(Uhud gazâsı) -29- O'NDAN GELENE RÂZIYIM
Peygamber Efendimiz ve şânlı mücâhidler,
Şehîd olan eshâbı, önce tesbît ettiler.
Ve "hazreti Hamza"nın hâlini görür görmez,
Ağladı Resûl ile, eshâbdan hemen herkes.
Zîra kesmişler idi burnunu, kulağını,
Bununla da kalmayıp, yarmışlardı karnını.
Resûlullah ve eshâb, bu üzüntüde iken,
Bir "Kadın"ı gördüler, telâş içinde gelen.
"Safiyye Hâtun" idi, o gelen üstün kadın,
Halası oluyordu hem de Resûlullahın.
Peygamber-i zîşânın şehâdetini, o da,
Medînede işitip, koşturmuştu "Uhud"a.
Kızkardeşi olurdu, hem "hazreti Hamza"nın,
Ayrıca, annesiydi "Zübeyr ibni Avvâm"ın
İşitip o Serverin şehîd edildiğini,
Koşa koşa, "Uhud"a attı hemen kendini.
Resûlullah, halası "Safiyye"yi görünce,
"Zübeyr ibni Avvâm"a buyurdu ki hemence:
(Anneni geri çevir, görmesin şehîdleri,
Kardeşini görürse, dayanamâz yüreği.)
Resûlün bu emrini teblîğ etmek üzere,
Koştu hazreti Zübeyr, annesi "Safiyye"ye.
O ise, heyecânla sordu ki ona hemen:
(Ey oğlum, bana önce haber ver Peygamberden.)
Dedi ki: (Anneciğim, şükür elhamdülillah,
Sağ ve selâmettedir şu anda Resûlullah.)
Ferahladı ise de alınca bu haberi,
Yine görmek istedi, gözüyle Peygamberi.
"Hazreti Alî" dahî, gelmişti yanlarına,
Gösterdi o Serveri bu mübârek hâtuna.
"Safiyye", sağ ve sâlim görünce Peygamberi,
Sevinip ferahladı, kalmadı bir kederi.
Daha sonra, kardeşi "Hamza"yı etti merak,
Onu görmek istedi, şehîdlere bakarak.
Lâkin "hazreti Zübeyr", durdurdu annesini,
Dedi: (Resûlullahın bakmana yoktur izni.)
Safiyye hâtun ise, dedi ki: (Ey evlâdım,
Hamza'nın ahvâlinden ben dahî haberdârım.
Bu hâle, Allah için uğradı elbbet o da.
Daha beterlerine râzıyız biz bu yolda.
Allahü teâlâdan ne gelirse, râzıyız,
Ne ki Ondan geliyor, sabredip katlanırız.)
O böyle söyleyince, gitti hazreti Zübeyr,
Annesinin sözünü, Resûle verdi haber.
Resûlullah, duyunca onun bu haberini,
Buyurdu: (Öyle ise, görsün birâderini.)
Safiyye hazretleri, alınca buna izin,
Cesedinin başına geldi azîz şehîdin.
Baş ucunda oturup, sessiz sessiz ağladı,
Takdîre râzı olup, sabıra bel bağladı.
Bir hırka getirmişti, dedi: (Bunu alınız,
Birâderim Hamza'yı, bu hırkaya sarınız.)
Hazreti Safiyye'den aldılar o hırkayı,
Onunla defnettiler "Seyyid-üş-şühedâ"yı.