EĞER ZAMANINIZ YOKSA OKUMAYIN KOPYALAYIN”MAHZUN”ŞEYTANIN HİLELERİ

Yazan

içinde

Forumlar › Forumlar › Dua ve Aminler › EĞER ZAMANINIZ YOKSA OKUMAYIN KOPYALAYIN”MAHZUN”ŞEYTANIN HİLELERİ

  • Bu konu boş.
15 yazı görüntüleniyor – 1 ile 15 arası (toplam 61)
  • Yazar
    Yazılar
  • #3555
    kezban
    Ziyaretçi

    Şeytanın Hileleri

    İbn-i Abbas (r.a.) Hazretleri´nden naklen , Muaz b. Cebel (r.a.) rivayet ediyor :

    – Bir gün Resullullah (s.a.v.) ile beraberdik. Ensardan birinin evinde toplanmıştık. Tam bir cemaat olmuştuk. Sohbete dalmıştık. Bu arada , dışarıdan bir ses geldi :

    – Ev sahibi , içerdekiler… Eve girmem için bana izin verir misiniz ? Benim sizden bir dileğim var.

    Bunun üzerine , herkes Resullullah (s.a.v.) efendimizin yüzüne bakmaya başladı. Orda ve her zaman büyük oydu… İzin ondan çıkacaktı.

    Resullullah (s.a.v.) Efendimiz , duruma vakıf oldu ve :

    – Bu seslenen kimdir bilir misiniz ?

    Buyurdu… Biz hep birden şöyle dedik :

    – En iyi bilen ALLAH ve Resuludur.

    Bunun üzerine Resullullah (s.a.v.) Efendimiz :

    – O , lain iblistir. " Şeytandır " Allah'ın laneti onun üzerine olsun…

    Buyurunca ; hemen Hz. Ömer :

    – Ya Resullullah , bana izin veriniz onu öldüreyim.

    Dedi… Resullullah (s.a.v.) Efendimiz bu izni vermedi , şöyle buyurdu :

    – Dur ya Ömer , bilmiyor musun ki ; ona belli bir vakte kadar mühlet verilmiştir… öldürmeyi bırak.

    Sonra şöyle buyurdu :

    – Kapıyı ona açın , gelsin… O buraya gelmek için emir almıştır. Diyeceklerini anlamaya çalışınız. Size anlatacaklarını iyi dinleyiniz.

    Bundan sonrasını ondan dinleyelim ; yani Ravi´den. Şöyle anlattı :

    Kapıyı ona açtılar. İçeri girdi ve bize göründü. Birde baktık ki , şekli şu :

    Bir ihtiyar. Şaşı. Aynı zamanda köse. Çenesinde altı veya yedi kadar kıl sallanıyor. At kılı gibi. Gözleri yukarı doğru açılmış. Kafası , büyük bir fil kafası gibi. Dudakları da , bir manda dudağına benziyordu.

    Sonra , şöyle bir selam verdi :

    Selam ya Muhammed ; selam size ey cemaat-i müslimin.

    Onun bu selamına Resullullah (s.a.v.) Efendimiz şu mukabelede bulundu :

    – Selam Allah'ındır ya lain…

    Sonra şöyle buyurdu :

    – Bir iş için geldiğini duydum; nedir o iş ?

    Şeytan şöyle anlattı :

    Benim buraya gelişim kendi arzumla olmadı. Mecburen geldim.

    Resullullah (s.a.v.) Efendimiz sordu ;

    – Nedir o mecburiyetin ?

    Şeytan anlattı :

    – İzzet sahibi Rabbın katından bana bir melek geldi. Ve dedi ki ; Allah-ü Taâlâ sana emir veriyor , Muhammed´e gideceksin. Ama düşük ve zelil bir halde. Tevazu ile. Ona gideceksin ve ademoğullarını nasıl kandırdığını anlatacaksın. Onları nasıl aldattığını söyleyeceksin bir bir ona. Sonra o sana ne sorarsa , doğrusunu diyeceksin. Sonra…

    Allah-ü Teâlâ buyurdu ki :

    – Söylediklerine bir yalan katarsan , doğruyu sölemezsen… seni kül ederim ; rüzgara savurur… Düşmanlarının önünde , seni rüsvay ederim.

    – İşte… böyle ; ya Muhammed , o emir üzerine sana geldim.

    – Arzu ettiğini bana sor. Şayet bana sorduklarına doğru cevap vermezsem ; düşmanlarım benimle eğlenecek. Şu muhakkak ki , düşmanlarımın eğlencesi olmaktan daha zor bir şey yoktur.

    Bundan sona Resullullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle sordu :

    – Madem ki , sözlerinde doğru olacaksın. O halde bana anlat : Halk arasında en çok sevmediğin kimdir ?

    Şeytan şu cevabı verdi :

    – Sensin ya Muhammed. Allah´ın yarattıkları arasında senden daha çok sevmediğim kimse yoktur. Sonra senin gibi kim olabilir ki ?

    Resullullah (s.a.v.) Efendimiz sordu :

    – Benden sonra , en çok kimlere buğuzlusun ve sevmezsin ?

    Şeytan anlattı :

    – Müttaki bir gence ki… varlığını Allah yoluna vermiştir.

    Bundan sonra , sual cevap aşağıdaki şekilde devam etti ;

    Resullullah (s.a.v.) Efendimiz sordu ; şeytan anlattı :

    – Sonra kimi sevmezsin ?

    – Kendisini sabırlı bildiğim , şüpheli işlerden sakınan alimi…

    – Sonra ?

    – Temizlik işinde… yıkadığı yerleri üç defa yıkamayı adet eden kimseyi.

    – Sonra ?

    – Sabırlı olan bir fakiri ki ; ihtiyacını kimseye anlatmaz… Halinden şikayet etmez.

    – Peki, bu fakirin sabırlı olduğunu nerden bilirsin ?

    – Ya Muhammed , ihtiyacını kendi gibi birine açmaz. Her kim ihtiyacını kendi gibi birine üç gün üst üste anlatırsa , Allah onu sabredenlerden yazmaz. Sabırlı kimselerin işi buna benzemez. Hasılı , onun sabrını ; o halinden , tavrından ve şikayet etmeyişinden anlarım.

    – Sonra kim ?

    – Şükreden zengin.

    – Peki, ama zenginin şükreden olduğunu nasıl anlarsın ?

    – Onu görürsem ki , aldığını helal yoldan alıyor ve mahalline harcıyor. Bilirim ki ; şükreden bir zengindir.

    Resullullah (s.a.v.) Efendimiz bu defa mevzuu değiştirdi ve ona başka bir sual sordu :

    – Peki, ümmetim namaza kalkınca , senin halin nice olur ?

    – Ya Muhammed, beni bir sıtma tutar. Titrerim.

    – Neden böyle olursun ; ya lain ?

    – Çünkü bir kul , Allah için secde edince bir derece yükselir.

    – Peki ya oruç tuttukları zaman nasıl olursun ?

    – O zaman da bağlanırım. Taa , onlar iftar edinceye kadar.

    – Peki ya hac yaptıkları zaman nasıl olursun ?

    – O zaman da çıldırırım.

    – Peki ya Kur´an okudukları zaman nasıl olursun ?

    – O zaman da eririm. Tıpkı ateşte eriyen bir kurşun gibi eririm.

    – Peki ya sadaka verdikleri zaman halin nasıldır ?

    – Ha işte… o zaman halim pek yaman olur. Sanki sadaka veren , bir testere alır eline ve beni ikiye böler.

    Resullullah (s.a.v.) Efendimiz sebebini sordu :

    – Neden öyle testere ile ikiye biçilirsin , ya Ebamürre ?

    Bunun üzerine iblis :

    – Onu da anlatayım… dedikten sonra anlatmaya başladı :

    – Çünkü sadakada dört güzellik vardır. Şöyle ki ;

    1 – Allah-ü Teala , sadaka verenin malına bereket ihsan eyler.

    2 – O , sadaka veren kimseyi halkına sevdirir.

    3 – Allah-ü Teala , onun verdiği sadakayı , cehennemle arasında bir perde yapar.

    4 – Allah-ü Teala , belayı sıkıntıyı ve ahları ondan defeder.

    Bundan sonra Resullullah (s.a.v.) Efendimiz ashabı hakkında bazı sorular sordu :

    – Ebubekir için ne dersin ?

    İblis ise şu cevabı verdi :

    – O bana cahiliyet devrinde bile itaat etmedi… İslam´a girdikten sonra nasıl bana itaat eder ?

    – Peki , Ömer b. Hattab için ne dersin ?

    İblis ona da şu cevabı verdi :

    Allah´a yemin ederim ki ; her gördüğüm yerde ondan kaçarım.

    Peki , Osman b. Affan için ne dersin ?

    Ondan utanırım. Hem de çok. Nasıl ki , Rahman´ın melekleri de ondan utanırlar…

    Peki , Ali b. Ebutalib için ne dersin ?

    İblis onun için de şöyle dedi :

    Ah onun elinden bir kurtulsam… O , kendi başına kalsa , ben kendi başıma kalsam… O beni bıraksa, ben de onu bıraksam . Ben onu bırakırım ; ama o beni bırakmaz.

    Resullullah (s.a.v.) Efendimiz , yukarıdaki soruları sorduktan ve şeytanın verdiği cevaplar kısmen bittikten sonra , şöyle buyurdu :

    – Ümmetime saadet ihsan eden ; seni taa, belli bir vakte kadar şaki kılan Allah'a hamd olsun.

    Resullullah (s.a.v.) Efendimiz ' in o cümlesini duyan lain iblis şöyle dedi :

    – Heyhat , heyhat… Ümmetin saadeti nerede ? Ben , o belli vakte kadar diri kaldıkça , sen ümmetin için nasıl ferah duyarsın ?

    Ben , onların kan mecralarına girerim. Etlerine karışırım. Ama onlar , benim bu halimi göremez ve bilemezler. Beni yaradan ve baas gününe kadar bana mühlet veren Allah´a yemin ederim ki ; Onların tümünü azdırırım. Cahillerini ve alimlerini… Ümmilerini ve okumuşlarını… Facirlerini ve abidlerini… Hasılı , bunların hiçbiri elimden kurtulamaz. Fakat , Allah´ın halis kullarını , evet , bunları azdıramam.

    Bunun üzerine Resullullah (s.a.v.) Efendimiz sordu :

    – Sana göre ihlas sahibi olan muhlis kullar kimlerdir ?

    Bu suale İblis şu cevabı verdi :

    – Bilmez misin ya Muhammed bir kimse ki , dirhemini ve dinarını sever… O , Allah için bir ihlasa sahip değildir. Bir kimseyi görürsem ki ; dirhemini dinarını sevmez ; övülmekten, medhedilmekten hoşlanmaz. Bilirim ki o, ihlâs sahibidir… Hemen onu bırakır kaçarım. Bir kul malı ve övülmeyi sevdiği sürece , kalbi de dünya arzularına bağlı kaldığı müddetce o , size vasfını yaptığım kimseler arasında bana en çok itaat edendir. Bilmez misin ki ; mal sevgisi , büyük günahların en büyüğüdür. Bilmez misin ki ya Muhammed , baş olma sevgisi yine büyük günahların en büyükleri arasındadır.

    İblis anlatmaya devam etti :

    – Ya Muhammed , bilmez misin ? Benim yetmiş bin tane çocuğum var. Bunların her birini bir başka yere tayin etmişimdir. Sonra , o her çocuğumla birlikte yine yetmiş bin tane şeytan vardır.

    – Onların bir kısmını ulemaya gönderdim.

    – Bir kısmını gençlere yolladım.

    – Bir kısmını da , meşayihe saldım.

    – Bir kısmını da ihtiyar kadınlara musallat ettim.

    – Gençlere gelince , aramızda hiçbir anlaşmazlık yoktur. Onlarla gayet iyi geçiniriz.

    – Çocuklara gelince , onlarla da bizimkiler istedikleri gibi birlikte oynarlar.

    – Bizimkilerin bir kısmını da abidlerin başına dert ettim. Bir kısmını da zahidlerin.

    – Onlar bunların yanına girer ; halden hale sokarlar. Bir tepeden öbürüne , hep dolaştırıp dururlar. Öyle bir hal alırlar ki ; başlarlar , sebeplerden herhangi birine sövmeye…

    – İşte , böylece onlardan ihlası alırım. Onlar bu halleri ile yaptıkları ibadeti , ihlassız yaparlar gayrı… Ama bu hallerin farkında olmazlar.

    İblis , bundan sonra , aldattığı bir rahibin hikayesini anlatmaya geçti. Ve şöyle dedi :

    – Bilmez misin ya Muhammed , Rahip Basisa tam yetmiş yıl ihlas ile Allah´a ibadet etti. Bu ibadetleri sonucunda ona öyle bir hal ihsan edilmişti ki , her dua ettiği hasta , duası ve bereketi ile şifa buluyordu. Onun peşine takıldım. Zina etti. Katil oldu. Sonunda da küfre girdi.

    Bu o kimsedir ki ; Allah-ü Teala aziz kitabında , onu şöyle anlatır :

    " … Şeytan hali gibidir ki ; o insana : " Kafir ol " dedi. Vaktaki o kafir oldu. "

    Bu defa ona şöyle dedi : " Ben senden uzağım. Ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım. " (59/16)

    İblis bundan sonra bazı kötü huylar üzerinde durdu. Ve onların her birinden nasıl istifade ettiğini anlattı :

    – Bilmez misin ya Muhammed , yalan bendendir ve ilk yalan söyleyen de benim. Her kim yalan söylerse , o benim dostumdur. Her kim yalan yere yemin ederse , o da benim sevgilimdir. Bilmez misin ya Muhammed , ben Adem´e ve Havva´ya yalan yere Allah adına and içtim.

    " Muhakkak ben size nasihat ediyorum. " (7/16) dedim…

    Bunu yaparım ; çünkü yalan yere yemin gönlümün eğlencesidir.

    – Gıybet ve koğuculuğa gelince… Onlar da benim meyvelerimdir ve şenliğimdir.

    – Her kim talak üzerine yemin ederse , günahkâr olacağından endişe edilir. İsterse bir defa olsun , isterse doğru şey üzerine olsun. Her kim talakı ağzına alırsa , taaa hakikati belli oluncaya kadar karısı ona haram olur. Onların bu halleri ile kıyamete kadar meydana getirecekleri çocukları hep zina çocuğu olur. Ağza alınan o talak kelimesi yüzünden hepsi cehenneme girer.

    – Ya Muhammed , namazı an be an tehir edilince… onu da anlatayım. O her ne zaman ki , namaza kalkmak ister ; tutarım , ona vesvese veririm. Derim ki : " henüz vakti var. Sen de meşgulsün. Hele şimdilik işine bak. sonra kılarsın. "

    – Böylece o , vaktinin dışında namazını kılar. Ve bu sebepten onun kıldığı namaz yüzüne atılır.

    – Şayet o kimse beni mağlup ederse , ona insan şeytanlarından birini yollarım. Böylece onu vaktinde namaz kılmaktan alıkoyar. O , bunda da beni mağlup ederse , bu sefer onun hesabını namazında görmeye bakarım. O namazın içinde iken ;

    – " sağa bak… sola bak… " derim. O da bakar. O ki böyle yaptı… Yüzünü okşar alnından öperim. Bundan sonra ona :

    – " Sen ebedi yaramaz bir iş yaptın. " derim veböylece onun huzurunu bozarım.

    – Sen de bilirsin ki ya Muahammed , her kim namazda , sağa ve sola çokça bakarsa , Allah onun namazını kabul etmez. Bunda da ona mağlup olursam , yalnız başına namaz kıldığında yanına giderim. Ve ona ; çabuk çabuk kılmasını emrederim. O da , başlar ; namazını çabuk çabuk kılmaya. Tıpkı horozun , gagası ile yerden bişeyler topladığı gibi.

    – Bu işi yaptırmakta da ona başarı kazanamazsam bu sefer , cemaatle namaz kılarken onun yanına varırım. Orada başına bir gem takarım. Başını imamdan evvel secdeden ve rüküdan kaldırırım. İmamdan evvel de secde ve rüku yaptırırım. İşte o böyle yaptığı için , kıyamet günü , Allah onun başını eşek başına çevirir.

    – O kimse bunda da beni yener ise , bu defa , ona namazda parmaklarını çıtlatmasını emrederim. Böylece o beni tesbih edenlerden olur. Ama bu işi ona namaz içinde yaptırmaya muvaffak olursam.

    – Bunda da mağlup olursam , bu sefer ona tekrar giderim. Namaz içinde iken burnuna üflerim. Ben üfleyince , o esnemeye başlar. Şayet o, bu esneme esnasında elini ağzına kapamazsa , onun içine küçük bir şeytan girer. Dünya hırsını ve dünyevi bağlarını çoğaltır. İşte , bundan sonra o kimse , hep bize itaat eder , sözümüzü dinler , dediklerimizi yapar.

    Şeytan bundan sonra konuşmasına devam etti :

    – Sen ümmetin hangi saadetinden ferah duyarsın ki ? Ben onlara ne tuzaklar kurarım , ne tuzaklar… Miskinlerine , çaresizlerine ve zavallılarına giderim. Namazı bırakmalarını emrederim. Ve onlara derim ki :

    " Namaz size göre değil.. O, Allah'ın afiyet ihsan ettiği ve bolluk verdiği kimseler içindir. "

    Sonra hastalara giderim :

    – " Namaz kılmayı bırak " derim , çünkü Allah-ü Teala : " hastalara zorluk yok… " (24/61) buyurdu. İyi olduğun zaman kılarsın ". Ve böylece o , namazını bırakır. Hatta küfre de gidebilir. Şayet o , hastalığında namazı terkederek ölüp giderse , Allah'ın huzuruna çıkarken , Allah-ü Teala´yı öfkeli bulur.

    Sonra şöyle dedi :

    – Ya Muhammed , eğer bu sözlerime yalan kattımsa , beni akrep soksun.

    – Eğer yalan varsa Allah´tan dile beni kül eylesin.

    İblis bundan sonra konuşmalarına devam etti ve şöyle dedi :

    – Ya Muhammed , sen ümmetin için ferah mı duyuyorsun ? Halbuki ben onların altı da birini dininden çıkardım.

    Bundan sonra Resullullah (s.a.v.) Efendimiz ona , yani İblis´e aşağıdaki şekilde kısa kısa bazı sorular sordu. O da bunlara cevap verdi :

    – Ya lain , senin oturma arkadaşın kim ?

    – Faiz yiyen.

    – Dostun kim ?

    – Zina eden.

    – Yatak arkadaşın kim ?

    – Sarhoş

    – Misafirin kim ?

    – Hırsız.

    – Elçin kim ?

    – Sihirbazlar.

    – Gözünün nuru nedir ?

    – Karı boşamak.

    – Sevgilin kim ?

    – Cuma namazını bırakanlar.

    Resullullah (s.a.v.) Efendimiz bu defa başka bir mevzua geçti ve şöyle sordu :

    – Ya lain , senin kalbini ne yıkar ?

    – Allah yolunda cihada koşan atların kişnemesi.

    – Peki , senin cismini ne eritir ?

    – Tevbe edenlerin tevbesi.

    – Peki , ciğerini ne parçalar, ne çürütür ?

    – Gece ve gündüz , Allah'a yapılan bol bol istiğfar.

    – Peki yüzünü ne buruşturur ?

    – Gizli sadaka.

    – Peki gözlerini kör eden nedir ?

    – Gece namazı.

    – Peki , başını eğdiren nedir ?

    – Çokça kılınan cemaatle namaz.

    Resullullah (s.a..v) Efendimiz tekrar bir başka mevzua geçti ve şöyle sordu :

    – Sana göre insanların en saadetlisi (!) kimdir ?

    – Namazını , bilerek kasden bırakanlar.

    – Peki , insanların en şakisi kimdir ?

    – Cimriler

    – Peki , seni işinden ne alıkoyar ?

    – Ulema meclisleri

    – Peki , yemeğini nasıl yersin ?

    – Sol elimle parmaklarımın ucu ile.

    – Peki , sam yeli estiği zaman ve ortalığı sıcaklık bastığı zaman çocuklarını nerede gölgelendirirsin ?

    – İnsanların tırnaklarının arasında.

    Resullullah (s.a.v.) Efendimiz bundan sonra , bir başka bir mevzuu sordu. İblis de cevap verdi.

    – Rabbinden neler talep ettin ?

    – On şey talep ettim.

    – Nedir onlar ya lain ?

    – Şunlardır :

    – Allah´tan diledim ki , beni ademoğullarının malına ve evladına ortak ede. Bu ortaklık talebimi yerine getirdi. Ki bu : " Onlara ortak ol… Mallarına ve çocuklarına. Onlara vaad et. Halbuki şeytan onlara gurur vaad eder… " (17/64) Ayet-i Celilesi ile sabittir.

    – Her besmelesiz kesilen hayvan etinden yerim , faiz ve haram karışan yemeklerden yerim. Şeytandan Allah´a sığınılmayan malın da ortağıyım.

    – Cinsi münasebet anında , Allah´a şeytandan sığınmayan kimse ile birlikte hanımı ile birleşirim. Ve o her birleşmeden hasıl olan çocuk , bize itaat eder. Sözümüzü dinler.

    – Her kim hayvana binerken , helal yola gitmeyi değil de , aksini isteyerek binerse , bende onunla beraber binerim. Yol arkadaşı ve binek arkadaşı olurum. Bu da Ayet-i Kerime ile sabittir ; " Onlar üzerine süvarilerinle , piyadelerinle yaygara çıkart… " (17/64)

    – Allah-ü Teala'dan diledim ki : Bana bir ev vere. Bu dilediğim üzerine hamamları bana ev olarak verdi.

    – Diledim ki bana bir mescid vere. Pazar yerlerini bana mescid yaptı.

    – Benim için bir okuma kitabı vermesini istedim. Şiirleri bana okuma kitabı olarak verdi.

    – İstedim ki ; bir ezan vere , Mezmurları verdi.

    – Diledim ki ; bana bir yatak arkadaşı vere. Sarhoşları verdi.

    – Diledim ki ; bana yardımcılar vere. Bunun içinde kaderiye mensuplarını verdi.

    – İstedim ki ; bana kardeşler vere. Mallarını boş yere israf edenleri verdi. Bir de masiyet yoluna para harcayanları. Bunlar da şu Ayet-i Kerime ile sabittir : " O kimseler ki ; mallarını boş yere harcarlar… Onlar şeytanın kardeşleri olmuşlardır. " (17/27)

    Bir ara Resullullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu :

    – Eğer söylediklerini, Allah'ın kitabındaki ayetlerle ispat etmeseydin , seni tastik etmezdim.

    Bundan sonra İblis devam etti :

    – Ya Muhammed , Allah´tan diledim ki ; ademoğullarını ben göreyim ; ama onlar beni göremeyeler. Bu dileğimi de yerine getirdi.

    – Diledim ki ; ademoğullarının kan mecralarını bana yol yapa ; bu da oldu. Böylece ben , onlar arasında akıp giderim. Gezerim. Hem de nasıl istersem.

    Bütün bu isteklerimi verdi.

    – Hepsi sana verildi , buyurdu Hz. Muhammed.

    – Ve ben bu hallerimle iftihar ederim. Sonra şunu da ekleyeyim ki ; benimle beraber olanlar , seninle beraber olanlardan daha çoktur. İşte , böylece kıyamete kadar , ademoğullarının ekserisi benimle beraber olurlar.

    Bundan sonrasını İblis şöyle anlattı :

    – Benim bir oğlum vardır. Adı, ATEME´dir. Bir kul , yatsı namazını kılmadan uyursa gider ; onun kulağına bevleder. Eğer böyle olmasaydı ; imkan yok , insanlar namazlarını eda etmeden uyuyamazlardı.

    – Benim bir oğlum daha vardır ki ; onun adı da MüTEKAZİ´dir. Bunun vazifesi de ; yapılan gizli amelleri yaymaya çalışmaktır. Mesela bir kul , gizli bir taat işlerse ve bu yaptığını da gizlemeye çalışırsa MüTEKAZİ onu dürter. En sonunda o gizli amelin yayılmasına ve açığa çıkarmaya muvaffak olur. Böylece ; Allah-ü Teala onun yüz sevabından doksan dokuzunu imha eder. Çünkü bir kulun yaptığı gizli bir amel için tam yüz sevap verilir.

    – Sonra , benim bir oğlum daha vardır. Onun adı da KüHAYL´dir. Bunun işi de , insanların gözlerini sürmelemektir. Bilhassa , ulema meclisinde ve hatip hutbe okurken. Bu sürme onların gözüne çekildi mi , uyuklamaya başlarlar. Ulemanın sözlerini işitmezler. Böylece hiç sevap alamazlar.

    Bundan sonra İblis şöyle anlattı :

    – Hangi kadın olursa olsun. Onun kalktığı yere şeytan oturur. Sonra kadının kucağında mutlaka bir şeytan durur. Ve onu , bakanlara güzel gösterir. Sonra o kadına bazı emirler verir.

    Mesela :

    " Elini kolunu dışarı çıkar, göster. " der.

    – O da bu emri tutar. Elini kolunu açar , gösterir. Bundan sonra , o kadının haya perdesini tırnakları ile yırtar.

    İblis bundan sonra Resullullah (s.a.v.) Efendimiz´e kendi durumunu anlatmaya başladı :

    – Ya Muhammed , bir insanı delalete sürüklemek için elimde bir imkan yoktur. Ben ancak vesvese veririm. Ve bir şeyi güzel gösteririm. O kadar. Eğer delalete sürüklemek elimde olsaydı , yeryüzünde ;

    " İlah yoktur sadece Allah vardır ve Muhammed Allah´ın resülüdür. "

    – diyen herkesi , oruç tutanı ve namaz kılanı hiç bırakmazdım. Hepsini delalete düşürürdüm. Nasıl ki senin elinde de , hidayet nevinden bir şey yoktur. Sen ancak Allah'ın Resulusun. Ve tebliğe memursun. Şayet hidayet elinde olsaydı , yeryüzünde tek kafir bırakmazdın. Sen Allah´ın halkı üzerinde bir hüccetsin. Ben de , kendisi için ezelde şekavet yazılan kimselere sebebim. Said olan kimse , taa , ana karnında iken saiddir. Şaki olan da , yine ana karnında iken şakidir. Saadet ehli kılan da Allah , şekavet ehli kılan da Allah.

    Bundan sonra Resullullah (s.a.v.) Efendimiz şu iki Ayet-i Kerimeyi okudu:

    " Bunlar, taa sonuna kadar böyle değişik şekilde devam edecek… Ancak Rabb´ın esirgedikleri hariç… " (11/118-119)

    " Allah'ın emri behemehal yerini bulan bir kaderdir. " (33/38)

    Bundan sonra Resullullah (s.a.v.) Efendimiz , İblis´e şöyle buyurdu :

    – Ya Ebamürre , acaba senin bir tevbe etmen ve Allah´a dönmen mümkün değil mi ? Cennete girmene kefil olurum.

    Bunun üzerine İblis şöyle dedi :

    – Ya Resullullah , iş verilen hükme göre oldu. Karar yazan kalem de kurudu. Kıyamete kadar olacak işler olacaktır. Seni peygamberlerin efendisi kılan , cennetin ehlinin hatibi eyleyen ve seni halkı içinden seçen ve halkı arasında bir gözde yapan ; beni de şakilerin efendisi kılan ve cehennem ehlinin hatibi eyleyen Allah´tır. Ve O , bütün eksik sıfatlardan münezzehtir.

    Ve İblis cümlelerini şöyle tamamladı :

    – İşte bu söylediklerim sana son sözümdür. Ve bütün söylediklerimi de doğru dedim.

    Kaynak : Seceret'ül Kevn – Muhyiddin-i Arabi (k.s.)

    #105575
    Mavera
    Ziyaretçi

    KOPYALADIM

    BİLGİSAYARIMDA

    OKUMAYA BAŞLADIM BİLE

    ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN

    ALLAH SIKINTI YÜZÜ GÖSTERMESİN İNŞALLAH

    #105614
    Mavera
    Ziyaretçi

    KOPYALADIM

    BİLGİSAYARIMDA

    OKUMAYA BAŞLADIM BİLE

    ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN

    ALLAH SIKINTI YÜZÜ GÖSTERMESİN İNŞALLAH

    #105446
    Mavera
    Ziyaretçi

    KOPYALADIM

    BİLGİSAYARIMDA

    OKUMAYA BAŞLADIM BİLE

    ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN

    ALLAH SIKINTI YÜZÜ GÖSTERMESİN İNŞALLAH

    #105577
    tubik
    Ziyaretçi

    ABİM ALLAH RAZI OLSUN BÖYLE GÜZEL BİRŞEY OKUNMAZMI BİRAZ UZUN AMA :))) OLSUN ALLAH RAZI OLSUN…

    RABBİM BİZİ ŞEYTANIN HİLELERİNDEN UZAK TUTSUN KALBİMİZDE YER OLMASIN ONA KARŞI

    #105616
    tubik
    Ziyaretçi

    ABİM ALLAH RAZI OLSUN BÖYLE GÜZEL BİRŞEY OKUNMAZMI BİRAZ UZUN AMA :))) OLSUN ALLAH RAZI OLSUN…

    RABBİM BİZİ ŞEYTANIN HİLELERİNDEN UZAK TUTSUN KALBİMİZDE YER OLMASIN ONA KARŞI

    #105448
    tubik
    Ziyaretçi

    ABİM ALLAH RAZI OLSUN BÖYLE GÜZEL BİRŞEY OKUNMAZMI BİRAZ UZUN AMA :))) OLSUN ALLAH RAZI OLSUN…

    RABBİM BİZİ ŞEYTANIN HİLELERİNDEN UZAK TUTSUN KALBİMİZDE YER OLMASIN ONA KARŞI

    #105579
    zuhal
    Ziyaretçi

    İBRETLE OKUDUM. VE TÜYLERİM ÜRPERDİ. ALLAH RAZI OLSUN YAZI İÇİN. BAKŞA BİŞEY SÖYLEYEMİYORUM. KALDIM ÖYLECE..

    #105618
    zuhal
    Ziyaretçi

    İBRETLE OKUDUM. VE TÜYLERİM ÜRPERDİ. ALLAH RAZI OLSUN YAZI İÇİN. BAKŞA BİŞEY SÖYLEYEMİYORUM. KALDIM ÖYLECE..

    #105449
    zuhal
    Ziyaretçi

    İBRETLE OKUDUM. VE TÜYLERİM ÜRPERDİ. ALLAH RAZI OLSUN YAZI İÇİN. BAKŞA BİŞEY SÖYLEYEMİYORUM. KALDIM ÖYLECE..

    #105581
    ceylan
    Ziyaretçi

    bu kıssayı benim rahmetli dedem anlatırdı hep bize mekanı cennet olsun inşallah

    yazılı olarak elimde kaynak kalacağına çok sevindim

    Allah razı olsun

    #105620
    ceylan
    Ziyaretçi

    bu kıssayı benim rahmetli dedem anlatırdı hep bize mekanı cennet olsun inşallah

    yazılı olarak elimde kaynak kalacağına çok sevindim

    Allah razı olsun

    #105452
    ceylan
    Ziyaretçi

    bu kıssayı benim rahmetli dedem anlatırdı hep bize mekanı cennet olsun inşallah

    yazılı olarak elimde kaynak kalacağına çok sevindim

    Allah razı olsun

    #105583
    reyhan
    Ziyaretçi

    RABBİM ŞEYTANLARA FIRSAT VERMESİN

    #105622
    reyhan
    Ziyaretçi

    RABBİM ŞEYTANLARA FIRSAT VERMESİN

15 yazı görüntüleniyor – 1 ile 15 arası (toplam 61)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.

Daha fazla yazı