Sevgili Kardesim AYSE1............
Sevgi, sahip olmak değil; paylaşmaktır!... diyislerin yazilarin, Bana sunu dedirtiyor ...
"Dostunun haliyle halleneceğine göre, bâri dostun akıllı biri olsun." senin aklini ve yüregini pek bi seviyorum...baskaligini sadeligini pek bir seviyorum...Rabbimde seni seviyor bunu biliyorum..Bizleri o güzel yazilarindan mahrum birakma ..ara ara siteden uzaklasiyorum bazen baskalasiyor !!!!! bir iki melek ve onlarca gercek dost buldum burda ayni yöne bakan ayni rotada onlari duasiz birakmamak icin gene geliyorum....ve elbette duasisz kalmamak icin .....biride sensin ...yazilarinin takipcisiyim....Bunlarda senin icin sevdigim bir kitaptan alinti paylasiym istedim..21 Ayetel Kürsi okuyacagim öglen senin icin ve ailen icin..Rabbim yar ve yardimcin olsun...bizi yazilaraindan mahrum birakma Aysecik!!!!!
"Ölüm, uykunun kardeşidir" deniyor... Uykudayken, kiminle yaşıyorsun?..
İmtihan salonuna, çevrendekilerle oyalanmak için girmedin!..
Dünyada zevk ve keder, geceyle gündüz gibidir!... Hiçbiri sürekli değildir.
Bugüne kadar tanıdıklarının, kaçı bugün yanında?.. Yarın, bugünkülerin kaçı yanında olacak?..
Geçmiş, nasıl bugün hayâl ise; bugün de, yarın öylece hayâl olacak. Öyle ise hayâl uğruna sonsuz mutluluğu fedâ etme!..
Neticesiyle karşılaşacağına kesin inan, ve dilediğini yap!..
Kadrini bilirsen şükretmiş; değerini inkâr edersen, küfretmiş olursun!..
Senin için gelenin işareti, senin her halinden razı olmasıdır..
Ya, sana gelirler; ya da, sendekine!.. Dostun, seni dileyendir!
Anlık olaylara bakıp da asla hüküm vermeyiniz.
Güçlü kişi, inandığı yolda, etrafa rağmen, yürüyebilendir!.
Çok kişiyi, sevmeye çalışmak muhaldir; çok suretli "TEK"i sevmek ise en büyük zevk!
Ey ismi "AŞK" olan, seni sevmemek, ancak, senin hükmünle mümkün olabilir...
Şerri en az olan duygu, sevgidir!..
Aşk, ancak, kendisine seçtiği kuluna olan hibesidir..
Aşkın mecâzı, kişiyi sahip olduğu her şeyden kopartırsa.... Ya hakîkisi?
Samimiyet, edep sınırlarını aştığında, lâubalilik olur.
Düşündüğünün ve hissettiğinin zıddı davranışların, riyâkârlık adını alır.
İnsanlar, menfaati için yaşar.. Menfaat duygularını aşanlar, melekiyetle vasıflanır!..
Çevrendekilerin içyüzünü sana gösteren, dostluktan başka birşey göstermemiştir.
İlimle büyüyebilirsin, marifete erebilirsin; ancak, varlıkların hakkını veremiyorsan, kemâlattan çok uzaksın!..
Paşa olmuş ve babasını ayağına çağırıp, "bak adam oldum işte", demiş... Olmuş mu...?
Hayâl edersin, ümitlenirsin; sükûtu hayâle de hazır mısın?..
Yüzüne dedikleri değil, ardından konuştukları önemlidir.
Seni sevdiklerini söyliyenler, yolunda mı yürüyorlar, yollarında mı?
Her şeyi gör, duy, bil; ancak, hepsini, olduğu gibi kabul etmesini de öğren!..
Kimseden, varoluş gayesinin ötesini bekleme!.. Aksi takdirde çok üzülürsün!..
İsâ, kendini satacak olanı, son lokmaya kadar yanından uzaklaştırmadı... Niye?... Senaryoyu "OKU"muştu da!..
Teslimiyet havasın; benliğini "Ben"likte yok etmek ise haslar hasının amelidir..
Neticeyi merak etme, ameline bak!.. Herkes, ettiğini buldu!..
Yaşamının başında değil, sonunda kimlerle berabersin?
O hıza eriş ki, yaşam enstantanelerden ibaret olsun!.. Nerede bir önceki kare ve içindekiler?..
Bilincin hızını duydun mu hiç...?
Bilincin boyutlarında sıçramalar yapamıyorsan, safralarını at!..
Dün var olan, bugün yok!.. Bugünkü de belki yarın olmayacak!.. Daha ne kadar, yarın seninle olmayacak şeyler peşinde koşarak ömrünü harcayacaksın?..
O şeyi elde et ki, ebeden seninle olsun!..
Bilincin aynası ne?.. Ölçüsü ne?.. Hâldaşı kim?..
Aşk, bir ateş-i sûzandır ki, sonu hiçliktir.
Bilmek, asla arınmak için yeterli değildir..
Senin, Allah'ı anman, ibâdetindir... Zatiyyûnun ise unutmuşluğu, ibâdetidir!?...
Hitabı, kalemden değil, sahibinden almaya çalış! .
Azabdan kurtulup, ebedi saâdete ermek istiyorsan, verilenleri değerlendir..
Seni, "BEN"i bilmez, seni!..
Yaşam, üzülerek israf edilmiyecek kadar değerli sermayedir.
Sonsuz geleceğin hayâlleri içinde anını değerlendirmeyi terkedenler, pahasını geleceği yitirmekle öderler.
Unutma ki, gelecek, şu anda bastığın basamaklarla ulaşacağın yerdir.
Yaşam, ders almak içindir; üzülmek için değil.
Yaşam üzülmek suretiyle israf edilmemesi gereken, son derece değerli ve değerlendirilmesi zorunlu bir şeydir.
Hiçlik denizinden gelen ilim dalgaları, her an "Hiç"e dönerken, dalgaların "vücudundan" nasıl sözedebilir?
Önceki an, bu anda yok ise, bu an da sonrakinde olamayacaktır!.. Değer mi "yok"a üzülüp, anını yitirmeye.?
"Gayr"ın varlığını, "var" sandıran; sana, "beni" ben gösteren; istemiş ki böyle sürsün bu düzen!..
Şuûrunu arındır, algılamayı bırak; bak bakalım, kim kalacak?..
"OKU"masını bilmiyorsan, bileni ara!.. Ümmî, "OKU"yamıyandır!..
İlmi değerlendiremiyen, yer, içer, geçer - gider!..
Resûl, önce "allah"ı tanıdı; sonra, tanıttı!...
"Allah"ı tanımayanın ilmi, dedikodudur! .
"...miş, ...mış", masaldır!.. Şehâdetin kadar konuş!..
Zât, esmâsıyla tanınır! Allah ehlini tanıyamıyorsan, Allah'ı nasıl tanıyabilirsin?
Köre, pınarın yolu sorulmaz!.. Soranın yolu çöle varır, çölde dolaşır!..
Zâhir ve Bâtın aynı "TEK"tir!.. Bâtını bilmeyen, zâhirin de câhilidir!..
Yetiştiricinin irfanını anlamak istiyorsan, seni neye yönlendirdiğine bak... Her şeyin rücû edeceği "TEK"e mi; fiiller fâsit dairesine mi?
Allah Resûlü iken, kimsenin arkasından konuşmamış ve hor hakîr görmemiş ise; sen, nasıl olur da başkalarını suçlar, arkalarından gıybet edersin?..
"elif"i bilmeyen; "nokta"dan ne anlar?..
Örtü, perde, şuûrundadır!.. Dışında var sandığın, perdeleri kaldırma çabasıyla ömrünü boşa geçirme!..
Mum çevresini aydınlatır, ama kendisini tüketir!..
Alim, güneş de olsa tükenmeye mahkûmdur... Arifi Billah ol "NUR"dur ki, ismi var dır, tükenecek varlığı ise "yok"!..
Ne zamana dek taklit ve nakille devam edeceksin?... Ne zaman özünden kaynayan pınarı akıtacaksın?.
Gazalî'nin de çevresinde onbinler vardı; ama, "rızasından" kurtulup, "zâtI" talebedebildi... Mevlâna Celâleddin, altmışikisinde Şems'i buldu da "Allah"a erdi!. Hâlâ mı...?
Ameli, rızayı geç de, "zâtI" tanı!..
Kendine seçtiklerinden misin; hizmetiyle şereflendirdiklerinden misin ?..
Hitabın geldiği yeri göremiyorsan, kulluğun mübarek olsun!..
"Gayrı"nın yokluğundan sözetmeyi bırak da; "gayrı" kavramından geç!
Şirk, şirki görmededir!..
"Benlik", "ben"ini, var sanmaktadır!..
"Benliğine" yakışan Kibriyâdır!.. "Ben"in ise kibrin!..
Nefsine bağladığın fiillerin, özünde kulluktur; hükümde, şirk!.. "NEFS"e bağladığın fiiller, özünde kulluktur; hükümde, hikmet !..
Hâlâ gördüğünü tanıyamıyorsan... Ya kime ibâdet ediyorsun?..
"Her şey olup bitmiş; mürekkeb kurumuş, kalem kırılmış" dediği hâlde; neyin değişeceğini sanıyorsun?..
Kimi kavga etmede, kimi seyir!.
"Sınırsız" kavramını idrâk edende, "kişilik" kavramı kalmaz!..
Sınırsızlık tüm boyuttadır... Beden, ruh, bilinç!..
Sınırsızlık, bilincinde, varsandığın "ben"liğinle sınırlanmaktadır!
Sınırsızlığınla yaşamak, "hiç" olmakla mümkündür!..
Sınırsızlığı kavrayamadıysan, "İlâh"ından kurtulup, "Allah"a imân etmiş olamazsın.
Göresel olan, gerçek değildir... Gerçek, göresellik kabûl etmez..
Gözden öze değil; Özden göze bakmak, gerek!..
"ÖZ"de mi "BİR"iz; "göz"de mi "BİR"iz..?
Sükûn ve ebedî huzur, "ÖZ"ün Gözün olduğunda başlar!..
Özünü bilmeyen, gözünün gam ve kasâvetini yaşar.
Gördüğünü tanıyamıyan, gözüyle yaşayandır!..
Beni tanımak istiyorsan, Özüne sor; bildim, bensin sen, diyecektir!.
"Sen"im ben!... Sen, diye bakma bana.
Resim, isimde gezdirir!.. ilim, Özünde buldurur!..
İlmin başı "Allah" bilmektir; sonu "Allah" demektir, ki diyen kendi olur!.
Özde biriz!..
Özden mi Dost, gözden mi dost?.
Özden Dost, özünü bildiren, bulduran, yaşatandır!..