“...Allah’ım, zengin seninle zengin olmak isteyen ve sana muhtaç olandır; fakir ise yaratığınla zengin olmak isteyip senden yüz çevirendir; Öyleyse rahmetin hakkına kendinle beni yaratığından müstağni eyle ve beni yalnızca sana el açan kimselerden kıl.
Allah’ım, bedbaht; tövbe önünde ve rahmet arkasında olduğu halde ümidini kesen kimsedir; amelim zayıf olsa da, rahmetine ümidim güçlüdür; öyleyse güçlü ümidim için zayıf amelimi bana bağışla.
Allah’ım, biliyorsun ki, kulların arsında benden daha katı kalpli, günahı daha büyük olan vardır; ben de bilmekteyim ki, senden daha güçlü, daha çok rahmeden ve daha çok bağışlayan yoktur; öyleyse ey rahmetinde tek olan (Allah), hatalarında tek olmayanı bağışla.
Allah’ım, şüphesiz sen emrettin, biz ise isyan ettik; sen nehyettin, biz ise kaçınmadık; sen hatırlattın, biz ise unuttuk; sen gözümüzü açtın, biz ise kendimizi körlüğe vurduk; sen sakındırdın, biz ise (hakka) tecavüz ettik; bu, senin bize yaptığın ihsanın karşılığı değildi (ama biz yaptık); oysa sen bize bildirdiğin ve bizden sakladığın şeye daha alimsin; bizim yaptığımızı ve bize yapılanı daha iyi bilmektesin; o halde hata ve unuttuklarımızdan dolayı bizi muaheze etme, yanımızda olan haklarını bize bağışla, ihsanını bize tamamla ve rahmetini bize indir...Ey merhametlilerin en merhametlisi..”