Ummanında kaybolduğum nursun
Mecnun leylada aradığı yandığı
Çöllerde kana kana yudumladığı senin sevgin,
Annesiz bir cocuğun anne diye uzandığı,
Babasız gecelerde baba diye andığı sensin.
Soğuk ve insaf bilmez yanlızlıklarda hangi hasta vardırki göz yaşı döksünde o yaşlar senin avucuna damlamasın,
Hangi masum,hangi mazlum vardırki o merhamet deryası yüreğini sığınak yapmasın.
Eyy sultanı levlak kardan adamıyla güneşe çalım satanbir çocuğa bakar gibi baktın bize,
Sağnak yağmur altında ateş yakan bir yolcuyu izler gibi izledin,
Bilmiyorlar Allahım dedin,bilseler yapmazlardı.
Her şeyin önü ondan sonu ona
Varlıklar adedince selam sana salat sana.
Ummanın kaybolduğum nursun,
Her akşam grupla ayrılan heycanın kucağında görünensin,
Bırak kırkikindi yağmurları saçlarında gezinsin,
Sensizlikden yorgun düşmüşmüş bakışları avuclayıp semaya serp
Ve öylece kal,sığındığım rahmanın sırdaşı olarak.
Ben gecici hazların sardığı bedenimde o beden tabutunun en derininde nefsimin esiriyim,
Ama sen ummanında kaybolduğum nursun,
Azaba ramak kalmış şu dakikalarda beni hayalinle korursun, aranan yine sensin saikalarda
Kutsi perdelerin kalktığı anlarda özlemimsin sen,ummanında kaybolduğum nursun
Gölgen vurur gözlerimin yaşlarına ben o nurla damla damla kutsiliği tadarım,
Yüzümde meltemlerden arda kalan serinlik muhabbet sabahlayan hislerimin en ucra köşesinde,
Düşmanım benlik yanlızca bir benlik yoluma set ceken ve seninle kaybolan basitlik,
Düşündüğünü zincire vuran benim,şafakla kaybolan benim ve ellerim sana uzanır
Ey sultanı levlak düşmanını elleriyle besleyen bir insana bakar gibi baktın bize,
İlacını ateşe atan bir hastayı izler gibi izledin,
Bilmiyorlar Allahım dedin bilseler yapmazlardı.
Herşeyin önü ondan sonu ona varlıklar adedince selam sana salat sana.
Sen içimde yanan tatlı bir korsun ve sen ummanında kaybolduğum nursun...
(Dursun Ali Erzincanlı)
çok hoş arkadaşlar buyurun dinleyin;