Nice sevmediGiniz seyler vardir ki, o sizin için hayirli olabilir. Ve nice
sevdiGiniz seyler de vardir ki, sizin için serli olabilir" (Bakara, 2/216)
ayeti, kisinin, kendisine isabet eden seylerin zahiri yönüne bakip
aldanmamasi konusunda çok önemli bir ölçüdür.
Haddizatinda insan, ma'ruz kaldiGi seyin sok etkisinde kalip, yanlis
yorumlamalara girebilir. Mü'min bu ölçüyü daima hatirda tutup, aceleden
yapilmis bir anlik hislerin sebep olduGu hareketlerle kadere tas
atmamalidir.
Evet, kadere tas atan, sadece kendi basini yarar. Efendimiz (sas): "Sabir,
belanin ilk tosladiGi andadir" buyurur. Demek ki, önemli olan musibetin
isabet ettiGi anda sabirli olabilmektir. Mesela; annemizin vefat haberini
duymak, ilk anda bizde sok etkisi yapacaktir.
iste böyle bir anda hiç birsey düsünmeden: "innâ lillahi ve innâ ileyhi
râciûn=biz O'ndaniz ve yine O'na döneceGiz" deyip izdirabini baGrina gömmek
gerçek sabirdir.
DeGilse meseleyi aklî, mantikî planda çözüp; "ölüm herkes için geçerli, bu
yasta ölmeseydi ileride yine ölecekti. Öbür tarafta nasil olsa beraber
olacaGiz.." deyip, kalbde bir rahatlama ve insirah hasil olduktan sonra
sabretmenin kiymeti ona göredir...
Bu durum, sabrin diGer çesitleri için de geçerlidir. Allah Rasulü (sas):
"Mü'min'in her durumu süpriz ve sasirticidir! Zira her isi onun için bir
hayirdir.
Bu durum sadece mü'mine hastir, baskasina deGil: Ona memnun olacaGi bir sey
gelse sükreder, bu onun için hayirlidir. Bir zarar gelse sabreder, bu onun
için hayirlidir" buyurur ki, burada insana sevap kazandiracak seyin
teslimiyet olduGunu vurgulamak istemistir.
Biz, inancimiz gereGi her seye sabrederiz. Ve arkasindan bir hayir zuhur
ettiGinde de: " ihtimal Cenab-i Hakk, bu hayrin doGmasina bizim sabrimizi
vesile yapmistir.." deriz. Bu, ayni zamanda bir sabir kahramani olmanin da
emaresidir.(alinti)