sevgili dostlarım,
bilirsinizki bazı insanlar dillerinin ucuyla elhamdülillah müslamınım derler.diyeceksiniz nerden anlıyorsun bunu?onlara sadece birkaç soru sormam yeterli oluyor!
1-)ALLAH KAİNATI NEDEN YARATTI?HAŞA İHTİYACIMI VARDI?
2-)ALLAH İNSANLARI NEDEN YARATTI?HAŞA İHTİYACIMI VARDI?
YARATILIŞ GAYESİNİ BİLMEYEN BİR İNSAN NEDEN YAŞAR DEĞİLMİ?DOĞRUSUNU SÖYLEMEK GEREKİRSE BENDE İLK BAŞTA BU SORULARIN TAM CEVABINI BİLMİYORDUM.EVELEYİP GEVELİYORDUM.UZUN SÜREN ARAŞTIRMALARIM SONUCUNDA (TABİ BAŞTA KURANI ANLAYARAK OKUDUM)AKLIMDAKİ TÜM SORULARA CEVAP BULDUM VE HERŞEY GÖZÜMDE BİRANDA ANLAMLAŞTI!BEN BURDA KİMSENİN DİNİNİ SORGULAMIYORUM BÖYLE BİRŞEY ZATEN HİÇBİR KULUN HAKKI DEĞİLDİR.BİZLERİ YALNIZ ALLAH SORGULAR.BENİM GAYEM SADECE NEDEN YAŞADIĞIMIZI DAHA AÇIKLAYICI KILMAK..!BU SORULARA CEVAP VERDİĞİMİZDE YAPTIĞIMIZ HER İBADET,ETTİĞİMİZ HER DUA DAHADA ANLAMLAŞIYOR...
LÜTFEN KENDİNİZE SORUN!!!
(6 mesaj) (6 katılımcı)-
18 yıl önce gönderildi #
-
Hamd Allah’a ki ilkdir, O’ndan önce bir ilk yoktur; sondur, O’ndan sonra bir son yoktur. Gözler O’nu görmekten, tahayyüller (vehimler) O’nu vasfetmekten âcizdir.
Kudretiyle dilediği gibi yepyeni bir yaratık meydana getirdi. Sonra onları irade ettiği yola koydu, sevgisi yolunda ilerleyebilmelerini sağladı. Öne geçirdiğini ertelemeye, ertelediğini önce geçirmeye güçleri yetmez. Onlardan her bir ruh için paylaştırılmış belli bir rızk tayin etti. O, birine çok rızk verdi mi kimse onu azaltamaz; birine de az verdi mi kimse onu çoğaltamaz.
Sonra onların her biri için vakitlendirilmiş bir ecel, sınırlandırılmış bir süre belirledi. Her geçen gün adım adım ona doğru ilerlemekte, her geçen yıl ona daha bir yakınlaşmaktadır. Süresi dolunca da vaad ettiği bol sevapla ödüllendirmek ya da sakındırdığı azapla cezalandırmak üzere ruhunu kabzeder. “Böylece kötüler en kötü işlerinin karşılığını görürler; iyiler de iyi amellerinin ödülünü en güzel şekliyle alırlar.” (Necm /31) Çünkü adaleti bunu gerektirmektedir. İsimleri kutsal, nimetleri açıktır. “O, yaptığından dolayı sorgulanmaz, bilakis onlar sorgulanırlar.” (Enbiya /23)
Hamd Allah’a ki, eğer kullarına, ardı arkası kesilmeyen minnetler ve açık seçik bol nimetler karşısında hamd etmeyi öğretmemiş olsaydı, nimetlerinde tasarruf ederler, ama O’na hamd etmezlerdi; rızkından bol bol yararlanırlar, ama şükretmezlerdi.
Hamd Allah’a ki, kendisini bize tanıttı; şükrünü bize ilham etti; rablığı gereği ilim kapılarını yüzümüze açtı, kendisini ihlas ile birlememize kılavuzluk etti; ilhaddan (Allah’ı inkâr) ve emrinde kuşkuya kapılmaktan bizi uzak tuttu.
Hamd Allah’a ki, yaratılışın güzelliklerini bizim için seçti; temiz rızkları bizim için çıkardı, verdiği güçle bizi bütün yaratıklarından üstün kıldı. Böylece, kudretiyle bütün yaratıkları bize boyun eğmekte; izzetiyle bize itaat etmekteler. Ve hamd Allah’a ki, kendisinden başka kimseye bizi muhtaç kılmadı. O halde nasıl O’na hamd etmeye güç yetirebilir, ya da ne zaman şükrünü yerine getirebiliriz? Hayır, kesinlikle hiçbir zaman!
Ve hamd Allah’a ki, bizde açılma ve kasılma araçları bıraktı; bizi hayat esintileriyle faydalandırdı; bizde çalışma uzuvları meydana getirdi; temiz rızklarla beslenmemizi sağladı; fazlıyla bizi zengin etti; nimetiyle bizi sermaye sahibi kıldı. Sonra itaatimizi ölçmek için bize birtakım emirler yöneltti; şükrümüzü sınamak için bizi birtakım şeylerden sakındırdı. Ama biz O’nun emrettiği yoldan çıktık, sakındırdığı şeylerin içine daldık. Ancak O, bundan dolayı bizi hemencecik cezalandırmadı; acele bizden intikam almaya kalkmadı. Aksine, rahmetiyle bir lütuf olarak, bize mühlet verdi; şefkatiyle sabır ve hazımla (tövbe edip) dönmemizi bekledi.
Ve hamd Allah’a ki, bize tövbe yolunu gösterdi; O’nun lütuf ve fazlı olmasaydı kesinlikle ona hak kazanamazdık. Şimdi eğer O’nun fazlından bir tek bu tövbeyi sayacak olsak, hakkımızdaki sınavının fevkalade güzel, bize yönelik ihsanının çok büyük, üzerimizdeki lütfunun çok yoğun olduğunu görürüz. Oysa bizden öncekiler (örneğin İsrail oğulları) hakkında tövbe hususunda böyle bir sünneti (kuralı) yoktu. Bakınız, gücümüzü aşan yükümlülükleri omuzlarımızdan kaldırmış; yalnızca güç yetirebildiğimiz şeylerle bizi yükümlü kılmış; bizden, kolay olandan başka bir şey istememiş; böylece hiçbir kimseye herhangi bir bahane ve mazeret bırakmamıştır. Dolayısıyla içimizden helak olan, (bu kadar kolaylıklara rağmen) O’na muhalefet edendir; saadete eren ise, O’na rağbet edendir.
*******************ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİYN***************18 yıl önce gönderildi # -
ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİYN....
18 yıl önce gönderildi # -
Allah razı olsun kardeşim.
Hamd alemlerin Rabbi olan Allahadır.
18 yıl önce gönderildi # -
Hamd alemlerin Rabbi olan Allahadır.
18 yıl önce gönderildi # -
allah razı olsun
18 yıl önce gönderildi #
Cevapla
Mesaj gönderebilmek için giriş yapmalısınız.