هَجَرْتُ الْخَلْقَ طُرًّا فِي هَوَاكَا* وَأَيْتَمْتُ الْعِيَالَ لِكَيْ أَرَاكَا
وَلَوْ قَطَعْتَنِي فِي الْحُبِّ إِرْبًا* لَمَا حَنَّ الْفُؤَادُ إِلَى سِوَاكَا
تَجَاوَزْ عَنْ ضَعِيفٍ قَدْ أَتَاكَا * وَجَاءَ رَاجِيًا يَرْجُو نِدَاكَا
وَإِنْ يَكُ يَا مُهَيْمِنُ قَدْ عَصَاكَا* فَلَمْ يَسْجُدْ لِمَعْبُودٍ سِوَاكَا
إِلَهِي عَبْدُكَ الْعَاصِي أَتَاكَا* مُقِرًّا بِالذُّنُوبِ فَقَدْ دَعَاكَا
وَإِنْ تَغْفِرْ فَأَنْتَ أَهْلٌ لِذَاكَا* وَإِنْ تَطْرُدْ فَمَنْ يَرْحَمْ سِوَاكَا
“Ya Rabbi, Sen’in aşkına tutuldum. Sen’den gayrı her şeyi terk edip huzuruna geldim. Seni gördükten sonra, bakışlarım başka şey görmez oldu... Beni parça parça etsen bile bu gönül Sen’den başkasına asla meyletmeyecek.
Kapına gelmiş ve Senin şefkatine nâil olmayı uman bu zayıf bîçârenin günahlarını affet. Her ne kadar defteri isyanla dolu olsa da, ey Müheymin, Sen’den başkasına secde etmedi, etmeyecek.
İlâhî! Asî kulun yine kapına geldi; (dağlar azametindeki) günahlarını ikrar edip, ellerini Sana açıyor ve sadece Sana açar. Şâyet Sen mağfiret edersen, hiç şüphesiz o Sen’in şânındandır; kovarsan dergahından, beni Sen’den başka kim affedebilir?''
AMİN AMİN AMİN