1- Öğüt vermeye ölüm, zenginliğe takva, meşgul etmeye ibâdet, sığınak olmaya kıyamet ve karşılık vermeye Allah yeterlidir.
2- İki hasletten daha üstün bir iyilik yoktur: Allah’a iman etmek ve Allah’ın kullarına yararlı olmak. İki hasletten ise daha kötü bir haslet yoktur: Allah’a şirk koşmak ve Allah’ın kullarına zarar vermek.
3- Bir adam Resulullah’a: "Bana bir tavsiyede bulun ki, Allah onu bana yararlı kılsın." dedi. Resulullah salla'llahu aleyhi ve alih şöyle buyurdu:
"Ölümü çok hatırla; çünkü seni dünyadan koparır. (Dünya sevgisini kalbinden çıkarır.) Daima şükret; çünkü şükür, nimeti çoğaltır. Çok dua et; çünkü duanın ne zaman kabul olacağını bilmiyorsun. Zulmetmekten kaçın; çünkü Allah-u Teâla zulme uğrayan kimseye yardım edeceğini takdir etmiş[1] ve şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar, azgınlığınız ancak kendi zararınızadır."[2] Hile yapmaktan kaçın; çünkü Allah-u Teâla: "Kötü hile, ancak sahibinindir."[3] (neticesi ona döner) diye takdir etmiştir.
4- Pek yakın zamanda hükümdarlığa ihtiras gösterirsiniz; fakat çok geçmeksizin yakınmanıza ve pişmanlık duymanıza sebep olur. Süt vermesi ne güzel, ama sütten alması ise ne kötüdür! (Yani başlangıcı güzel fakat sonucu kötüdür; çünkü vebal ve şerri kalır, ama kendisi zail olup gider.)
5- Yönetimlerini bir kadının eline veren toplum hiçbir zaman kurtuluşa eremez.
6- "Hangi arkadaş daha üstündür?" diye Resulullah salla'llahu aleyhi ve alih’e sorulunca şöyle buyurdu: "Allah’ı hatırladığında sana yardım eden, Allah’ı unuttuğunda ise sana hatırlatan kimsedir." "Halkın en kötüsü kimlerdir?" diye sorduklarında Resulullah: "Fesada bulaşan âlimlerdir." buyurdu.
7- Rabbim dokuz şeyi bana tavsiye etmiştir: "Gizlide ve açıkta ihlaslı olmayı, hem rıza (neşe) ve hem de gazap (öfke) halinde adaletli davranmayı, fakirlik ve zenginlikte iktisatlı olmayı, bana zulüm yapanı affetmeyi, bana bir şey vermeyene ihsanda bulunmayı, benimle ilişkisini kesenle ilişki kurmayı, susmamın tefekkür, konuşmamın zikir ve bakışımın da ibret olmasını.
8- İlmi yazarak bağlayın (koruyun).
9- Bir kavmi fâsıklar yönettiğinde, alçaklar öncü olduğunda ve fâsık kimseye saygı gösterildiğinde, belanın inmesi beklenmelidir.
10- Sur’atli yürümek mümin’in değerini giderir.[4]
11- Bazen malı çalınan kimse, suçsuz kimselere o kadar ithamda bulunur ki, suçu hırsızın suçundan büyük olur.
12- Allah-u Teâla ilahî hakları ödemede cömert olan kimseyi sever.
13- İyileriniz yöneticileriniz, zenginleriniz cömertleriniz olur ve işleriniz istişareyle yürütülürse yerin üstü (yaşamak) sizin için yerin altından (ölümden) daha hayırlıdır. Ama kötüleriniz amir, zenginleriniz cimri ve işleriniz kadınlarınızın elinde olursa o zaman yerin altı (ölüm) sizin için yerin üstünden (yaşamaktan) daha hayırlıdır.
14- Kim şu üç şeye sahip olarak akşamlayıp sabahlarsa, dünya nimeti onun hakkında tamamlanmış olur: Beden sıhhati, düşmanların şerrinden güvencede olma ve gece ile gündüzüne yetecek azık. Dördüncü bir şeye de sahip olursa hem dünya, hem de âhiret nimeti ona tamamlanmış olur; o da imandır.
15- Zayıf düşen büyüğe, fakirleşen zengine ve cahillerin elinde kalan âlime acıyın.
16- İnsanların çoğu iki haslet hususunda fitneye düşer (denenir): Sıhhat ve boş vakit.
17- Kalpler, kendisine iyilik edeni sevmek ve kötülükte bulunana buğzetmek üzere yaratılmışlardır.
18- Biz peygamberler, insanlarla akıl seviyelerine göre konuşmakla görevlendirildik.
19- Kendi yükünü halkın üzerine atan kimse, mel’undur. (Allah’ın rahmetinden uzaktır.)
20- İbadet yedi kısımdır; en faziletlisi helâl (rızık) peşinde olmaktır.
21- Allah’a ne cebir üzere itaat edilir ve ne de mağlup bırakılarak isyan edilir (günah işlenir). Allah kulları kendi başına da bırakmamıştır. O, kullarını muktedir kıldığı her şeye kadirdir ve onlara verdiği her şeye de maliktir. Allah’ın emirlerine itaat ederlerse, onlar için bir mani ve engel yoktur. Ama günah işlerlerse, Allah-u Teâla onları engellemeye kadirdir. Ancak gücü olduğu halde diğerinin bir iş yapmasına engel olmayan, o işi yapanı yaptığı işe zorlamış sayılmaz.
22- Resulullah salla'llahu aleyhi ve alih, oğlu İbrahim’e can verdiği sırada şöyle buyurdular: "Ey İbrahim, eğer gidenler geride kalanların öncüleri olmasaydılar ve sonrakiler de öncekilere ulaşmasalardı, sana çok üzülürdük." Sonra Resulullah salla'llahu aleyhi ve alih’in mübarek gözleri yaşlandı ve şöyle buyurdu: "Göz yaşarır ve kalp acır, fakat biz Allah’ın rızası dışında, hiçbir söz söylemeyiz. Ey İbrahim, biz senin için üzgünüz."
23- Güzellik dildedir.
24- (Halk ilmin değerini bilmezlerse) İlim halktan alınmaz, alimler alınır. Alim kalmadığında ise halk, cahilleri kendilerine önder seçer ve dinî hükümleri onlardan sorar. Onlar da bilmeden fetva verirler, böylece hem kendileri sapar, hem de başkalarını saptırırlar.
25- Ümmetimin en faziletli cihadı, kurtuluşu beklemesidir[5].
26- Biz Ehl-i Beyt’in yiğitliği, bize zulmedeni affetmek ve bizi mahrum bırakana bağışta bulunmaktır.
27- Benim nazarımda, ümmetimden en fazla imrenilmesi gereken veliler, (dünya açısından) hafif yüklü, namazdan nasibi olan, Rabbine yalnızken güzel ibadet eden, halkın arasında tanınmayan, ancak kendine yetecek kadar rızkı olan, bu duruma ömrünün sonuna kadar sabreden, mirası ve ağlayanı az olandır.
28- Müminin çektiği her eziyet, dert, üzüntü ve hatta duyduğu sıkıntı bile yaptığı günahlarına keffaret sayılır.
29- Kim her istediğini yer, istediğini giyer ve istediği işi yaparsa, bunlardan vazgeçmeyene kadar Allah ona (rahmet gözüyle) bakmaz.[6]
30- Mümin bir başak gibidir; bazen eğilir, bazen düzelir. Ama kâfir, selvi ağacı gibi daima diktir; sağa sola eğilip bükülmez. [7]
31- Resulullah salla'llahu aleyhi ve alih’e: "Kim dünyada herkesten daha çok çetin imtihanlara tabi tutulur?" diye sorulunca şöyle buyurdu: "Peygamberler, daha sonra derecelerine göre (peygamberlere) en çok benzeyenler. Mümin, imanı ve amelinin güzelliği miktarınca zorluklarla karşılaşır. İmanı kâmil, ameli de güzel olanın imtihanı zor; imanı zayıf, ameli az olanın imtihanı ise az olur."
32- Eğer Allah katında dünyanın, bir sineğin kanadı miktarınca değeri olsaydı, Allah ondan kâfire ve münafığa bir şey vermezdi.
33- Dünya elden ele dolaşır; yararına olan şey, güçsüz olsan da sana ulaşacaktır; zararına olan şeyin ulaşmasını ise gücünle önleyemezsin. Kim elinden çıkan şeyden ümidini keserse, vücudu rahatlar. Kim Allah’ın taksim ettiği şeye razı olursa sevinir.
34- Allah’a andolsun ki, sizi cehenneme yaklaştıran her ameli bildirip sizi ondan nehyettim ve sizi cennete yaklaştıran her ameli de söyleyip size onu emrettim. Ruh-ul Emin (Cebrail) kalbime, hiçbir kimsenin rızkını tamamıyla almadan ölmeyeceğini ilham etti. Öyleyse rızık toplamada güzel davranın. Rızkın gecikmesi, sizi Allah katında olanı haram yoldan aramaya mecbur kılmasın. Çünkü Allah katında olan, ancak O’na itaat etmekle elde edilir.
35- İki sesi Allah sevmez: Musibete uğradığında feryat etmeyi ve nimete kavuştuğunda saz çalmayı.
36- Allah’ın, kullarından hoşnutluğunun nişanesi, fiyatların düşük, hükümdarın ise adaletli olmasıdır. Allah’ın, onlara gazap etmesinin nişanesi ise, hükümdarın adaletsiz, fiyatların ise yüksek olmasıdır.
37- Kimde şu dört haslet olursa, Allah’ın en büyük nurunda yer alır: Allah’ın birliğine ve benim risaletime şehadet etmeği kendine siper kılmak; bir musibetle karşılaşınca "İnna lillah ve inna ileyhi raciun" (Şüphesiz biz Allah’tan gelmişiz ve O’na dönücüleriz) demek; bir hayır ulaştığında "Elhamd-u lillah" ve bir günah işlediğinde ise "Esteğfirullahe ve etubu ileyh" (Allah’tan mağfiret diler ve O’na dönerim) demek.
38- Şu dört şey kime verilirse, dört nimetten mahrum kalmaz: Kendisine mağfiret dilemek (hasleti) verilen, bağışlanmaktan mahrum kalmaz. Şükretmek (hasleti) verilen, nimetin çoğalmasından mahrum olmaz. Tövbe etmek (hasleti) verilen, tövbesinin kabul olunmasından mahrum olmaz ve dua etmek (hali) verilen de icabet edilmekten mahrum olmaz.
39- İlim bir hazinedir; anahtarı sormaktır. Allah size rahmet etsin, sorun; çünkü sormakla dört kimse mükâfat alır: Soran, cevap veren, dinleyen ve onları seven.
40- Alimlere sorun; hekimlerle konuşun ve fakirlerle oturun.