Bismi Hu! Rabbim, esirge ve koru...
Aşkım, seni sevdiysem, hükümdarın tahtına hükümdardan başkası oturamayacağından. Şehzade için saklanan giysiler ancak şehzadenin bedenine uyacağından. Bu gönül tahtı sadece ama sadece senin olduğundan ve bu aşk sadece ama sadece sana uyduğundan... Görüyorsun ya Aşkım, seni sevdiysem yazgım bana yapacak başka birşey bırakmamış olduğundan! Senin güzelliğin gibi benim de muhabbetimin nedeni olmadığından...
Aşkım,seni sevdiysem, seni her görmemde ikinci kez görmediğimden. Her görmemde seni yenidenmiş gibi degil, yeniden gördüğümden. Rüyama her girişinde ilk kez girdiğinden. Kendi kendin de bile tekrarlanmadiğindan sen.
Aşkım, sevdim seni, seni sevdiysem, bir eşikten gectiğimdendir. Bir kentin içine düştüğümden ve bir kenti içime düşürdüğümden. Ben ki tüm savaşlarimda hem kumandan hem neferdim, bu yüzden seni sevdim.
Ve Aşkım, biliyor musun, seni sevdiysem, bütün ruhlarin yaratildiği ve henüz ruhlara cesetlerin bicilmdiği o mecliste, senin yaninda yer almış olduğumu hatıramda taşiyor olduğumdandir bu. Bunca kolay terkediyorsam varlığımı senin varlığına o şimşek pariltisi anin anısını gözbebeklerimde sakliyor oluşumdandir.
Aşkım, bu kadar tanidik buluyorsam kalbimi kalbine, o ezeli uğultuyu hala kulaklarimda taşıdığımdandir...
Aşkım, sana gel kaderim ol demem. O kadar ki, güldeki sevda, çöldeki ateş kadar kadersin bana.
Aşkım değil mi ki sen aşk güzelisin, ve değil mi ki ben tecelli etmesem eksik kalır sana dair kader. Senin kaderin benim tecellim, kaderinde aşk varsa sen oluşum su götürmez benim!
Aşkım, tufandan kurtulmak için kendi derinliğine akan bir ırmak gibi; akmasam sana ölürdüm aşkım, aktım yine öldüm! Kendi ölümümün şeklini seçmem özgürlüğümse susarak ölmeyi değil söyleyerek ölmeyi seçtim... Tortulanarak ve bulanarak değil, taşarak ve coşarak ölmeyi seçtim. Hükmümün sen ve senin aşkın olduğu yerde ölümlü olduğumu bildim. Ve yine dirilecek olmanin emniyetiyle ölümlü oluşumu cok sevdim!
Aşkım sana ne zaman seslenmeye kalksam, görüyorum ki hitaptan öteye geçemiyorum. Anlıyorum ki aşkın namesinde ser-nameden öte kelam yok. Ve benim lügatimde Sen'den öte sözcük yok.
Aşkım, kelamım artik sende hükümsüz. Ama kelamımın hükümsüz kaldığı bu yerde beni küçümseme. Bil ki kelamdan da ötede sadece âh var, âh ki dünya onun üzerinde durur, gökkubbe onun hararetiyle döner...
âh benim! âh benim!
ey adım adıyla yazılacak olan.
sularıma dökülen karanlık, yoklarımı örten aydınlık
tezatlarım benim, benim tekrirlerim
ama muhabbetinden asla rücu etmediğim
gün geçtikçe çoğalan benzetmelerim
sözcüklerim, lügatim, lisan hacmince vasıfladığım vâsifim...
Aşkınla Suzidilara'yım!