Sen’den, en kahredici günahlarımı bile bağışlayıp yok saymanı, yüzümün >karası suçlarımı örtmeni, kıyamet gününde affının ve gufranının >serinliğini üzerimden esirgememeni diliyorum.
İhtiyaçların Te’mini ve Belâların Def’i İçin Büyük Bir >Münacaat-1>
Niyazıma da Rahman ve Rahîm Rabbim’in ism-i celîliyle başlıyor ve O’nun >inayetine sığınıyorum.>İlâhî, işlediğim hatalar ve günahlar ruhuma zillet urbası giydirdiler. Bir >de Sen’den cüdâ düşünce kendimi bütün bütün meskenet libasının içinde >buldum ve hadd ü hesaba gelmez, kocaman kocaman kabahatlerim hep kalbimi >kararttılar.>Bahtına düştüm, ey biricik Matlûb’um, Maksûd’um, Mahbûb’um; ne olur, >tevbemi kabul, kalbimi de ihya buyur! Andolsun ki, günahlarımı >affedebilecek, yaralarımı sarıp tedavi edebilecek Sen’den başka hiçbir >kimse bilmiyorum.>İşte yüce dergahına geldim; boyun büküyor, huzurunda kemerbeste-i ubûdiyet >içinde elpençe divan duruyor, affına iltica ediyorum. Eğer beni kapından >uzaklaştırırsan, ben gidip hangi kapıya sığınabilirim?! Şayet huzurundan >kovacak olursan ben kimden sığınma talep edebilirim?!>Vah bana vah! Ne kadar utanılacak bir durumdayım. Yazıklar olsun bana, >günahlara ne kadar dalmış, Rabbimin istemediği yerlerde ne kadar da çok >dolaşmışım!>Ey en büyük günahları bile bağışlayan ve en büyük kusurları, eksikleri bile >sarıp sarmalayan Rabbağışlayıcılığının güzelliğinden mahrum etmemeni >diliyorum.>Ya Rabbî ve ya İlâhî! Günahlarımı rahmet bulutlarınla ört; ayıplarımın >üzerine de merhamet ve şefkat bulutlarını gönder!>İlâhî! Sahibinden kaçan bir köle döndüğü zaman sahibinden başka kime iltica >edebilir ve yine sahibinin gazabından onu başka kim koruyabilir?!>Rabbim! Günahlara tevbe etmenin karşılığı gönülde(n) duyulan nedametse >şayet, Sana yemin ederim, yapıp ettiklerimden bin kere, yüz bin kere >pişmanım. İstiğfarda bulunup Sen’den bağışlanma dile(n)mek hataların >defterden silinmesine bir yolsa şayet, ben yürekten istiğfarda bulunuyor, >bu nâçar kulunu da yarlığayacağını ümid ediyorum. Evet, ümidim budur ve >hoşnutluğunla gönlüme sürûr salacağın âna kadar da bu kapıyı asla >terketmeyeceğim.>Allah’ım! Kudretin hakkı için tevbemi kabul buyur.. Sen Hâlîm’sin, >affetmeyi seversin; beni de affet.. aczıma, zaafıma, çaresizliğime >nigehbânsın; halime merhamet et!>Allah’ım! Kullarına afv u mağfiret kapılarını açan Sen’sin. Onu tevbe diye >isimlendiren ve “Ey mü’min kullarım! Samimi bir tevbe ile Rabbiniz’e >teveccüh edin!” diye emir veren ve davette bulunan da yine Sen’sin. Sen >kapıları bu kadar açtıktan sonra, o kapıyı kullanıp dergahına iltica >etmeyen gafillerin daha hiçbir mazereti olamaz.>Rabbim! Günahın çok çirkin olduğu ve Senin lûtuflarını idrak etmiş kapı >kullarına, yaraşıp yakışmadığı muhakkak; fakat, affın, Sana çok yakıştığı >da apaçık bir hakikat.>Rabbim! İsyan vadilerine yuvarlanıp sonra da yaptığı âsîliklerden dolayı >tevbe kapısının tokmağına dokunan, sayılamayacak kadar hatasına, kusuruna >ve günahlarına rağmen Sen’in rahmet, şefkat ve merhamet esintilerini hırz-ı >cân ile bekleyen ve Sen’in, bütün bu recâ ve beklentilere lütf u keremle >mukabelede bulunduğun ilk kişi ben değilim.>Ey ızdırar içerisinde hafakanlar yaşayan muzdarr kullarının niyazlarına >icabet buyuran.. ey zararları kaldırıp telâfi eden.. ey iyilikleri >karşılıksız ve en büyük olan.. ey gizli gizli cereyan eden işlere de >nigehbân olan Yüceler Yücesi Allah’ım! Huzuruna sermayesiz geldim; nâçâr, >Senin cömertliğine ve keremine sığınıyor, rahmet denizlerinden ben de >hissedar olmak istiyorum. Dualarıma icabet buyur ve beni ümitlerimde, >dileklerimde haybet ve hüsrana uğratma.. tevbe ile teveccühümü karşılıksız >bırakma!>Ey merhametlilerin en merhametlisi Mevlâm! Bu bendene de lütf u ihsanla >muamelede bulunup hata ve günahlarını affet, ne olur!..