İsrailoğullarının çölünde (Paran Çölü, et-Tih) bulunuyordum. Hacca gitmek istiyordum. Yolda, henüz sakalları bile çıkmamış bir gencin, Beyt-i Atîk’e doğru, azıksız ve bineksiz bir biçimde yürüdüğünü gördüm.
Yanımdaki arkadaşıma dedim ki:
“İnnâ lillah! Eğer bu çocuk yakîne ermişse iyi fakat değilse helak olur.”
Ve onun yanına vardım, şöyle dedim:
“Ey delikanlı!”
Şöyle cevap verdi:
“Hizmetindeyim (lebbeyke).”
Şöyle sordum:
“Böyle bir yerde, bu vakitte, azıksız ve bineksiz olunur mu?”
Bana bir nazar etti ve şöyle dedi:
“Ya Şeyh! Kaldır başını ve bir bak! Acaba O’ndan başkasını görecek misin?”
Ben de ona şöyle dedim:
“Sevgili dostum! Dilediğin yere git!” (s. 315)
İbn Arabi, Şeyh-i Ekber’in Kaleminden Bir Sûfi’nin Portresi