• Ey dünyaya yeniden can veren güzel, gel, gel de, dünya islerini çok iyi bilen ve kendini tamamıyla dünyaya veren
aklı avare kıl, onu içten, güçten et!
• Ben, bir ok gibiyim, atmadıkça uçmam. Gel de yayını kur, beni bir daha at!
• Herkesten sakladıgım ayıplarım, günahlarım, senin askın yüzünden yine meydana çıktı. Damdan, yani ötelerden,
gökyüzünden baska bir kurtulus merdiveni gönder de, onunla günahlarla gizlenmis su yeryüzünden kurtulayım.
Yukarılara çıkayım, arınayım.
• Bana; "Dam, yani öteler hangi taraftadır?" diye soruyorlar. Öteler, canların bulundugu tarafta, canı getirdikleri
yerdedir.
• Öteler, bedenimiz her gece uykuya dalınca, rühların gittigi taraftadır. Sabah olunca, yine o taraftan gelir.
Bedenimize girerek bizi uyandırırlar.
• Bahar mevsimi bile, zamanı gelince yeryüzüne ötelerden kalkar gelir Sabah da günesle beraber ötelerden
gökyüzüne ısık gönderir.
• Sen, zaman zaman bir seyler ararsın, kurtulus yolları düsünüyorsun, onu içinde hissedersin fakat bulamazsın,
ondan bir nisan, bir iz bulamazsın Çünkü o, nisansızdır, izsizdir. Iste senin gönlüne bu duygular da hep ötelerden
gelmektedir.
" Molla Camî hazretlerinin Türkçe'ye manzum olarak tercüme edilen su kıt'ası, anlasılması anlatılması zor olan bu
beyti açıklamaktadır:
"Ben bilmez idim gizli ayan hep sen imissin,
Canlarda ve tenlerde nihayet hep sen imissin, .
Alemde nisan isteridim ben sana senden,
Gördüm ki bu alemde nisan hep sen imissin."
• Zavallısın, bos yere neyi arıyorsun? Sanki sen esege binmissin de, sundan bundan; "Esek nerede?" diye
soruyorsun.