Mustafa İsmet Garibullah (K S) beyitlerinden bilenler yazarsa sevinirim..

Yazan

içinde

Forumlar › Forumlar › Genel › Mustafa İsmet Garibullah (K S) beyitlerinden bilenler yazarsa sevinirim..

  • Bu konu boş.
5 yazı görüntüleniyor – 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Yazar
    Yazılar
  • #6698
    ala
    Ziyaretçi

    sığındım zatı hakka gel gidelim

    hemen seyri ilallah gel idelim

    yüce dergahına yüzler sürelim

    garibiz kimsemiz yoktur diyelim

    aziz seyri ilallah gel idelim!

    Allah dostları bir işe: Eûzu, Besmele, Hamdele ve Salvele ile başlarlardı. Mustafa İsmet Garibullah Büyük Şeyh Efendi (kuddise sirruhu) Hazretleride Risale-i Kudsiyye'sinde böyle yapmıştır.

    (( صغندم ذات حقّه كل كيده لم ))

    "Sığındım Zat-ı Hakk'a gel gidelim"

    "Allah-u Teâlâ Hazretleri'nin Zatına sığındım."

    Sığındım: Kelimesi türkçedir. Arapçası (عذت) dür. Ve masdarı (عوذا) ve (عياذا) gelir. Bu masdarlar iltica etmek, korunmak, ecir taleb etmek, yardım istemek manalarında kullanılır.

    Sığınmak iki şekilde olur: Bir maddi varlıklara – yani yaratılanlara- sığınmak vardır. Mesela bir grup çocuk oynarken içlerinden biri diğerlerini kızdırıp sonra, korkudan anne veya babasının yanına koşsa, bu bir sığınmadır. Yada bir insan bir ağacın arkasına saklansa veya eve girip kapıyı kilitlese bunların hepsi sığınmadır.

    Birde manen sığınma vardır, bu sığınma Allah-û Tealâ Hazretlerine olur.

    Zat-ı Hakk'a Sığındım:demek: "Allah'û Tealâ Hazretlerinin Zatına sığındım." demektir.

    Sığındım kelimesinde fiil fail bir aradadır.Zat-ı Hak da mefuldür.

    Bu şekilde yanyana gelen kelimelere nahiv ilminde Terkib-i İzafi denir. Birincikelime muzaf ikinci kelime ise muzafun ileyh'tir. Zat-ı Hakk'a diye okunan bu terkib Türkçede: "Hakk'ın Zatına" diye okunur. Beytullah, Abdullah, İbn,ü Ahmed gibi kelimelerde "Zat-ı Hak" gibi birer terkibdirler.

    Dil ilimleri her lisanda vardır. Dil ilimlerinide Allh'û Tealâ yaratmıştır. Dil ilimlerine Arapçada "Sarf" ve "Nahiv" denir.

    Allah'û Tealâ Hazretlerinin kelamı olan Kur'an-ı Kerim'de sarf ve nahiv ilimlerindeki bütün kurallar engüzel ve en iyi şekilde kullanılmıştır. İnsanlar bunları zamanla bularak kitaplara geçmişlerdir. Bu ilim, dini ilimleri öğrenmeye vesile olduğundan çok kıymetlidir.

    Telefon ve telgraf da dil ilimleri gibidir. Bunlarıda Allah'û Tealâ yaratmıştır. Sonrada bir bir kullarına bulduruyor. Elektrikte böyle. Daha neler varsa hepsini Allah'û Tealâ yarattı. Kullar bunları kendilerine mal etmesinler, edebi terk etmesinler.

    Anlatıldığına göre bir medrese talebesi vefat etmiş, gömülmüş, kendisine telkin verilmiş ve onu gömen cemaat geri dönmüş. Münker-Nekir melekleri gelip talebeye: (من ربك؟) Rabbın kimdir? diye sormuşlar. Talebe de: (من ) mukaddem haber ( ربك) muahhar mubteda diye cevap vermiş.

    Melekler Alîm (ziyade bilici) olan Allah-û Tealâ Hazretlerine gidip: "Ya Rabbi bu ne diyor?" diye sormuşlar. Allah-û Tealâ Hazretleride meleklere:

    "Benim kullarım benim kelamımı anlamak için bir takım kaideler öğrenirler, bu da onlardandır, söylediği doğrudur, ona dokunmayın" buyurmuş. Bakınız "iki kelimeden birinin mubteda, diğerinin haber" olduğunu söylemesi: "Rabbim Allah'tır" demek yerine geçti.

    Sığındım Zat-ı Hakk'a gel gidelim" demekle, Mustafa İsmet Garibullah (Büyük Şeyh Efendi) (kuddise sirruhu) Hazretleri: <<اعوذبالله من الشيطان الرجيم>> dediğini ifade ediyor.

    Eûzü billah,mahlukattan hâlika dönüştür.

    Hayırların hasıl olması, bütün belaların defolması hususunda ve nefislerin ihtiyaçlarında tam zengin olan Allah'a sığınmaktır. Ve bunda (ففرّوا الى الله) "Allah'a kaçın"ayet-i kerimesinin sırrı vardır.

    Burada Üstadımız Hacı Ali Haydar Efendi (kuddise sirruhu) Hazretleri, Risaley-i Kudsiyye'sinin kenarına şöyle yazmıştır:

    قال الامام ابوالقاسم عبد الكريم بن هوازن القشيرىّ نفعنا الله تعالى به: سمعت الاستاذ ابا علىّ الدّقّاق يقول: خرج داود عليه السلام يوما الى بعض الصحارى منفردا، فاوحى الله تعالى اليه: ((مالى اراك يا داود وحدانيا؟)) فقال: الهى استأثر الشوق الى لقاءك على قلبى فحال بينى وبين صحبة الخلق. فاوحى الله تعالى اليه :(( ارجع اليهم! فانّك ان اتيتنى بعبد آبق اثبتك فى اللوح المحفوظ جهبذا)) انتهى

    İmam Ebu'l Kasım Abdül Kerim İnbi Hevazen al Kuşeyri (kuddise sirruhu), Üstad Ebu Ali ed-Dekkak (kuddise sirruhu) nun şöyle buyurduğunu işittiğini nakletmiştir:

    "Bir gün Davud (Aleyhisselam) tek başına bazı sahralara çıkmıştı, Allah'û Tealâ ona: 'Ey Davud! Seni niçin yalnız görüyorum.' deyince,

    O:'Ey İlahım! Kalbime sana kavuşma aşkını (Seninle beraber tenhada olmayı) tercih ediyorum, bu aşk, benimle insanların beraberliğin arasına girerek engel oldu.' diye cevap verince,

    Allah'û Tealâ ona: 'İnsanlara geri dön, şüphesizki sen bana kaçak bir kulumu getirirsen seni Levh-i Mahfuz'da CEHBEZA (iyiyi kötüden ayıran mütehassıs, akıllı, büyük alim) olarak yazarım.'diye vahyetti."( Burada nihayet buldu).

    Ayrıca burada Mevlaya yaklaşmaya acizlikten başka bir vesile olmadığına da işaret vardır. Hakiki acizliği anlamak, idrak etmekte makamların en nihayetidir(yükseklik bakımından sonudur).

    Kul (İnsan), eûzü diyerek günah kapılarını kapatır. "Besmele" çekerek taat kapılarını açar. Ariflerin istiazesi (sığınması) Allah (Celle Celalühü) dan gayrısını görmekten ve kesretin (çokluğun) kendisine hicap (perde) olmasındandır.

    Hakiki istiâze sırf söz ile olmaz, onda kalp huzuru ve sözün hale ve fiile uygun olması lazımdır. Lisan: "Eûzü billah" derken, hal ve fiil (اعوذ بالشّيطان) "Şeytana sığındım" dememelidir. Kalbin huzur bulması da şu ayet-i kerimede buyurulduğu üzere ancak zikir ile mümkündür.

    <<(۲۸)الا بذكر الله تطمئنّ القلوب>>

    "Agah olunuz!(Biliniz ki!),kalpler ancak Allah'ın zikri ile mutmain olur(sukunet bulur)." (Rad Suresi :28)

    Büyük Şeyh Efendi Mustafa İsmet Garibullah (kuddise sirruhu) Hazretlerinin, kabiliyetli bir müridi olan Ali Sırrı Şem'ullah (kuddise sirruhu) ya yazmış olduğu mektupta zikri şöyle anlatmaktadır.

    ((والمراد عن الذكر عند كلّ اهل الله الاقبال الى الله والاعراض عمّاسوى الله بطريق استهلاك القلب بملاحظة ذات الله بعدم المثلية ولا بالكنه))

    "Bütün evliyaullah'a göre zikirden murad, şekilsiz ve misilsiz olarak Allah'ın (Celle Celalühü) Zatını düşünerek kalbin helak olması (eriyip gitmesi) suretiyle Allah'a (Celle Celalühü) yönelmek ve masivadan (Allah'dan başka herşeyden) yüz çevirmektir."

    Zikir işte bududr.Herşey arkaya atılacak. İnsan bunu tam becerirse, ne şeytan nede nefis kendisine tesir edemez. Mevlaya böyle yönelmeyi tarikat ehli bilir.

    Onlar, Mevla'yı zikr ede ede Allah'a yönelir ve yaklaşırlar. O yönelmede ilerledikçe salik (tarikat ehlin) in nazarında dünya ve ahiret yok olur, hatta kendi varlığını bir varlık bilmez. Onun için şeytan ona yaklaşamaz, nefis de etki edemez.

    Şeytan ateşten yaratılmıştır. Nurun yanında ateş yok olur. bundan sebep mü'min sırattan geçerken cehennem şöyle diyecek:

    "جز يا مؤمن فقد اطفأ نورك لهبى"

    "Geç ya mü'min! Muhakkak senin nurun benim ateşimi söndürdü."

    İnsan evvela Esma, Sıfat sevgisine tutulur. Nasıl? Mesela Mevla sana iyilik etti diye O'nu seversin. Sonra bu unutulur, Mevla'nın yalnız kendisi kalır.

    Kul Mevla'ya sığınmakla sanki Mevla'nın kucağına sığınıyor. Bu ifadeler mecazidir. Akla yaklaştırmak içindir. Eğer Mevla'ya sığınırsan seni şeytan bulamaz, yoksa camide de Mekkede de olsan bulur.

    Mekke'de bir kardeşimize ders yaparken zuhurat oldu. Manada görüyorki, adamın birinin elinde bir çuval var çuvalın içine cinleri hamsi gibi doldurmuş. Adam diyorki: "Bu cinleri bütün insanlara musallat edecem."

    Kardeşimiz:"Birşey yapamazsın" diyor. Adam da çuvalı açıp cinleri dağıtıyor. Ders yapanın her tarafını cinler kuşatıyorlar. "Bir rabıta yaptım hepsi gitti." diyor. Tarikat düşmanları rabıtayı hafife alıyorlar. Rabıta biiznillah cinleri defeder. Onun için kimse rabıtadan şüphe etmesin, rabıta en büyük kaledir, içine giren kurtulur.

    Şu ayet-i kerimede de Mevla Tealâ şöyle buyurmaktadır.

    وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ اِلَيْهِ تَبْتِيلاً

    "Rabbinin ismini zikret ve bütün mahlukattan son derece kesilmekle Ona yönel" (Müzzemmil Suresi:8)

    Bir taraftan kalbinde çarşıdaki kargaşalıklar gibi çeşitli vesveseler ve düşünceler varken, bir taraftan da "Allah" ,"Allah" diyorsan, bu, gafletle zikir olur. Allah'ı kalpteki vesvese ve düşünceleri atarak zikretmelidir. Peki zikr etmeyince ne oluyor? Mevla Tealâ buyuruyorki:

    وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرِينٌ

    "Her kim Rahman'ın zikrinden göz yumarsa (yüz çevirirse) biz ona şeytanı musallat ederiz. Artık o (şeytan), onun yakın arkadaşı olur. (Zuhruf Suresi:36)

    Her belâ, her günah zikirsizlik(Allah'ı unutmak) tan ileri geliyor. İmam-ı Gazali (kuddise sirruhu) Hazretleride: "Bir lahza dahi zikirden boş kalanı, yumurtanın beyazının, sarısını kaplaması gibi şeytan kaplar ve o zaman şeytan ona ne olsa yaptırır." buyuruyor.

    Allah'ı niye unutuyoruz? Unutmaya hakkımız var mı?

    Bir beyitte:

    گَرْ زَمَانْ غَافِلْ اَزْ رَحْمنْ شَوِى – اَنْدَرْ آنْ دَمْ هَمْدَمِ شَيْطَانْ شَوِى

    "Eğer bir zaman Rahman'dan gafil olursan, O zamanda şeytanın arkadaşı olursun" denmiştir.

    İmam-ı Rabbani (kuddise sirruhu) hazretleri buyuruyor ki: Allah-û Teala bana cin alemini gösterdi, her taraf cinlerle doluydu, her cinin başında da bir melek matraka (sopa) ile bekliyordu. Cin bir insana zarar vermek isteyince o melek matraka ile cine vuruyor. Ancak Allah-û Tealâ cinin kime musallat olmasını istiyorsa ona vurmuyor.

    Zuhruf Suresinde Mevlâ Tealâ şöyle buyuruyor:

    حَتّى اِذَا جَاءَ نَا قَالَ يَا لَيْتَ بَيْنِى وَبَيْنَكَ بُعْدَ الْمَشْرِقَيْنِ فَبِئْسَ الْقَرِينُ

    "Ne zaman ki kâfir kıyamet gününde bize geldiğinde, şeytanına hitaben: "Keşke seninle benim aramda şarkla garb arası kadar uzaklık olsaydı, sen ne kötü arkadaşsın." diyecek." (Ayet:38)

    İkisi bir ipe bağlı olarak Mevla'nın huzuruna gidecekler, Mevla Tealâ onlara şöyle buyuracak:

    وَلَنْ يَنْفَعَكُمُ الْيَوْمَ اِذْ ظَلَمْتُمْ اَنَّكُمْ فىِ الْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

    "Asla size söylediğiniz söz menfaat vermez. Çünkü siz nefsinize zulmettiniz. Muhakkak ki siz azabta ortaksınız."(Ayet 39)

    Allah-û Tealâ unutuldu Ama Allah-û Tealâ bizi unutsaydı helâk olurduk. Zikri terk etmekten neler meydana gelir neler.

    Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor:

    ِانَّ عِفْرِيتًا مِنَ الْجِنِّ تَفَلَّتَ عَلَىَّ الْبَارِحَةََ لِيَقْطَعَ عَلَىَّ الصَّلاَ ةَ فَاَمْكَنَنىِ اللهُ مِنْهُ فَاَرَدْتُ اَنْ اَرْبِطَهُ اِلىَ سَارِيَةٍ مِنْ سَوَارِى الْمَسْجِدِ حَتَّى تُصْبِحُوا وَتَنْظُرُوا اِلَيْهِ كُلُّكُمْ فَذَكَرْتُ قَوْلَ اَخِى سُلَيْمَانَ: رَبِّ اغْفِرْلىِ وَهَبْ لىِ مُلْكًا لاَ يَنْبَغِى ِلاَ حَدٍ مِنْ بَعْدِى

    "Dün gece şeytan bana musallat oldu az kaldı benim namazımı bozacaktı, onu yakaladım mescid direklerinden bir direğe bağlamayı, hatta sabahlayınca hepiniz ona bakarsınız istedim. (Seni arap çocukları taşlasın dedim.) O zaman kardeşim Süleyman(Aleyhisselam)ın sözünü hatırladım."

    "Ya Rabbi bana öyle bir milk verki, benden sonra kimseye layık olmasın" (Sad suresi:35)

    Onun için Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şeytanı bağlamadı. Eğer bağlasaydı Süleyman (Aleyhisselam)ın sözü kırılmış olacaktı.

    Risale-i Kudsiyye'yi okuyunca anlayabiliyor muyuz, anlatabiliyor muyuz? Yalnız lugat manasını bilsenizde aferin. Emek eden anlar, emek etmeyen anlamaz.

    "Herkim ederse emek, o akibet bulur yemek.

    Etmezsen emek, bulamazsın yemek."

    selamün aleyküm dua bekliorum..

    #211989
    Mucize-net
    Ziyaretçi

    Allah razı olsun kardeşim.

    Bismillahirrahmanirrahim

    Cihana geldi bunca ekmel insan

    Nice bin cild kitap yazdılar Ey Can

    Ne hacet gayri onlar bahr-i umman

    Dediler zer nişan olmakta şayan

    Bu bir bahr-i esrar dal Hakk’a gidelim

    Cemal-i bâkemâle seyredelim

    Benim ed’af-i beşer Ya Rabb-i Yezdan

    İşim leyl-ü nehar nisyanla ısyan

    Bizi sehv-ü hatadan sakla Rahman

    Senindir ilm-ü hikmet Rabb-i Sübhan

    Bu hikmette düşüp Hakk’a gdelim

    Cemâl-i bâkemâle seyredelim

    Acep Kudsiyye şâyan oldu ismi

    Anınçün bahr-i esrar oldu resmi

    Ola nur okuyanın ruh-u cismi

    Velâyet mâyesinden ola kısmi

    Bu deryada düşüp Hakk’a gidelim

    Cemal-i bâkemâle seyredelim.

    #211889
    Mucize-net
    Ziyaretçi

    Allah razı olsun kardeşim.

    Bismillahirrahmanirrahim

    Cihana geldi bunca ekmel insan

    Nice bin cild kitap yazdılar Ey Can

    Ne hacet gayri onlar bahr-i umman

    Dediler zer nişan olmakta şayan

    Bu bir bahr-i esrar dal Hakk’a gidelim

    Cemal-i bâkemâle seyredelim

    Benim ed’af-i beşer Ya Rabb-i Yezdan

    İşim leyl-ü nehar nisyanla ısyan

    Bizi sehv-ü hatadan sakla Rahman

    Senindir ilm-ü hikmet Rabb-i Sübhan

    Bu hikmette düşüp Hakk’a gdelim

    Cemâl-i bâkemâle seyredelim

    Acep Kudsiyye şâyan oldu ismi

    Anınçün bahr-i esrar oldu resmi

    Ola nur okuyanın ruh-u cismi

    Velâyet mâyesinden ola kısmi

    Bu deryada düşüp Hakk’a gidelim

    Cemal-i bâkemâle seyredelim.

    #211990
    kkmcahide
    Ziyaretçi

    ecmein cümlemizden

    dediler türki olsun hem lisani

    dahi bir vezn ile olsun beyani

    dedim ben yanyevi kıldım figani

    çü bilmem şiir ile efsah lisani

    kabalıkla gerek hakka gidelim

    cemali baa kemali seyridelim

    murad ancak muradullah dediler

    hatadan hıfz eder allah dediler

    dedim bilmem dahi imla dediler

    murad mana deil elfaz dediler

    suhura tabiğ ol hakka gidelim

    cemali bağ kemali seyridelim

    sadaka ismet agribullah k s

    #211890
    kkmcahide
    Ziyaretçi

    ecmein cümlemizden

    dediler türki olsun hem lisani

    dahi bir vezn ile olsun beyani

    dedim ben yanyevi kıldım figani

    çü bilmem şiir ile efsah lisani

    kabalıkla gerek hakka gidelim

    cemali baa kemali seyridelim

    murad ancak muradullah dediler

    hatadan hıfz eder allah dediler

    dedim bilmem dahi imla dediler

    murad mana deil elfaz dediler

    suhura tabiğ ol hakka gidelim

    cemali bağ kemali seyridelim

    sadaka ismet agribullah k s

5 yazı görüntüleniyor – 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.

Daha fazla yazı