Dua büyük enerji kaynağıdır.
Dua insanların hızlı yaşlanmasını da engeller. Bunu da hastalanmamızı önleyerek gerçekleştirir. Dua bizde meydana gelen bıkkınlık ve monotonluğu önler, kendimizi yeniden taze ve dinç hissetmemizi sağlar. Her akşam dua edersek sabah kendimizi yenilenmiş ve enerjik bir insan olarak buluruz. Eğer bilinçaltınızda varolan gücün ortaya çıkmasına izin vermeyi başarırsanız, her sorunun üzerine çekinmeden gidebilir ve yanlışla doğruyu daha kolay ayırabilirsiniz. Bilinçaltındaki gücün ortaya çıkmasını ise dua sağlar. Dua sizin doğru hareket etmeniz için yol gösterir. Dua bilinçaltınızın derinliklerine iner ve orada saklı olan gücü ortaya çıkarır.
Şimdiye kadar ortaya çıkaramamışsanız, bu gücü ortaya çıkaracak yeni dua teknikleri öğrenmelisiniz.
Bu dua tekniklerinden biri hakkında size bilgi verebilirim. Benim anlattığım şekilde dua ederseniz olumlu sonuç alacağınıza inanıyorum.
1) Sorunları YARADANA anlatın,
2) Çözüm yollarını gözünüzde canlandırın,
3) Büyük bir istek ve gayretle bu sorunları çözmeye uğraşın.
Çoğu kere sorunların üstesinden gelmeyi başardığınızı göreceksiniz.
1) Sorunları YARADANA anlatmak: Nerede olursanız olun, ister evde, ister işyerinizde, arabada ya da sokaklarda yürürken, sorunlarınızı YARADANA anlatıp onunla iletişim kurun. Sorunlarınızı çözmek için O’ndan size güç vermesini isteyin.
2) Çözüm yollarını gözünüzde canlandırmak: Fizikte en önemli faktör kuvvettir. Psikolojideki en önemli faktör ise gerçekleştirme arzusudur. Bir insan başarıyı sahiden isterse ona ulaşır. Olumsuzluğu isterse olumsuzluğa ulaşır. Neyi gerçekleştirmek isterse ona ulaşır. Dolayısıyla, sorunlarınızı çözmek istiyorsanız, bu olumlu isteği kafanızda canlandırın.
3) Büyük bir istek ve gayretle sorunlarınızı çözmeye uğraşın: Sorunların çözüm yollarını gözünüzde canlandırmayı ve bunu çözme isteğini sağlayabildiğiniz zaman, psikolojinin temel faktörü olan gerçekleştirme isteği ortaya çıkmış demektir. Bundan sonra Yaradanın size verdiği güçlü çözüm yollarını uygulayın; bakın, sorunun çözüldüğünü göreceksiniz.
Ben bu üçlü dua tekniğini kendimde uyguladım ve işe yaradığını gördüm. Bunu uygulayan diğer insanlar da işlerini yaparken büyük bir güç ortaya çıktığını ifade etmişlerdir.
Örneğin, bir kadın kocasının kendisinden gün geçtikçe uzaklaşmakta olduğunu farkeder. Kendisi sosyal faaliyetlerle çok fazla uğraşan, kocası da kendini tamamen işine veren birisidir. Halbuki geçmişte çok güzel bir evlilikleri vardır. Ne yazık ki bu güzel beraberlik ortadan kaybolmuş durumdadır. Kadın bir gün kocasının başka bir kadına ilgi duyduğunu anlar. Kendini kaybeder ve sinir krizleri geçirir. Psikoloğuna gidip danışmaya karar verir. Konuşma kendisiyle ilgili bölüme gelince, artık iyi bir ev kadını olmadığının, bencil ve keskin dilli bir insan haline geldiğinin farkına varır.
Kendini daima kocasından üstün gördüğünü anlar. Psikolog, kadının kendi kendini her yönden tenkit edebildiği ve hatalarını görebildiğini anlayınca, onun bir süre sonra düzelebileceğine karar verir.
Kadına kendisini kafasında yetenekli birisi olarak canlandırmasını söyler.
Yaradana inanarak dua etmenin insanın yüzüne yansıyacağını ve yüzü güzelleşen bir insanın davranışlarının da düzeleceğini söyler. Ona nasıl dua edileceğini, ulaşmak istediği durumu gözünde nasıl canlandırabileceğini öğretir. Aralarında yaşadıkları eski güzellikleri gözünde canlandırmasını ve tekrar bu duruma ulaşmak istemesini öğütler. Kafasında, kocasının iyi olan yönlerini ve ikisi arasında eskiden var olan uyumu canlandırmasını ister. Bu hayalleri kafasında hep canlı tutmasını ister. Böylece onu büyük bir kişisel zafere hazırlar. Kocası boşanmak istediğini söylediğinde, kadın büyük bir gayret harcayarak bunu soğukkanlılıkla karşılar. Kocasına eğer çok istiyorsa boşanabileceğini fakat boşanmadan önce dokuz günlük bir süre istediğini ifade eder. Bu süre sonunda hala boşanmayı istiyorsa, kendisinin de kabul edip mahkemede zorluk çıkarmayacağını belirtir. Bütün bunları gayet soğukkanlılıkla ve kendinden emin bir tarzda dile getirir. Kocası ona şaşkınlıkla bakar, halbuki karısından isyan edip öfkeden deliye dönmesini beklemektedir.
Her gece kocası evden çıkıp giderken, kendisi evde oturup onun dönmesini bekler. Fakat beklerken kocasını hep evliliklerinin mutlu günlerinde olduğu gibi, eski koltuğuna oturmuş gazete okuyan haliyle canlandırır. Kocasını, eskiden yaptığı gibi evin etrafında dolaşır, parmaklıkları boyar ve eşyaları yerleştirirken canlandırır. Hatta ilk evlendikleri günlerdeki gibi bulaşıkları kurularken canlandırır. İkisini, birlikte golf oynarken, kırlarda yürüyüşe çıkarlar ve güzel bir lokantada yemek yiyip eğlenirken canlandırır.
Bu hayalleri büyük bir inançla gözünde canlandırmaya devam eder. Bir gece bakar ki, kocası gerçekten eski koltuğuna oturmuş. Bunun gerçek mi hayal mi olduğunu anlamak için iki defa bakar. Oysa hayalleri gerçek olmuştur, kocası gerçekten eski koltuğuna oturmuş beklemektedir. Az sonra yine eskiden olduğu gibi gazete okumaya koyulur. Güneşli bir öğleden sonra ise karısına, “Haydi gel, birlikte golf oynayalım”, diye teklif eder.
Günler böylece mutlu bir şekilde geçerken, dokuzuncu günün sonuna gelmişlerdir.
Kadın, “Bill, unuttun mu, bugün dokuzuncu gün,” diye hatırlatınca, kocası, “Ne demek istiyorsun?” diye karşılık verir.
Kadın, “Bugün dokuzuncu gün değil mi? Nasıl hatırlamazsın? Boşanmaya karar vermeden önce dokuz gün bekleyecektik, işte bugün dokuzuncu gün oldu”, der şaşkın bakışlarla.
Bunun üzerine gözlerini karısına çeviren adam, arkasına saklamış olduğu kağıdı çıkarır. Elinde tuttuğu kağıtta şunlar yazmaktadır: “Aptal olma. Hiç sensiz yapabilir miyim? Bu ayrılma fikrini de nereden çıkardın?”
Bu dua tekniği çok iyi sonuç vermiştir. Kadın; birincisi, sorununu Yaradana anlatmış, ikincisi, çözüm yollarını kafasında canlandırıp onları gerçekleştirmek istemiş, üçüncüsü ise Yaradanın verdiği güçle sorunun üstesinden gelmiştir.
Ben dua etmenin hem sevdiklerimize hem de Yaradana bir tür titreşimler göndermek olduğuna inanırım. Bütün evren bir titreşim içindedir. Masanın moleküllerinde titreşim vardır. Hava titreşimlerle doludur. İnsanlar arasındaki iletişim de bir tür titreşimdir. Siz bir insan için dua edince ruhsal dünyadaki gücü harekete geçirirsiniz. Dua ettiğiniz kimseye kendinizden bir sevgi, yardım, destek ve anlayış geçirirsiniz. Bu sırada evrendeki titreşimi, Yaradan sayesinde, harekete geçirirsiniz ve bu titreşim dua ettiğiniz insanın işlerini eninde sonunda –Allah’ın yardımı ile- olumlu yönde etkiler.
Örneğin ben, bir insan için dua ederken hep başımdan geçen şu olayı düşünürüm. Bir gün trenle bir yere gitmeye hazırlanıyordum. İstasyona gelince, kalabalığın içinde fakir, üstü başı yırtık bir çocuk gördüm ve içimdeki bir duygu bu çocukla bir daha karşılaşmayacağımı söyledi. O anda o çocuk adına dua etme isteği uyandı ve dua ettim. Çocuğun sıkıntılardan kurtulup hayatta hep mutlu yaşaması ve iyi durumlarla karşılaşması için dua ettim. Fakat çocuğu önceden hiç görmemiştim ve o da kendisi için dua ettiğimi bilmiyordu. Tren yavaş yavaş istasyondan ayrılıp gitmeye başladı. Kafamı pencereden dışarı çıkarınca, dua ettiğim çocuğun bana bakmakta olduğunu gördüm. Bana büyük bir mutlulukla gülümsedi. Duamın ona ulaştığını anladım ve kendisine el salladım, o da bana minnettar bir şekilde el sallayarak karşılık verdi. Ben o çocuğu bir daha görmedim, fakat dua yoluyla yaşamlarımız birbirine değmiş, birbirinden haberdar olmuştu. O gün bulutlu bir gündü, birdenbire güneş çıktı ve çocuğun yüzü aydınlandı, birden çocuğun kalbinde bir ışık yandığını ve bu parlak ışığın yüzüne vurduğunu düşündüm. Kalbim mutlulukla doldu. Şunu anladım ki, Yaradan, çocuk ve ben aynı çember içindeyiz. Benim Yaradan’a dua yoluyla gönderdiğim iyi dilekler, Yaradan’dan çocuğa, çocuktan da bana yansımıştı.