Bu yazıyı çok mükemmel bulduğum için ARŞİVE alıyorum.
Evet.Ben O'yum! O benim İşte!!!..
Mutfağında kirli tabakları birikmiş olan,
ve belki de eğlence çağında çocuklar, gençler yetiştirme telaşında,
Çok meşgul bir anne(!) "O" benim, ben O'yum işte...
Her Akşam ailece, yemek saatinde; televizyonda akşam haberlerini, akşam haberlerinde; insanlık ayıbı olan her türlü haberi izlerken , bir yandan da çatal kaşık sesleri arasında, o akşamın menüsündeki yemeğini yerken, kâh ağlayan,bir sonraki habere de kâhi gülen... ve hatta dünyanın dört bir yanında açlıktan kıvranan küçücük bebecikleri dahi izlerken, şehit Mehmetçiğin ağıtlar yükselen evindeki acılı feryatları dahi dinlerken,tüh tüh vah vah diye diye yine de lokmaları boğazından aşağıya inebilen bir anne...
Hem de bir Türk annesi , hem de bir Müslüman...
Ne çelişkidir bu Allahım!!!
Filistin'in,Irak'ın kanayan yarası şöyle dursun, İstanbul'da kalbi kanayan bir minicik bebeğin bile kanına kan katmak için yerinden kıpırdayamayan...
İşte benim "O"
"O", benim işte...
Karabükten'im...
Kan Grubum 0 RH(+)...
Doğrudur.Türkiye'deyim, bir Türk İlinde...Hayatımın hakimi değilim. kölesiyim ben...
Hem de T ü r k 'üm hem de M ü s l ü m a n...hem de bir anneyim ben...
Öyleyse ,YAZIK BANA , EYVAH BANA , VAH BANA!!!..
Rabbim gerçekten de nerede eksiklik? Nedir bizleri hiç böyle olmayı istemeden, yine de böyle oluverdiren? kurtuluşu çok istemek, kurtuluşa ermeğe çare midir Allahım? Yoksa bu duyarsızlık utancından kurtulmanın başka bir çaresi mi var?
Peki ya böyle gelmiş, böyle gidenlerden oluverirsek?..
Rabbim sen Akibetimizi güzel eyle Yarabbim!..