40 HADİS
17
Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.
Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.
40 HADİS
17
Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.
Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.
=COCUKLARA OLAN MERHAMETi=
Peygamber Efendimiz çocuklara ilgisiz kalmamış, onlar ağladığında susturmaya çalışmış, onlarla oyunlar oynamış, bazen devesine bindirmiş, bazen omzuna almış, içlerinde mahzun ve yetimleri sevindirmiş, onların başını okşamış, rastladıklarında onlara selam vermiş, hal ve hatırlarını sormuş, onlarla şakalaşmış, onlara isim takmış, hastalandıklarında ziyaretlerine gitmiş ve onlara en güzel numune ve şefkatli bir baba olmuştur.
Rasulullâh'ın çocuklarla münasebetlerinin temelinde, belki de onların geleceğin mimarı oluşlarının mühim bir rolü vardır. Bu yakınlık ve bir hayat boyu birlikte taşınacak hatıralar onların gönül dünyalarına aksetmiş güzeller güzeli bir insanı canlandıracaktır.
Bu konuyla ilgili hadis mecmualarında pek çok misal vardır. Biz burada onun bu müşfik dünyasından birkaç misalle iktifa etmek istiyoruz:
Çocukluğundan itibaren Peygamber Efendimizin yanında 10 yıl kalan Enes -radıyallahu anh-, Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizi şöyle tarif eder:
"-Ailesine karşı Hazret-i Peygamber'den daha müşfik olan hiç kimseyi görmedim. Oğlu İbrahim'in, Medine'nin biraz kenarında oturan süt annesi vardı. Süt annenin kocası demirciydi. Bizimle birlikte oraya gider, demircinin dumanıyla dolmuş eve girer, çocuğunu kucaklar, öper, koklar, bir müddet yanında kaldıktan sonra tekrar Medine'ye dönerdi." (Buhari, Müslim)
Hazret-i Peygamber, herkesi çocukları öpmeye teşvik eder: "Çocuklarınızı çok öpün. Zira her öpücük için Cennet'te size bir derece verilir. Melekler öpücüklerinizi sayarlar ve sizin için yazarlar." buyurmuşlardır. (Müsned-i Zeyd b. Ali)
Torunları Hazret-i Hasan ve Hüseyin'i kucağına almış öperken, Akra b. Habis bunu yadırgamış ve "Benim on çocuğum var, hiçbirini öpmedim." demiştir. Bunun üzerine iki cihan güneşi Efendimiz:
"-Şefkatli olmayana merhamet edilmez." (Buhari, Tirmizi, Ebu Davud) Başka bir rivayette de "Allah c.c kalplerinizden merhameti çıkardı ise ben ne yapabilirim?" (İbn-i Mace) buyurmuşlardır.
Dediler bana -Bu dünya O var diye yaratıldı-
Geldim dünyaya, açtım gözlerimi, aradı bu gözler seni
Ama sen yoktun...
Haber göndermişsin
-Kardeşlerime selam olsun- demişsin...
Seni göremeyen kardeşlerine selam
Senden gelen selama can kurban Ya Resûlallah.
Sen ki eşsiz tebessümüyle kalpleri anahtarsız açan,
Sen ki dört mevsim açan gül,
Sen ki bir yavrucağın kuşu ölmüş diye taziyeye giden ince gönül,
Sen ki harbe en önde giden korkusuz cengaver.
Çocukların bile fikrini soran büyük düşünür,
İsmi Allah la yazılacak kadar şereflisin.
Bir hayvan ölüsünden herkes uzaklaşırken
Onun güzel dişlerini görecek göz vardı sende...
Selam vermeyi çok sevmene rağmen
Tembellik yapana bunu layık görmeyecek kadar çalışkandın sen.
Çocuklarla oyun oynayan alçak gönüllü sevgi güneşi,
İki kurbanlığın oğlu olarak asildin sen.
Can düşmanlarının malını emanet ettiği,
Sözüne güvendiği emindin sen
Hz. Yusuf tan güzel, tüm insanlar içinde özeldin sen
İnci dişlerinin arasından çıkanlarla kimsenin incinmediği yürektin sen.
Sen yürüyünce dağlar erirdi, mahlûkat selam verirdi sana,
İftira atanlar üzünce seni melekler öperdi yanaklarından
Münkirler ağlatınca Amine yoktu ki kucaklasın seni?
Abdullah görmedi nasıl cezalandırsın kafirleri?
Ama Rabbin vardı, alemleri senin için yaratan Rabbin...
Miraca çıkardı seni, sevgiliyi görmek herşeye değerdi.
Bahiranın bahçesindeki kuruyu yeşerten sevgili !
Gel ey nebi.
Gönlümün bozkırları seni bekler.
Seni sevmek her ruhun yiyeceği, içeceği,
İlahi aşkın gıdası seni sevmekten geçer.
Benim sevgim nedir ki?
Ayçiçeğinin güneşe olan sevgisi...
Önemli olan güneşin, ayçiçeğine ışık göndermesi.
Sana öylesine muhtacım ki...
Ölesine muhtaç...
Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde bildirilen çok sayıda ahir zaman ve kıyamet alametlerinden şunları sayabiliriz:
"Kıyametin hemen yakınında anarşi ve kargaşa günleri vardır.”237
"Dünya hercü merc içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazılarına hücum ettiğinde…”238
"Allah apaçık inkar edilir hale gelmedikçe kıyamet kopmaz.”239
"Büyük şehirler dün sanki yokmuş gibi helak olur.”240
"Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak.”241
"Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla yetindiklerinde… kıyamet yaklaşmış olacaktır."242
"Cinayetler artmadıkça… kıyamet kopmaz."244
Gül , Bülbül ve Lale...
Ask oyle bir tecelli eder ki ; Bazen gul bulbule , bazen de bulbul Gul'e dert yanar. Hem oyle bir dert yanar ki ; vuslatin umudunda Gul'un bulbule nazaran nakis , bulbulun de gule nazaran nakis kalmasi cihetinderdir.Hayat bazen oyle bir tecelli eder ki ; gunes Gul'un uzerine aksettigi vakit , Gul'de istenmeyen haller tecelli eder ve Gul bulbulun rahatsiz olmamasi icin kendi varligini sadece bir vakit setr eder.. Bulbulu uzmek istemez.. ve Gul kendine geldigi an , ozundeki bulbulu ile en sevdik Bulbule zahir olur.. Iste o an bulbul Gul'un yanina gelir de ; ''Ey cangulum , sen kokulu yarim , varligim , yoklugum , en sevdigim.. senin yoklugunda laleye meyl ettim , onunla bir unsiyet , yakinlik peydah ettim , onu sevdim, ona zayif kaldim , o lale senin yoklugunda bana ilac oldu , beni yonlendirdi ve kendime geldim derse'' , O GUL boynunu bukup solmaz mi ? hem nasil solar..
Ey can bulbulum , ey senyarim , esasinda gul bilir ki ; lale butun variyetini , guzelligini , rengini ve kokusunu gulden (kendinden) almistir.
Ve Lale esasinda gulun yoklugunda bulbule gulden haber vermektedir. Ama bulbul bu halden bihaber kaldi ise , Gul'un karisina gecerek ; ben lale ile hasbihal ederken aslinda hep sen vardin kalbimde.. hep seni ona anlatir ve hep laleden seni dinlerdim DEMEDI ise ve Gul'e laleyi ovdu ise bulbul O gul'un hali nice olur ?
Eğer Çekemezsen Gülün Nazını
Ne Dikene Dokun Ne Gülü İncit,
Sahrada mecnun değilsen,
Ne Leyla'yı çağır, ne çölü incit...
Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi li ma sebeka nasırıl hakkı bil hakkı vel hadi ila sıratıkel müstakıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve ashabihi hakka kadrihi ve mikdarihil aziym
400 salavat bırakıyorum Allah razı olsun turkan kardeşim vesile olduğun için.
Türkan kardeşim,
40 hadisi her güne 1 veya 2 hadis olacak şekilde ayrı mesajlar halinde yayınlasan,
diğer çalışmaları da ayrı ayrı mesajlar olarak yayınlasan acaba nasıl olur,
güzel bir çalışma yapıyorsun, dikkatlerden kaçmaması için bu önerim, ne dersin...
selam ve dua ile...
Cihan Abi, önerini elbette dikkate alırım
40 Hadis' i her gün ayrı ayrı mesaj olarak mı yazayım yoksa 40 Hadis olarak bir topic mi açayım?
Diğer yazıları da ayrı ayrı açarım buda tamamdır.
Bu şekilde olunca okunmayabilir, gözden kaçabilir haklısın,
Selam ve dua ile
TEŞEKKÜR EDERİM KARDEŞİM...
BENİM ÖNERİM :
40 HADİS-1
40 HADİS-2
40 HADİS-3
ŞEKLİNDE HERGÜN AYRI AYRI MESAJ AÇMAKTIR BAŞTAN BAŞLAYARAK,
BÖYLECE DEDİĞİM GİBİ DAHA ANLAŞILIR OLUR DİYE ÜMİT EDİYORUM
SELAM VE DUA İLE...
Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi li ma sebeka nasırıl hakkı bil hakkı vel hadi ila sıratıkel müstakıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve ashabihi hakka kadrihi ve mikdarihil aziym
Resûlullah Efendimiz'in (s.a.v.) Hâne-i Saâdet'inden çıkarken okuduğu duâsı şöyledir:
"Bismillâh. Tevekkeltü alellah. Allahümme innî eûzü en udille ev udalle. Ev ezille, ev üzelle. Ev ezlime, ev uzleme. Ev echele, ev yüchele aleyye."
"Allah'ın ism-i şerifini zikrederek evimden çıkıyorum. Bütün işlerimde Allah'a tevekkül ediyorum. Allah'ım, doğru yoldan sapmaktan, başkalarını saptırmaktan; hataya düşmekten, başkalarını da düşürmekten; haksızlık etmekten, haksızlığa uğramaktan; hürmetsizlik ve cahillik etmekten, yahut bunlara maruz kalmaktan sana sığınırım."
Yâ Rasûlallah, eğer Sen, gelmeseydin âleme,
Güller açmaz, bülbül ötmez, mechûl esmâ Âdem’e
Varlığın mânâsı kalmaz, garkolurda mâteme
Bahiranın bahçesindeki kuruyu yeşerten sevgili !
Gel ey nebi.
Gönlümün bozkırları seni bekler.
Seni sevmek her ruhun yiyeceği, içeceği,
İlahi aşkın gıdası seni sevmekten geçer.
Benim sevgim nedir ki?
Ayçiçeğinin güneşe olan sevgisi...
Önemli olan güneşin, ayçiçeğine ışık göndermesi.
Sana öylesine muhtacım ki...
Ölesine muhtaç...
Bahiranın bahçesindeki kuruyu yeşerten sevgili !
Gel ey nebi.
Gönlümün bozkırları seni bekler.
Seni sevmek her ruhun yiyeceği, içeceği,
İlahi aşkın gıdası seni sevmekten geçer.
Benim sevgim nedir ki?
Ayçiçeğinin güneşe olan sevgisi...
Önemli olan güneşin, ayçiçeğine ışık göndermesi.
Sana öylesine muhtacım ki...
Ölesine muhtaç...
Dua ibadetin özüdür(Tirmizi) Peygamberimizin gerek hadislerin, gerek sünnetlerine baktığımızda duanın onun hayatında büyük bir önemi olduğunu görmekteyiz. Hatta tarihe destan olan savaşlarda elde ettiği zaferleri duayla kazanmıştır. Bedir bunun en açık örneğidir. Yine duayı hiçbir zaman dilinden düşürmeyip; ümmetine, ashabına, zevcelerine, çocuklarına ve hata bazen düşmanlarının ıslahı için bile dua da bulunmuştur. Peygamberimiz her konuda bize örnek olduğu gibi, bu konuda da örnek bir davranış sergilemiştir. Zira Allahın değer verdiğine oda değer vermiş ve ümmetinin de böyle olmasını istemiştir. Allah katında duadan daha değerli hiçbir şey yoktur.(Tirmizi) diye buyurarak duanın Allah için önemini bizlere anlatmaya çalışmıştır.
Bu ne büyük ihsan!
Mesaj gönderebilmek için giriş yapmalısınız.