ölmekten korkuyordu. Sadece aşktır çözüm sanıyordu.<br />
Bir zaman hatası vardı. Yürekler vuslat ateşiyle yanıyordu. Gül-ü Bülbül arasında iki parmak mesafe kaldı. Ab-ı hayata dokunmuş olacaktı Bülbül; eğer Gül'ün busesine mahzar kılınsa...<br />
-Bak arkadaş, nice çiçek benden güzel kokar, nicesi daha renkli...<br />
-Allah sahiplerine bağışlasın.<br />
-Ey Bülbül vazgeç. Yanılırsın!<br />
-Yanılgım sen olasın ey yar.<br />
-Tek dileğim gitmendir.<br />
Bu son sözle sadaktan da yaydan da çıktı ayrılık oku. Doğruca Bülbül'ün kalbine kitlendi. Eski hüzünler şaka oldu. O kuş sustu, tabiat şaştı. Bülbül bulutların arasına atıldı.<br />
Bir şebnem ışıdı Gül dalına. Doğruyu yapmak şart mıydı sanki!<br />
Bülbül tam yedi sene içinde aradı. Bulabilse hemen yara koşup "İşte sevme gücü bu, özümde" deyiverecekti. Yoksullukla sınandı sevdası... Suskunlukla...Yalnızlıkla...<br />
Kristal göllerde aradı. "Yaa su, hani benim yansımam?" diye sorguladı. Turnalarla selam yolladı. Bir kavgaya daldı yetim.<br />
Gün geldi, devran döndü. Felek çekti kancasını bizim aşıklardan. Böylece ferahladılar, artık kalp yaralarına aldırmadılar.<br />
Zaman oldu gencecik bir bülbül ulaştı yeşilliğe. Orada saçları dökülmüş, canı çekilmiş bir çiçek sarısına rastladı. Yanına sokularak ünledi:<br />
-Be gafil ne direnirsin Azrail'e. Bak adına Gül denecek hal kalmamış sende, diye alayla uyardı. Gül ise hoş görülü bir tebessümle:<br />
-Ah o gençlikte ne güller vardı bu Lalezar'da da, sen gibi ne bülbüller yandıydı ateş-i aşka, dedi. Belki bunlar kalan son nefesleriydi. Şehadet getirdi. Genç Bülbül şaşkın, bocalayarak eski bir fotoğrafı izlercesine:<br />
-Sahi Aşk neydi? Dedi cahilane.<br />
Kimse anımsamadı
</p>]]></description>
					</item>

	</channel>
</rss>
