Allah'ın İsimlerinden: Ğaffar
"Haber ver kullarıma şüphesiz ben, ben bağışlayanım, esirgeyenim." (Hicr, 49)
Allah(c.c.); Gaffar'dır, Gafir'dir, Gafur'dur. Gafir, Gaffar ve Gafur isimleri, ga-fe-re kökünden türemektedir. El Gaffar, lügatta; örtmek, gizlemek anlamına gelir. Yani Cenab-ı Hak; günahları örten, günahları bağışlayan, kulunun tevbesini mağfiretle karşılayan, güzelliklerini ortaya çıkaran ve çirkinliklerini örtendir.
Zira Allah(c.c.), kulunun tevbesine mağfiretle mukabele etmeyi seven ve kulunun gizli hallerini açığa vurmayan, ayıplarını gizleyen, hatalarını affedendir. Gaffar olan Allah(c.c.), kulunun günahlardan arınmasını ister ve kendisine bir adım dahi olsa yönelişinden hoşnut olur, mağfiret ve rahmet yollarını açar.
"Muhakkak ben, tevbe eden, iman eden, salih amel işleyen ve hidayet üzere olan için Gaffar'ım." (Taha, 82)
Gafur ismi, anlam olarak Allah(c.c.)'ın "Afuv" isminin anlamına yakındır. Afuv, günahın silinmesini; Gafur ise, silinen günahın yerine nuru yerleştirmek ve kulun kusurlarını örtmek anlamını taşımaktadır. Bundan dolayıdır ki Kur'an-ı Kerim'de birçok yerde birlikte zikredilmiştir.
"Hiç şüphe yok ki Allah Afuv'dur (affedicidir) Gafur'dur (bağışlayıcıdır)." (Hac, 60)
Kul, bilerek veya bilmeyerek hata eder, yanılır ve yanlışlıklar yapar dolayısıyla birçok defa günah işler. İnsan, sadece içinde bulunduğu andan itibaren ömür hesabını biraz yapar, geçmişini gözden geçirir ve tefekkür ederse, birçok defa Rabbi'nin emirlerine aykırı davrandığını ve günah işlemiş olduğunu görür ve anlar. Fakat bağışlanmak isteyen kul, Yüce Rabb'in önünde kusurunu itiraf eder Rabb'in rahmetine sığınır ve istiğfar ederse, elbette ki Rabb'ini çokça bağışlayan ve esirgeyen olarak bulur ve Yüce Rabb'in affına mazhar olur. Hatalardan ve her türlü eksiklikten uzak ve beri olan, Allah(c.c.)'tır. İnsan ise doğası gereği hata yapma eğilimi içindedir. Bu durumdan kaynaklı, kullarını en iyi tanıyan Allah(c.c.), kullarının yaptıkları günahları bağışlamayı üzerine almış ve günahkâr kulun kendisine yönelmesi, af ve mağfiret talebinde bulunması için birçok vesileler yaratmış, yine kendi kitabında da esirgeyen, bağışlayan olduğunu birçok yerde belirtmiştir. Sonsuz güç ve merhamet sahibi olan Rabb'in karşısında kulun yapması gereken ise; Rabb'inin kendisi için açık bıraktığı bütün kapılardan girmeye çalışması, çokça tevbe ve istiğfar etmesi ve güçsüz olduğu, iradesinin zayıf kaldığı anlarda Rabb'inden yardım istemesidir.
Ebu Hureyre, Resulullah(s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu rivayet eder:
"Bir kul günah işlediğinde, ya Rabbi bir günah işledim beni bağışla" derse Rabbi: "Demek kulum günahları bağışlayan ve cezalandırmayan bir Rabbi olduğunu bildi, o halde kulumu bağışladım" der. Sonra Allah'ın dilediği kadar bir süre geçer. Kul yine bir günah işler ve "Rabbim bir günah daha işledim, beni bağışla" der. Rabbi yine "demek kulum günahları bağışlayan ve cezalandırmayan bir Rabbi olduğunu bildi. O halde kulumu bağışladım" der. Sonra tekrar Allah'ın dilediği bir süre geçer. Kul yine bir günah işler ve "Rabbim bir günah daha işledim, beni bağışla" der. Rabbi üç defa: "demek kulum günahları bağışlayan ve cezalandırmayan bir Rabbi olduğunu bildi. O halde kulumu bağışladım" der." (Buhari-Müslim)
Allah(c.c.)'ın mutlak mağfiret sahibi olduğunu her mü'min kul bilmeli ve Allah(c.c.)'ın bağışlamasının günahta ısrar etmeyen, günah işledikten hemen sonra tevbe eden kulları için söz konusu olduğunun bilincinde olmalı, buna göre hareket etmelidir.
"Eğer vazgeçerlerse geçmişte (yaptıkları) şeyler bağışlanacaktır." (Enfal, 38)