- Bu konu boş.
-
YazarYazılar
-
30 Temmuz 2007: 13:55 #3982
YA RABBİ BİZE NE KADAR ÜSTÜN ŞEREFLİ VE
ŞÜKRÜNÜ EDA EDEMİYECEĞİMİZ BİR NİMET VERDİN Kİ
BİZİ BAŞI BOŞ VE YALNIZ BIRAKMADIN YOLUNDA ŞÜKÜR SANA YARABBİ
HAMD YALNIZ SANA ALLAHIM Kİ ELİMİZDEN TUTUP BİZİ DOĞRU YOLA SEVKEDİP
VE SANA EN KISA MESAFEDEN GELMEYİ ÖĞRETEN BİR MÜRŞİT GÖNDERDİN BİZE
YA RABBİM BİZKİ ACİZ VE GÜNAHKARDIK TEVBENİ NASİP ETTİN ŞÜKÜR SANA YA MEVLAM MÜRŞİDİMİZ HEM KAMİL HEM MÜKEMMEL DİR YANİ MEVLAYİ VE ŞEYHİ SEYYİDİ VE SENEDİ VE MENBİHİ VE BİLHU İSTİMDADİ HZ GAVSI SANİ ABDÜLBAKİ EL HÜSEYNİ Yİ BİZE REHBER EYLEDİN ŞÜKÜR SANA YA MEVLAM BİZ ONU CAHİL KİSELER GİBİ PUTLAŞTIRMADIK İLAH EDİNMEDİK YALNIZCA MÜRŞİD EDİNİP RABITALARIMIZA KONUK DUALARIMIZA VE AHRETİMİZE YOLDAŞ EDİNDİK
SENİNDE KURANI KERİM AZİMÜŞŞANINDA BİLDİRDİĞİN GİBİ ODA SENİN İSTEDİKLERİNİ YAPMAMIZI SÖYLÜYOR VE BİZDE SEN İSTİYORSUN DİYE NURLU SULTANIMIZIN İSTEDİKLERİNİ YAPIYORUZ KARANLIKLAR İÇİNDEKİ RUHUMUZA BİR GÜNEŞ GİBİ DOĞAN MÜRŞİDİMİZDEN NE OLUR RAZI OL ONA SAĞLIK SIHHAT AFİYET VE BEREKETİNDEN İHSAN EYLE
BİZ ONSUZ YAPAMAYIZ BİZE SENİ ZİKRETMEYİ ÖĞRETTİ SENDE KENDİ KATINDA ONU HOŞNUT OLARAK AN.
YA RABBİ BİZE RESUL SEVGİSİNİ SEVGİLİYE HASRETİ ÖĞRETTİ
ANAYA BABAYA SAYGIYI TASAVVUFTAKİ HAYAYI TANITTI
BİZE GAFLET UYKUSUNDAKİ ŞU GARİP GÖNLÜMÜ UYANDIRDI
KANADIMIZ KIRIKKEN YARAMIZI SARIP YÜRÜ KARDEŞİM DEDİ ELİMİZDEN TUTUP YARDIM ETTİ
YA RABBİ SELAMÜN GAVLENMİN RABBİN RAHİM VE BİZ ÖNCE ALLAHIM SANA SONRA HABİBİ ZİŞANA SONRADA GAVSIMIZA SÖZ VERDİK
DOĞRULUKTAN AYRILMAYIZ EY KALPLERİ GÖZLERİ İSTEDİĞİ TARAFA ÇEVİREN RABBİM
BİZİM KALPLERİMİZİ DİNİNDE SABİT EYLE BU CİSMİM GAFLETTEYSE UYANSIN
YA RESULLALLAH OL BAKİ RAVZANDA GÖRENLER BENİ DELİ DİVANE SANSIN
YA RESULALLAH MEDET YA SAHİBEL ENBİYA
YA RABBİ RESULÜNÜ ANIŞIMIZDAN HABERDAR ET
ONU REFİKU ALAYA YÜKSELT ONA MAKAMI MAHMUDU VER
ONA VESİLEYİ LUTFET BİZİ DE AFFET YARABBİ
BİZİ DİNİN KAÇAKLARINDAN EYLEME YA RABBİ KALP KIRMAYIP GÖNÜL ALANLARDAN OLMAYI YARALARA MERHEM OLUP TAKVALI OLMAYI
SANA YAKIŞIR BİR KUL RESULULLAHA S.A.V YAKIŞIR BİR ÜMMET MÜRŞİDİMİZE DE YAKIŞIR BİR SOFİ OLMAYI NASİP ET YA HANNAN YA DEYYAN YA MENNAN YA VEDUD YA RAHMAN YA RAHİM
30 Temmuz 2007: 14:06 #123288Amin kardeşim.
Allah razı olsun.
30 Temmuz 2007: 14:22 #123290BİR GÜZEL PİR YATIYOR BAĞDATIN İLLERİNDE
SÖNMEYEN NUR YANIYOR BAĞDATIN İLLERİNDE
GEYLANİDİR GEYLANİ AŞIKLARIN SEYRANI
GÖNÜLLERİN CANANI ABDÜLKADİR GEYLANİ
BÜYÜKTÜR AKIL ERMEZ
FEYİZİN SONU GELMEZ
BİR BENZERİ GÖRÜLMEZ BAĞDATIN İLLERİNDE
GEYLANİDİR GEYLANİ AŞIKLARIN SEYRANI
GÖNÜLLERİN CANANI ABDÜLKADİR GEYLANİ
MİS YAYIYOR TÜRBESİ AŞK KOKUYOR YÖRESİ
DUYULUYOR NEFESİ BAĞDATIN İLLERİNDE
30 Temmuz 2007: 14:43 #123292SULTANIM SİZİDE KARŞILIKSİZ SEVİYOR
30 Temmuz 2007: 14:48 #123293GEL DE SULTANIM UÇARAK GELEYİM YANINA
30 Temmuz 2007: 15:38 #123294OĞLUM MUHAMMED AKILLI OL
**************************
YA HABİBALLAH YA RESULALLAH ÖNCE SİZE,VE
ZÜRRİYETİNDEN GELEN SULTAN İÇİN
AŞKINI DEVAM ETTİREN ALLAHIN BÜYÜK VELİSİ
YUSUF YÜZLÜ GÜZELLER GÜZELİ
HATIRAN VE EMANETİN EHLİBEYTİN SULTANLAR SULTANINA
1000 SALAVAT HEDİYEM OLSUN
AŞKINLA YANANA SOR BENİ YA RESULAALAH
KAPINA GELEYİM AL BENİ YA RESULALLAH
DOSTLARIMDAN RAZIYIM ALLAHIM
SEN DE ONLARDAN RAZI OL
30 Temmuz 2007: 16:16 #123296allah razı olsun allah kabul etsin kardeşim
30 Temmuz 2007: 16:22 #123298amin amin amin…
Allah kabul etsin.
30 Temmuz 2007: 19:42 #123300SULTANIM
PEYGAMBERİMİN YADİGARI
GİDİYORSUN ZİYARETE
BİZİ DE GÖTÜR ORALARA GÖNLÜNDE,
BİR ZERRE AŞKIMI SÖYLE RESULE
ÖZLEDİĞİMİ SÖYLE
ONU NE DE ÇOK SEVİYORMUŞUM
BİR DE SEN SÖYLE
31 Temmuz 2007: 15:34 #123302TANSİYON KALP ŞEKER SİNİR VE KOLLESTROL HASTALARINA BİRE BİR SULTANIM
31 Temmuz 2007: 15:54 #123303ee doğruya doğru
31 Temmuz 2007: 16:03 #123305BAK KİLİTLİYCEKLER SENİDE BENİDE ŞİMDİ KARDEŞİM OLMADI AMA BAK HEMEN KİLİTLİYOLAR
31 Temmuz 2007: 16:05 #123308MÜRŞİDİ OLMAYANIN MÜRŞİDİ ŞEYTANMI
Bu meselenin iç yüzünü incelemek için şüphesiz en doğru yol, konuyu yanılmaz iki şahidin, yani Kur’an ve Sünnet’in ölçülerine göre ele almak…
Önce şunu belirtelim ki tasavvuf ehli, mürşid deyince gerçekten kendisine uyulmaya layık bir Allah dostunu kasdederler.
Gerçek mürşid alimdir, ariftir, takva ve edebte zirvedir, nur ve feyiz sahibidir. Ayrıca insan terbiyesinde ehliyetli ve irşad işinde izinlidir. Hz. Peygamber (A.S.)’in vârisidir. Çünkü kendisi terbiye olmamış bir kimsenin başkasını terbiye edemeyeceği açıktır.
İkinci olarak, mürşid deyince tek bir insan değil, o insanının etrafında toplanmış, gönlünü ve yönünü Allah’a çevirmiş bir cemaat akla gelmelidir.
Çünkü gerçek mürşid, takva yolunda bir imamdır ve kendisine uyanlar için emin bir rehberdir. Böyle bir mürşidin elinden tutan kimse, aynı zamanda birçok mümin kardeşiyle Allah yolunda el
ele tutmuş demektir. Şeytana karşı bu ne büyük bir kuvvet ve ne sağlam bir siperdir!
Kâmil mürşidden kaçmak, böyle bir cematten uzaklaşmak ve dini yalnız başına yaşamaya çalışmak demektir. Bu ise ne kadar zevksiz bir iş ve desteksiz bir gidiştir! Tasavvuf, topluca tevbe etmek,
birlikte zikretmek, şeytanlara karşı birleşmek, hak için birbirini desteklemek ve cemaat halinde Allah yolunda yürümektir.
Kur’an’ın ve Rasulullah’ın uyarıları
“Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır” sözü, Hz. Kur’an’a aykırı değildir; aksine birçok ayet tarafından desteklenmektedir. Çünkü, tek başına kalan bir kimesenin insan ve cin şeytanlarına yem olacağına Kur’an’daki pek çok ayet işaret etmektedir.
Allahu Tealâ, kendi yolunda topluca hareket etmemizi emrediyor. Parçalanmayı, dağılmayı, tek başına kalmayı yasaklıyor (Al-i İmran/102-103).
Bunun, düşmanlar karşısında zayıflık ve mağlubiyet sebebi olacağını belirtiyor (Enfal/46).
Cenab-ı Hak hepimizi gerçek takvaya çağırıyor ve bunun için sadık kullarla beraber olmamızı istiyor (Tevbe/119).
Allah’ın zikrinden kaçanların şeytanın kucağına düştüğünü de Kur’an-ı Kerim şöyle ifade ediyor:
“Her kim Rahman olan Allah’ın zikrinden gafil kalırsa, biz ona bir şeytan musallat ederiz; o şeytan ondan hiç ayrılmaz. Bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar, onlar ise kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.” (Zuhruf/36-37)
“Rehberi olmayanın, tek başına kalanın rehberi şeytandır” sözü, bir çok hadis-i şerifin ortak manasını da ifade etmektedir. Şöyle ki, Rasulullah (A.S.) Efendimiz, şeytanın insan kurdu olduğunu, herkese pusu kurduğunu ve cemaattan ayrılan, tek başına kalan kimseyi kolayca yuttuğunu haber veriyor. İşte Rahmet Peygamberi’nin uyarıları:
“Şeytan insan kurdudur; sürüden ayrılan, tek başına kalan koyunu dağdaki kurt nasıl kaparsa, cemaatten ayrılan kimseyi de şeytan öylece kapar.” (Ahmed, Tabaranî)
“Sizin cemaat halinde bulunmanız gerekir. Ayrılıktan, tek başına kalmaktan sakının. Şüphesiz şeytan tek başına kalanla beraberdir. O, (Allah için beraber olan) iki kişiden uzak durur.” (Tirmizî, Ahmed, Hakim)
“Şüphesiz Allahu Tealâ, ümmetimi sapık fikir ve fitne üzerinde bir araya getirmez. Allah’ın eli (rahmet ve desteği) cemaatin üzerindedir. Kim cemaattan ayrılırsa ateşe düşer.” (Tirmizî, Tabaranî)
Bu mealdeki hadislerin ortak manası ve uyarısı şudur: Dini tek başına yaşamaya kalkmayın. Allah yolunda birlik olun, alimlere uyun, takva üzere giden cemaata sımsıkı yapışın. Tek başına kalanın kalbini şeytan sarar, yolundan alıkoyar ve kolayca zarara sokar. Bu düşmana karşı birlik kalesine girin, Allah sevgisini siper edinin ve ölene kadar böyle gidin. Emniyetiniz budur. Şu halde “başında bir rehberi olmayanın rehberi şeytandır” sözü Kur’an ve Sünnet’e aykırı değildir.
Tecrübeler de onu desteklemektedir. Bir üstada gitmeden, alim bir rehberi bulunmadan, peygamberlerden başka kâmil olan kimse yoktur. Maddi sanat ve fenlerde de durum aynıdır. Başında bir usta olmadan hiçbir çırak, kolay kolay usta olamaz. Arifler demişlerdir ki: “Kendi başına büyüyen ağaç yaprak açar, fakat meyve vermez. Verse de meyvesi yenmez. Bir edeb ehlini görmeyen gerçek edeb nedir bilmez. Bildikleri de kendisine yetmez.”
Kur’an ve Sünnet’i rehberle yaşamak
Bazıları, “Biz Kur’an ve sünnete uyduktan sonra niye sapıtalım ki? Bizim emniyetimiz mürşide değil, Kur’an ve Sünnet’e uymaktır. Mürşide ve müridlerine lazım olan da bu değil mi?” diye soruyorlar.
Evet, hepimiz içimiz ve dışımızla ilahi hükümlere uymakla mükellefiz. Kâmil mürşidlerin bundan başka bir hedefi yoktur. Bütün mesele, her durumda Kur’an ve Sünnet çizgisinde giden Allah adamı olabilmektir. Buna ihsan makamında kulluk denir. Acaba bunun en güzel yolu nedir? Sadece okumak mı, yoksa yolu bilene uymak mı? Mesafesi uzun, engelleri çok, tehlikeleri fazla, her yanı gizli düşmanlarla çevrili bir yolu, sadece tarifle mi gitmek emniyetlidir, yoksa yolu bilen bir rehberle mi?
Bu yol, insanın benliğini aşıp hakikatına ulaşma yoludur. Bu yoldaki en büyük engel insanın nefsidir. Bu yol, Alemlerin Rabbi’ne gerçekten kul olma yoludur. Onun etrafı düşmanlarla
doludur. Yalnız gidilmez, yol çok uzundur.
31 Temmuz 2007: 16:06 #123310ya öle değil …. maddi manevi hastalıkların kaynağı elbet O'nu tanımamak… peygamber efendimiz (SAV) olmasaydı biz mahvolanlardan olmuştuk. ALLAH diyebilirmiydik!!!!! he sen söle.
31 Temmuz 2007: 16:09 #123312NE DEMEK İSTEDİN KARDEŞİM KİMİ TANIMAMAK
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.