Peygamber Efendimizin sahabesinden Alkame adında, aslında sadakası bol, hayır ve hasenatı çok, namazına düşkün, iyi bir kimse ağır bir hastalığa tutulmuş, koma halinde yatıyormus. Durumun ağır olduğunu gören Hz. Ali yanında kelimeyi sahadet getirmeye başlamıs. Ancak hastanın dili tutulduğundan hiçbir şey söyleyemiyormus. Hemen Peygamber Efendimize haber vermişler.”Alkame’nın annesi, babası sağ mı ?” diye sormus. Evet anası yaşıyor diye cevaplayıp yaşlı kadını Peygamber Efendimize getirmişler. Sevgili Peygamberimiz sormuş” Oğluna bir kırgınlığın varmidir?” diye. “Evet ya Resullallah oğlum benim kalbimi kırmıştır, bu nedenle ona dargınlığım vardır” diye cevaplamıs. . Peygamberimiz:’Anladım , Alkame’ye annesi dargın olduğundan kelimeyi sehadet getiremiyor, korkarım ki imansız gidebilir. Hadi hemen çalı çırpı toplayıp getirin. Ateş yakıp Alkeme’yi ateşe atacağız” deyince Kadıncağız ağlamaya ve feryada başlamış” Bunun üzerine sevgili Peygamberimiz:
“Allah’in azabı çok şiddetli ve devamlıdır. Dünya ateşine hiç benzemez. Sen eğer evladının ateşe atılmasını istemiyorsan Alkame’den hoşnut ve razı olmalısın . Ve analık hakkını da ona helal etmelisin , ta ki evladın , ciğerparen cehennem ateşinde yanmasın” demis. Annenin merhametinin kudretine bakın ki kadıncağız derhal ellerini semaya çevirerek” Ya Resullallah , Allah’i seni ve bu etrafımızdaki mübarek sahabey’i kıramı şahit tutarım ki ben oğlumdan razı öldüm. Ona olan bütün analık haklarımı helal ettim, helal ettim, helal ettim. Ahirette de oğlumdan şikayetçi olmayacağım” demis. Bunun üzerine Peygamberiniz Bilal ‘i hastanın yanına göndermis. Görülmüş ki Alkame nin dili çözülmüş ve kelime-i sehadet getirerek ruhunu teslim ediyor.