Şiddetli bir fırtına çıktığında kaygılanırlar, ne kadar mühim işleri olursa olsun hemen bırakıp kıbleye dönerler: "Ya Rabbi gelmesi muhtemel olan felâketlerden sana sığınırım." derlerdi ve hava açıldığı zaman da hamd ü sena ederlerdi.
Bir defa yine böyle şiddetli bir fırtına çıkmış; Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kaygılanmış, Hz. Âişe -radıyallahu anha-,O'nun niçin kaygılı olduğunu sorunca:
- Hûd kavminin uğradığı akıbete uğramadığımız! nereden biliyorsun? Hûd kavmi de bir bulut görmüşler, bu bulut bizim arazimizi sulayacak demişler, fakat o bulut onları helak etmişti." buyurmuşlardı. (Buharî, Müslim)
Hz. Übey b. Kâ'b -radıyallahu anh- der ki; "Gecenin üçte ikisi geçtikten sonra, Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-:
- Ey imân edenler, Allah'ınızı hatırlayınız. Allah'ınızı zikrediniz. Zelzele yaklaşıyor. O'nun arkasından neler neler gelecek. Ölüm bütün maiy-yeti ve neticeleri ile önünüzdedir, "buyururlardı."
Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ayrıca "siz benim bildiğimi bilseniz az güler, çok ağlardınız" buyururlardı. (Buharî-Müslim)