Rivayet edildiğine göre,çok eski zamanlarda iki samimi komşu varmış.
Biri Allahı inkar eden putperestlerden imiş,diğeri gönülden Allaha inanan ve normal ibadetlerini yapıp dini buyruklara uyan iyi bir mümin imiş...
Bu iki komşu bir ara balık avına merak sarmışlar ve rızklarını da bu yoldanelde etmeyi düşünmüşler,
Derken her biri kendine göre bir ağ hazırlamış ve denize doğru gitmişlerdi.
Kafir olan adam ağını denize atarken her defasında putlarının ismini anar,onlardan yardım bekleyerek ağını çeker,içinde mutlaka bir ,iki balık avlamış olurdu.
Mümin olan adam ise,Allahın Aziz ve Celil isimlerini edeple anıp ağını denize atar,fakat hiçbir şey yakalayamazdı.
Bu hal o gün akşama kadar devam eder.
Kafir torbasını balıkla doldurur,mümin ise eli ve torbası boş bir vaziyette sabırla beklerdi.
Tam ayrılacakları zaman müminin ağına bir balık düşüyor onu çekip almaya çalışırken balık kurtulup kaçıyor.
Böylece herkes evine dönüyor.
Onların bu durumlarını gören hafeze meleklerinden biri üzülüyor.
İlahi huzura yükseldikten sonrabunun sebebini öğrenmek istiyor.
Öyle ya biri,putların ismini anarak ağını denize atıyorher defasında balık yakalıyor.
Ddiğeri Allahın ismini anarak ağını denize atıyor hiçbir şey yakalayamıyor.
Meleğin bu sorusu üzerine Allah (C:C) diyor ki
-Meleğim,sen meselenin dış kısmına bakma,iç kısmına nazar et.
Cennete bak,O mümin kulun makamını gör!..
Melek Onun makamına bakınca,aza kanaat edip olaylar karşısında sabreden müminler için ahiret aleminde ne büyük mükafatlar hazırlandığını görüyor ve
-Ya Rab bütün bunlar O kuluna yeter de artar.Varsın dünyada Onun ağına balık düşmesin!.. diyor
Melek bir de o kafirin cehennemdeki yerini görüyor.Aman Allahım ne kötü bir karargah!..
-Ya Rab bu da o kuluna yeter de artar varsın onun dünyası elemsiz kedersiz olsun ne değeri var diyor.
Allah eşyanın hikmetini anlayanlardan eylesin.Bizi mümin yaratan Rabbimize,daim şükürler olsun.