Bir gün Hz.ömer Efendimizin(sav) dinlendiği odaya girer.Etrafa bakar duvarda kuru bir deri parçası,bir kaç arpa ve yerde de Efendimizin(sav)üzerinde uyumakta olduğu hurma lifinden örülmüş kaba bir hasır.ve hz.ömer ağlamaya başlar.hıçkırıkları Efendimiz'i uyandırır.
-niye ağlıyorsun ey hattab oğlu?
-ey Allah'ın elçisi İranlılar imparatorlarını saraylarda yaşatırken,bizanslılar kayserlerini lüks ve ihtişama boğmuşken sen ki Allah'ın elçisisin ..izin versende biz de seni der..Efendimiz susturur zira maksadı anlamıştır.bir tebessüm ve tatlı bir el işareti ile.(Ankebut 64 )okur;
"BU DÜNYA HAYATI SADECE BİR EĞLENCE VE OYUNDAN İBARETTİR.AHİRET YURDUNA GELİNCE İŞTE ASIL HAYAT ODUR.KEŞKE BİLMİŞ OLSALARDI."
...-İstemez misin ey Ömer!Dünya onların olsun ,ahiret de bizim....
BİZ BÖYLE BİR PEYGAMBERİN ÜMMETİYİZ..
YAZIK NE KADAR RAHAT YAŞIYORUZ..NE KADAR ŞÜKREDİYORUZ...
GECELERİ UYUMAYIP AYAKLARI ŞİŞENE KADAR NAMAZ KILAN PEYGAMBERİN UYUMAKTAN GÖZLERİ ŞİŞEN ÜMMETİYİZ..NEFSİM SANA SÖYLÜYORUM....
NE ZAMAN AKILLANICAKSIN!!!!