Ya Rabbî, imtihanın pek zorlu!..
Bir yandan açarken Hakikat’ın perdesini; diğer yandan, halkı takarak gâfillerin peşine; görünmez ediyorsun gene Kendi Hakikatini!.. Perdeciyle uğraşıp, perdenin ardındaki sırra ermekten gafil oluyorlar!..
Ya Rabbî…
Birbirimizle uğraşmakla ömrü heder edip, hakikatten gâfil olarak bu dünyadan ayrılmaktan bizi koru!… Bize, sevdiklerinde açığa çıkardığın fiil ve davranışları nasip et!..
Nimetlerinle beslenip, palazlandıktan sonra nankörlerden olmaktan arındır!..
Küfrün ve şükrün, kime ve niye olduğu, hakikatını idrak ettir!..
Hükmüne ve takdirine razı olarak yaşamayı ve bu imanla ölmeyi nasip et!.
Ya Rabbî…
Öğretmesen, bilmezdim!.. İdrâk ettirmesen, kavrayamazdım!.. Kolaylaştırmasan, hazmedemezdim!.
Ne yaptıysam, hüküm ve takdirin kadarıyla, “kul”luğumun sonucudur!..
“Hiç”im ve “Bâki”sin!..
“Takdir ettiğin kadarıyla açıkladım”; diyorsam da, irfan ehli bilir ki, açan Sen’sin!… Ve açışından sonra geçmişte olduğu gibi, bu defa da gene örteceksin!.. Bu arada nasip ettiklerin de paylarını alacak…
“Kul”un olduğumu fark ettirdin, yaşattın; ilmindeki sayı kadar şükretsem de gene şükr de aczimi itiraf ederim… Nankörlerden olmaktan sana sığınırım!..
“Kul”luk görevimin başarısının, senin hüküm ve takdirin ile oluşunun idrak ve huzur içinde ölümü tattır ve sâlih “kul”larına ilhak eyle!..
Yeryüzünde yaşayan, ardımda kalanlara da selâmet ihsan eyle; tezkiyeyi nasip et!.
Allahu ekber!… Bismillah!.