Rahmetli ozan Cemal
Süreya, bir şiirinde şöyle der:
Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü
kör oldum.
Nice yıllar geçti babam öleli.Artık saymıyorum yılları.Ama belki bilinçli ya da bilinçsiz hep ikiye ayırdım galiba yaşamımı:Babamlı yıllarım ve babamsız yıllar.
Gençliğin coşkusuyla geçen babamlı yıllarımda hep sonsuz bir güven duygusu vardı içimde.Bir sorunumuz olsa, bir yerde takılsak, başımız sıkışsa,biri bize bir şey yapmaya kalksa , babam çözerdi nasıl olsa.Zorlandığım her konuda babam yanıbaşımdaydı, hep en büyük yardımcım ve dayanağımdı.O yıllarımın en sıkı dostu babamdı, babamdan hiç birşeyimi saklamazdım.Bir konuda kararsızlığa düşsem, ya da hata yapsam ,babam yol göstericim olurdu.Çocukluk ve ilk gençlik yıllarımın en sıcak ve en güzel anısıdır BABAM.En sevgili düşü, en büyük özlemi....
Sonra birden babam çıkıverdi hayatımızdan doğduğum ay Mayıs'ın onikisinde 1981 yılının ılık bir gecesi saat 10.15 te.Vardı, yokoldu.Geride korkunç bir boşluk bırakarak....Saniyeler önce konuştuğunuz elini tuttuğunuz sizin varoluş sebebiniz, babanızın birden hareketsiz, cansız ve sizi duyamaz olması öyle korkunç bir gerçekti ki, adamın yüzüne vuran bir kırbaç gibi sersemletiyor ve ölene dek çıkmayacak izini bırakıyordu.Ölüm kavramının gerçek anlamda ne demek olduğunu işte ilk o anda öğrendim.Cemal Süreya'nın şiirinde dediği, "kör oldum" ifadesi bile yetersiz tanımlamaya o acıyı.
Babamsız yıllar böyle boşluk duygusuyla başladı.Kendime güvenmeyi öğrendim.Tek başıma mücadele etmeyi, ayakta dimdik kalmayı, babam gibi olmayı öğrendim.Ailemin en büyük çocuğuydum, babamın işlerinin başına geçtiğimde henüz İTÜ'de master öğrencisiydim.Bocaladığım , çok bunaldığım anlarda babam yine yardımıma koştu;"Babam olsaydı ne yapardı, nasıl davranırdı, bana ne önerirdi?" diye düşündüm hep.Yaptığım iş kolay değildi ,ben bir kız öğrenci iken birden oto yedek parça şirketlerini yöneten bir hanımağa (elemanlarım öyle derdi)olmuştum.Önemli bütün kararlarımın öncesinde, bir an bile olsa, babam yüreğime değdi geçti hep.Bugün bile böyle bu hala.
Geçen bu 48 yıllık yaşamımda nice candan dostluklar, yakınlıklar, aşklar oluştu .Yüreğimi gözüm kapalı avuçlarına teslim edebileceğim insanlar oldu yaşamımda.Hiçbiri babam kadar sıcak değildi.Hiçbirinin gözlerinde, babamın gözlerindeki katıksız sevgi, sıcaklık , ışıltı yoktu.
Onca yıl geçti aradan .... Hep özledim babamı.Kimi zaman bir kız çocuğu seslendiğinde "baba" diye içim sızladı, gözyaşlarım yüreğime aktı sessizce.Kimi zaman düşümde gördüm babamı.Kimi zaman sesi çınladı kulaklarımda.Bugün de öylesi günlerden biri işte.Babamı özledim ben.Çok özledim.
Herkes için böyle değil mi baba?Kim yitirmek ister babasını?Kim acıyla kıvranmaz babasını yitirdiğinde?Sağlığında kıymeti yeterince bilinse bile kim özlemez babasını ölünce?
(KALEMI ELINE ALIDIGINDA BIRANDA BIRAKIP BABANLI YILLARA GIDIYORSUN SONRA TEKRAR DEVAM DIYOSUN...AH HAYAT AH)