Benim bir buçuk dervişim var

Yazan

içinde

Forumlar › Forumlar › Evliyalar › Benim bir buçuk dervişim var

  • Bu konu boş.
3 yazı görüntüleniyor – 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #5870
    Toprak
    Katılımcı

    Hacı Bayram-ı Veli ‘nin Yunus Tarzında yazdığı bir ilahisinde geçen şu satırlar, Bayramilik anlayışının esaslarını açıklar gibidir:

    Bilmek istersen seni

    Can içre ara canı

    Geç canından bul anı

    Sen seni bil sen seni

    Kim bildi efalini

    Ol bildi sıfatını

    Anda gördü Zatını

    Sen seni bil seni

    Görünen sıfatındır

    Anı gören Zatındır

    Gayrı ne hacetindir

    Sen seni bil sen seni

    İlahi, bilmek, bulmak, ve olmak aşamalarını işaret ederek tamamlanır:

    Bayram özüni bildi

    Bileni anda buldu

    Bulan ol kendi oldu

    Sen seni bil sen seni.

    Ankara’da ziraatle uğraşıp geçimini temin eder Hacı Bayram; ekini dervişlerle birlikte biçer, toplananı fukarasına dağıtır, gerektiği kadarını tekkede bırakır. Herkesin alın teri ve el emeğiyle geçinmesini, toplanan gelirin de paylaşılmasını şart koşar. Dervişlerden bilgili olanlar köylere gidip halkı aydınlatma işini üstlenir. Böylece, etrafına toplananların sayısı gün geçtikçe artar…

    O sıralarda zaten Anadolu’da tasavvuf etkisi, birçok kişiyi cezbetmiş ve dairesine almış durumdadır.

    Muhiddin-i Arabi, Evhadeddin-i Kirmani, Celaleddin-i Rumi, Sadreddin-i Konevi gibi sofilerin halk üzerinde güçlü nüfuzları oluşmuştur.

    Somuncu Baba’nın şöhreti de hâlâ kendini hissettirmektedir. Bütün bu hususlar Bayramiliğin kısa sürede yayılması ve güçlenmesine yardımcı olur. Hacı Bayram öyle büyük bir ün kazanır ki, kendisine düşman olanların çıkardığı, devlete karşı ayaklanma başlatacağı şeklindeki bazı dedikodular dönemin padişahı II. Murat’ın kulağına gider. Bundan rahatsız olan Padişah, Hacı Bayram’ı Edirne’ye çağırtır. Kendisiyle bizzat görüştükten sonra, duyduklarının iftira olduğunu anlar ve ona bağlı olan dervişlerin vergiden muaf tutulacağını beyan eder.

    Ancak bu, birçok taklit ehlinin de el alıp tarikate girmesine yol açar. Sayıları kırk bini aşar dervişlerin. Şikâyetler artınca, Padişah, Hacı Bayram-ı Veli’ ye haber yollatıp kaç müridinin olduğunu öğrenmek ister. "Bunlar dervişlerinizse vergi alınmayacak, ama gerçekten hepsi de sizin müritleriniz mi?" diye sorar.

    Bunun üzerine Hacı Bayram

    “Benim bütün dervişlerim, falanca gün Ankara ovasında toplansın!..” diye ilan verir.

    Büyük bir çadır kurulur, yemekler yenir, dualar okunur…

    Nihayet, Hacı Bayram Veli görünüp kalabalığa seslenir:

    “Kim gerçekten bana teslim olmuşsa gelsin, ben onu kesip Allah`a ulaşması için kurban edeceğim!.”

    Herkeste bir telaş ve korku…

    Topluluğun içinden bir kadın öne çıkar, bir de adam!.

    “Alın içeri!.” denir….

    Çadıra girerler!..

    Birden dışarı kanlar akmağa başlar.

    Kanları gören, ardına bakmadan kaçar… Meydanda kimseler kalmaz.

    Aslında önceden çadıra gizlenen koyunların kanıdır akan!… Ama bu olay gerçek teslimiyet ve imanı ortaya koymaya yetmiştir.

    Bunun üzerine Hacı Bayram, Padişaha şöyle bir mektup gönderir:

    “Padişahım, benim bir buçuk dervişim var…"

    #190904
    ceylan
    Katılımcı

    "Sevdir bize hep sevdiklerini, yerdir bize hep yerdiklerini, yâr et bize erdirdiklerini"

    Rabbim razı olduğu kullarından kılsın inşallah

    #190906
    Cihan
    Katılımcı

    bu kıssa dinleyende

    o bir buçuk dervişe

    ve hatta yarımına

    canlar veresim gelir…

3 yazı görüntüleniyor – 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.

Daha fazla yazı