3 LİRA,ELLİ KURUŞ...
TARİH:15.NİSAN 2007-PAZAR
Başlangıçta sıradan bir gündü.Misafirim vardı ofiste.
Ordan burdan konuşup,sohbet ediyorduk.
Adam düştü Kadir abi diye sözümü kesti.Önce anlamadım,ne olduğunu sonra yerde kıvranan
adamı gördüm.
Belli aralıklarla vucudu kasılıyor,kafasını yere vuruyordu.
Ceketimi çıkardığımı hatırlıyorum...
Yanına koştum hemen.
İlk bakışta anlaşılıyordu EPİLEPS(sara) hastası olduğu...
Ben ilk sara hastasıyla sekiz yaşında karşılaşmıştım.
Mahallemizin saralı hastası MÜMİN abiyle.
Derbeder gezerdi,orda akşam burda sabah.Nöbetlerin onu nerde yakaladığı önemsizdi,onun için.Çünki herkes tanırdı onu zaten tanımasalar ne farkederdi ki!
Arkadaşlarım yanaşmazlardı ona,ama ben nerde onu hasta görsem,kocaman bir soğan bulup yanında biterdim.
Ayıltırdık onu,karnını annelerimiz doyurur yanına yeni giysiler verilir onu içindeki derbeder hayatın başka sokaklarına,başka nöbetlerine! yolcu ederdik...
.....
Sol ayağımı kafasının altına koydum.Nöbetlerle kasılan vucudu belli aralıklarla asfalt zemine vuruyordu.Elleri bileklerinden itibaren kilitlenmişti.
Bir elini başka birine verdim,bir elini kendim aldım.Oğuşturarak açtık.
En yakın evlerden birinden istettiğimiz soğanı koklattık,altı yada yedi dakika sonra kendine gelmişti.
Soğan genzini yakmıştı ve geğiriyordu.
Gözlerini açtı.
Yolun kenerına çektik dinlensin diye.Suratında mahçubiyet vardı,sanki özür dilerim,hepsi benim hatam sizleri telaşa verdim der gibiydi.
Savunmaya geçti hemen utanarak.!
Bu gün üçüncü nöbetiymiş.Ceplerini açtı,bir ilacı varmış ama onunda yanında kullanması gereken diğer ilacı alamamış...
Teneke kutu topladığı büyük torbasını göstererek BU GÜN anca'3 LİRA,50 KURUŞ'kazanabildiğini söyledi gözlerini bizden kaçırarak.
Girdim koluna,ofise aldık kendisini arkadaşımla birlikte.
Ordan burdan sohbet ettik.
ORDU'lu olduğunu,
48 yaşında olduğunu,
Yetişkin kardeşlerinin bulunduğunu,
Mesken olarak HAYDARPAŞA garında gecelediğini öğrendik.
Küçük yaştan itibaren bu illeti çektiğini,horlandığını ve dışlandığını anlattı bize.
Üzgündü,ezgindi ve bir okadarda saf bir yüzü vardı.
Kötü yakalanmıştım.!Onun cebinde 3 lira elli kuruşu vardı,ama benim ona verecek o kadar bile param yoktu.
Hiç değilse İlacını alırım eczaneden parasınıda sonra veririm diye düşünürken,pazar günü olduğu ve eczanenin kapalı olduğu geldi aklıma.
Sonra birden üç dört aydır tanıdık dost ve arkadaşlardan topladığım yeniye yakın eski giysiler ilişti gözüme.Kolilemiştim onları bir kenerda duruyorlardı.!
Sordum kendisine.Bunları sana versem paraya çevirebilirmisin diye.
Hem giyerim,hemde satarak para kazanırım dedi.oOarada arkadaşımda cebine 5 lira sıkıştırmıştı.
Helalleştik.Yolcu ettik.
İsmini sormayı unuttuğumuz saralı abimiz geldiği gibi gitti.
Düşündüm.
Uzun süre bir telefon edipte belediyeye aldıramadığım o kolileri kimin biriktirdiğini.!
Düşündüm,bazılarınız hatırlarmı bilemiyorum.
Hani benim kendilerine dua yolladığım'KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZ YÜRÜYENLER VE GECENİN SESSİZLİĞİNDE SESSİZ SESSİZ AĞLAYANLAR'vardı.İşte onları düşündüm.
Sanki çokta önemliymiş gibi ismini sormadığımızı düşündüm.
Şimdi artık düşünmüyorum dostlar.
ÇÜNKİ HAYATIN KENDİSİ DUA İMİŞ,
ANLAYABİLENE.!
Değerli dostlarım.
O isimsiz saralı abi bize bir hikaye bıraktı,gitti.Bizde,o ve onun gibilere bu gün dualarımızda yer versek olurmu.
LÜTFEDERMİSİNİZ.
Ben gönül heybemden bir yasin yolladım bile hepsine.
ALLAH KABUL ETSİN İNŞALLAH.
AMİN.