• Bu nefisten, heva ve hevesden kurtuldum. Bunların dirisi de bela, ölüsü de bela. Halbuki ben, ister diri olayım,
ister ölüp gideyim, yerim, yurdum Allah'ın lütfundan baska bir yer degildir.
• Ey susmak! Benim özüm sensin, sevdigimin perdesi de sensin. Susmanın en degersiz lütfu, insandan korkunun
da, recanın da yok olup gitmesidir. însan kaderin getirdiklerine karsı susarsa, sikayet etmezse, onda ne korku kalır, ne
de reca...
• Beni kederlerle, belalarla yıkmadıkça, harap etmedikçe Allah, bendeki gizli hazîneyi hiç bana verir mi? Beni
coskun bir sele kaptırmadıkça, nasıl olur da beni çeker, ihsan denizine götürür?
• Ben aynayım, ben aynayım. Ben gevezelik eden, söz söyleyip duran kisi degilim. Ben sustugum için siz benim
gönül feryadımı duyamazsınız. Ancak kulaklarınız göz kesilirse benim perisan halimi görür, anlarsınız.
• Rüzgarda el sallayıp duran agaç gibi el sallamaktayım. Gökyüzünde dönüp dolasan ay gibi çarh etmedeyim.
Yeryüzünde yasadıgım için çarhım, yeryüzü kokuyor, yeryüzü rengindeyim ama ben topraktan yaratılmıs olsam da,
bende ilahî em'anet bulundugu için benim çarhım, gökyüzünün çarhından daha temiz, daha hos....
• Ey söyleyen arif, söyle, söyle de hakîkati söyledigin için sana dua edeyim. Cünkü her seherde dua vakti gelince
güzellesirim, hos, neseli bir hal alırım. Adeta mest olurum.
• Ben abamı, hırkamı senden esirgemem, padisahtan ne gelirse, padisah ne lütfederse yarısının yarısı benimdir.
• Hakîkat kadehi, sonsuzluk kadehi, bana padisahın kendi eliyle sunulmaktadır. 0 sarabın bir yudumunu içen dilenci
günes çesmesi kesilir de nüra susamıs olanlara nür suları ikram eder.
• Benim bogazım hasta, konusamayacagım, ben sustum. Ey güzel sözler söyleyen arif! Sen söyle! Çünkü sen
Davud seslisin, bense ilahî tecellî ile yerinden kopmus, parçalanmıs bir dag gibiyim.