"Oysa ondan istenen sadece kömür ateşinde,abdest testisini ısıtmaktı,"
Basitti görevi,sabah ezandan önce kalkacak abdest ibriğine,dergahın bahçesinden su kayacaktı.Sonra onu kömür ateşinde ısıtacak,ezanla birlikte uyanacak olan şeyhine abdest alsın diye tutacaktı.
Olan olmuştu işte.Geç uyanmıştı,ne yapacağını şaşırdı.Sabah namazı vaktide oldukça daralmıştı.
Şeyhine,nefsime yenildim.!
Kadılığı bıraktım,kaftanımı bıraktım,makamı şöhreti depdebeyi bıraktım,ciğer sattım pazarda kaftanımla,sakalımla abdesthaneyi sildim ağlaya ağlaya sırf nefsimi yenmek adıma ama.
Ama bütün dünyayı terkedip girdiğim bu yokluk kapısında,uyku denilen varlığa yenildim mi diyecekti.
Alalacele testiyi bahçeden doldurdu,şeyhini beklemeye başladı.
Isıtacak zaman yoktu,utanç içinde çaresiz di.
Çöktü,şeyhini beklediği yere.
Ağlıyordu.Sarıldı testiye,edebi,utancı,gözyaşları ve mahçubiyeti ile.Gözlerini yumdu,kollarını yumdu...
Teslimiyetin zirvesinde edebi büyüdü,hayası büyüdü,korkusu büyüdü,mahçubiyeti büyüdü,ahde vefası büyüdü,Mahmut küçüldü.
Az sonra şeyhi geldi,çekti besmeleyi,küçük mahmut'ta testiyi göğsünden.
Uzattı ellerini akan suya HZ.
Sonra bir AHHH duyuldu,kainatta,tüm ahların içinde eridiği.
Gök kubbe eridi,arş eridi,arz eridi.
Yokluk kapısının padişahı Üftade sultan AHHH dedi.
Döndü küçük mahmuta seslendi.
-Azizim sen bu suyu nerde ısıttın.
-Şeyhime malumdur dedi,küçük mahmut edeple.
-AZİZ'im,ben sana suyu kömür ateşinde ısıt dedim,gönül ateşinde değil.
-AŞK'kın ateşi ellerimi yaktı.AZİZ olasın dedi.
-Aziz oldu küçük Mahmut
-AZİZ MAHMUT Oldu.
-Sonra bir çiçekte HÜDAYI gördü,koparamadı.
-otuz senelik yolu üç senede geçti "AZİZ MAHMUT HÜDAYI" Oldu hazret...
"DOSTLAR RUHUNA FATİHA LÜTFEDERMİSİNİZ".